Kurlar Yükleniyor...
articledummy

DANG HUMMASI Ding Dong! 2

1950'li, 60'lı yılların Türkiye'sinde bir tabela vardı:

Sıtma Savaş.

Ekipler köy köy gezer, hastayı arar, su birikintilerini kontrol eder, evleri ilaçlar, ateşi çıkan vatandaşın kanını alır, sivrisinekle mücadele ederdi.

Cumhuriyet bir şeyi biliyordu:

Sivrisinek yalnızca kaşındırmaz. Hastalık taşır.

Mesele o kadar ciddiydi ki 1960 yılında 7402 sayılı Sıtmanın İmhası Hakkında Kanun çıkarıldı.

Kanunun ikinci maddesi meseleyi iki cümlede özetliyordu:

Hastayı bul.

Sivrisineği yok et.

Üçüncü maddesi ise bunun için bölge teşkilatları, enstitüler ve laboratuvarların kurulmasına imkân veriyordu.

Bugünün diliyle söylersek...

Cumhuriyet sivrisineğe karşı kurumsal kapasite oluşturmuştu.

2010 yılı.

Fransa.

Nice.

İki kişide dengue, yani dang humması tespit edildi.

İkisinin de yakın zamanda dengue'nin yaygın olduğu bir ülkeye seyahat öyküsü yoktu.

Yani hastalığı Fransa'da almışlardı.

Bunlar Fransa anakarasında bildirilen ilk yerli dengue vakalarıydı.

Virüsü taşıyabilecek sivrisinek ise Avrupa'ya çoktan yerleşmişti:

Aedes albopictus.

Namıdiğer...

Asya kaplan sivrisineği.

2010'da iki vakayla başlayan hikâye orada kalmadı.

2022'de Fransa'da dokuz ayrı yerli bulaş olayında toplam 65 vaka bildirildi.

2023'te dengue artık Fransa'nın güneyine de sıkışmış değildi.

Paris bölgesinde üç kişilik bir ailede yerli bulaş görüldü.

Araştırmacıların dikkat çektiği nedenler tanıdıktı:

Artan uluslararası seyahat.

Isınan iklim.

Yerleşen Aedes sivrisinekleri.

2025'te yeni yerli vakalar bildirildi.

2026'da da zincir kopmadı.

Avrupa Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi'nin (ECDC) 22 Temmuz 2026 verilerine göre Avrupa'da o tarihe kadar yerli dengue vakası bildiren ülke yine Fransa'ydı.

Demek ki 2010'daki iki vaka, tesadüfen açılıp kapanmış bir parantez değildi.

Bir dönemin habercisiydi.

Aedes albopictus Türkiye'de ilk kez 2011'de Trakya'da tespit edildi.

Sonraki yıllarda yayılım alanı genişledi.

2015'te Aedes aegypti de Türkiye'nin kuzeydoğusunda tespit edildi.

2019'a gelindiğinde araştırmalar Karadeniz, Marmara, Ege, Akdeniz ve İç Anadolu'yu kapsıyordu.

Yani mesele artık:

“Türkiye'ye gelir mi?” değil.

Burada.

Üstelik mesele yalnızca dengue de değil.

Aedes sivrisinekleri chikungunya ve Zika gibi başka virüsleri de taşıyabiliyor. Bazı Aedes türleri sarı hummanın da önemli vektörleri arasında.

Her hastalığın Türkiye açısından riski elbette aynı değil.

Ama denklem basit:

Virüs + kanında virüs bulunan insan + hastalığı taşıyabilen sivrisinek + uygun sıcaklık = yerel bulaş ihtimali.

Türkiye ise yılda on milyonlarca insanın giriş çıkış yaptığı dünyanın önemli turizm destinasyonlarından biri.

Dengue'nin yoğun görüldüğü bir ülkeden gelen, kanında virüs bulunan bir yolcuyu Aedes ısırır; ardından başka bir insanı ısırırsa bulaş zinciri başlayabilir:

İthal vaka → sivrisinek → yerli bulaş.

Fransa'nın 2010'da yaşadığı da buydu.

13 Ağustos 2026.

Gazeteci Serdar Akinan, dengue virüsüne yakalandığını açıkladı.

Yüksek ateşi anlattı.

Ağır halsizliğini anlattı.

Yaşadığı korkuyu anlattı.

Hatta vasiyetini anlattı.

Burada önemli bir ayrıntı var:

Mevcut bilgiler Akinan'ın virüsü Türkiye'de aldığını göstermiyor.

Dolayısıyla bu vakaya “Türkiye'nin ilk yerli dengue vakası” diyemeyiz.

Ama artık şu soruyu sorabiliriz:

Türkiye'nin ilk yerli vakasına ne kadar uzağız?

2026'nın ilk yedi ayında dünyada 1,5 milyondan fazla dengue vakası bildirildi.

90'dan fazla ülke ve bölgede vaka var.

Ve bu ülkelerden her gün milyonlarca insan uçaklara biniyor.

İnsan hareketliliği var.

İklim giderek daha elverişli hâle geliyor.

O hâlde soru artık “Türkiye'de olabilir mi?” değil:

İlk yerli bulaş ne zaman olabilir?

 

Türkiye açısından mesele artık yalnızca halk sağlığı değil.

Turizm meselesi.

Yarının turisti yalnızca denize, otele ve fiyata bakmayacak.

Ülkesinin seyahat sağlığı uyarısına da bakacak.

Dengue var mı?

Chikungunya var mı?

Çocuğumu götürmeli miyim?

Bir salgın çıkmasına bile gerek olmayabilir.

Bazen risk algısı yeter.

Dengue artık uzaktaki bir “tropikal hastalık” değil.

Aedes Türkiye'de de var.

Su varsa ürer.

İnsan varsa ısırır.

Virüs varsa taşıyabilir.

70 yıl önce “Sıtma Savaş” teşkilatlarını kuran Türkiye'nin bugün Aedes izlemesini ve mücadelesini, özellikle turizm bölgelerinde çok daha ciddi ele alması gerekiyor.

Gelecekte turizmde en büyük rakibimiz İspanya, Yunanistan veya Mısır olmayabilir.

Bazen...

Bir saksının dibinde unutulan üç santimetre su ve onun içinde büyüyen...

Birkaç milimetrelik bir sivrisinek olabilir.

 

Yayın Tarihi
16.08.2026
Bu Haber İçin Yorum Yapın
NOT: E-Mail adresiniz web sitemiz üzerinde yayınlanmayacaktır.
CAPTCHA Image
Bu makaleye ilk yorumu yazan siz olun.

Çerez Kullanımı

Kullandığımız çerezler hakkında bilgi almak ve haklarınızı öğrenmek için Çerez Politikamıza bakabilirsiniz.

Daha Fazla