Sıklıkla turizmde büyük stratejilerden, vizyonlardan ve gelecek öngörülerinden konuşuyoruz. Bunlar tabiiki çok değerli yaklaşımlar.
Ama tersten bir bakış açısıyla en temelden başlayıp yukarıya doğru ilerlemek, küçük görünen yanlışları düzeltmek, bir turizm ülkesinin gelişimi için çok daha güçlü bir yöntem haline dönüşebiliyor. Dünyada bu yaklaşımın bir çok örneğini görüyoruz.
Türkiye çok güçlü bir turizm ülkesi. Tam da bu yüzden, dünyanın en iyi destinasyonlarıyla aynı ve hatta daha yüksek kalite standardını hedeflemek zorunluluğumuz mevcut.
Dünyanın en iyi destinasyonları ayrıntıları ciddiye alıyor. Türkiye de bunu yapabilecek potansiyele sahip.
Kurallara uyan, sorumlu davranan, çevresine sahip çıkan ve memleketini gerçekten seven herkesi tenzih ederek, aşağıdaki hususlara, geleceğimiz ve gelişimimiz için dikkat çekmek isterim;
Arabadan, tekneden, evden, yürürken, koşarken ya da yüzerken çevreye çöp atanlara gerçekten caydırıcı cezalar verilse… Tekrarında bu cezalar daha da ağırlaşsa…
Orman yangınına hassas bir bölgede izmarit atmak, sıradan bir çevre kabahati olarak görülmese… Böyle bir davranış yalnızca yere çöp atmak değil, ormanı, binlerce canlıyı, yerleşim alanlarını ve insan hayatını tehlikeye atmaktır. Bu nedenle bu hareket, üst düzey bir suç olarak değerlendirilse…
Denizi karadan ya da denizden kirleten; göle, nehre, toprağa atık bırakan kişi, işletme veya kuruluş, yalnızca para cezası ödemese… Verdiği zararı temizlemek, onarmak ve doğayı eski haline getirmekle de yükümlü olsa…
Ağaca, kurda, kuşa, sokak hayvanına ve doğal yaşama zarar verenler için caydırıcı yaptırımlar es geçilmeden tavizsiz uygulansa…
Güzelim doğa alanlarına moloz döken ya da döktürenler yalnızca küçük bir cezayla kurtulamasa…
Piknik yaptığı alanı kirli bırakan, yere tüküren, yüksek egzoz ve motor sesiyle çevreyi rahatsız eden, kamu malına zarar veren kişi ya da kişiler bunun gerçek bedelini ödese…
Havai fişeğe artık veda edilse…
Yaya geçitlerini yol gibi kullanan motosikletlere, riskli araç kullananlara ve insanların hayatını tehlikeye atan sürücülere etkin biçimde müdahale edilse…
Vatandaş, çevre ihlallerini, riskli sürüşleri ve kamu düzenini bozan davranışları, tarih, konum ve görüntü bilgisiyle güvenli bir kamu sistemine yükleyebilse… Bu kayıtlar sosyal medyada teşhir veya linç amacıyla değil, gizlilik içinde yetkili birimlerce incelense… Doğru bildirimde bulunan vatandaşa teşekkür edilse, kötü niyetli ve sahte ihbarlar da cezalandırılsa… Bu davranış şekli etkin bir kontrol mekanizmasına, toplum alışkanlığına dönüşse,
Turisti rahatsız ederek, kolundan, paçasından çekerek satış yapmaya çalışanlara, ısrar, baskı ve olumsuz davranış şekilleriyle ülke imajını aşağı çekenlere ciddi yaptırımlar uygulansa…
Dükkanlarda etiketsiz ürün olmasa…
Turiste farklı, yerliye farklı fiyat uygulandığı tespit edildiği anda ağır ceza verilse…
Fiyatlar herkes için açık, görünür ve dürüst olsa…
Transfer araçları, taksiler, minibüsler ve dolmuşlar hijyen, güvenlik, sürücü davranışı ve hizmet kalitesi açısından düzenli olarak denetlense… İyi olanlar örnek gösterilip ödüllendirilse, kötü hizmet verenler uyarıdan sonra sistemin dışında bırakılsa…
Havalimanına inen bir misafirin pasaporttan bagaja, taksiden transfere, temizlikten yönlendirmeye kadar yaşadığı bütün süreç ülke imajının parçası olarak ele alınsa… Bu deneyimi iyileştirecek özel projeler geliştirilse…
İngilizce ve gerekli diğer dillerde şehirde her yerde yönlendirmeler artırılsa…
Turistlerin güvenle dolaşabileceği dijital haritalar, yürüyüş ve bisiklet rotaları, acil durum noktaları ve kolay anlaşılır şehir uygulamaları geliştirilse…
Turist akımının yoğun olduğu güzergahlarda peyzaj, bina cepheleri, tabelalar, dükkanlar ve işletmeler belli bir kalite standardına sahip olsa…
Kaldırımları kırmızıya, maviye, sarıya boyamak, sonra bu boyaların kabuk kabuk atmalarını, kötü görünümünü izlemek, onca parayı tekrar tekrar harcamak yerine, kaldırımların kendi doğal malzemesi ve rengi korunsa… güzel nitelikli kaldırım konseptleri geliştirilse…
Şehirleri boya ile değil; temizlik, sadelik, iyi mimari ve nitelikli peyzajla güzelleştirsek…
Çöp ve taşıma kamyonları alttan izole ve sızdırmaz olsa, pis suyunu caddeye, sokağa dökmese…
Parklardaki lambalara, banklara, plaj donatılarına ve kamu malına zarar verenlerden, oluşan zararın tamamı tahsil edilse…
Tarihi dokuya ve kültürel mirasa zarar verenler ciddi yaptırımlar ile yargılansa…
Turiste bize ait olmayan yapay kültürleri ve kopya dekorları sunmak yerine; kendi mimarimizi, gastronomimizi, zanaatımızı, müziğimizi, hikayelerimizi ve yaşam kültürümüzü daha iyi anlatsak… Özgün olanı koruyan işletmeler desteklense…
Ülkeye gelen her turist adına sembolik bir fidan dikilse ya da doğaya katkı payı ayrılsa… Yalnızca dikilmiş görünmek için bu aksiyon olmasa, doğru tür seçilse, bakımı yapılsa ve yıllar sonra yaşayıp yaşamadığı takip edilse…
Kurallar yalnızca vatandaşa ve özel işletmelere değil; belediyelere, kamu kurumlarına ve kamu işletmelerine de aynı kararlılıkla uygulansa…
Ceza gelirleri genel bütçe içinde kaybolmak yerine, ihlalin gerçekleştiği bölgenin temizliği, doğası, güvenliği ve ziyaretçi deneyimi için kullanılsa…
Derdimiz; asla kurallara uyanlarla, doğru örnek olanlarla değil. Onlara binlerce teşekkür etmemiz gerekir. Ülkemiz ve turizm adına yaptıkları çok değerli.
Ayrıca belirtilen konularda,samimiyet ve özveriyle aksiyonlarını, çabalarını, ortaya koyarak gelişime değer ve katkı sunan tüm kamu kurumlarına, yöneticilerine, özel kuruluşlara, duyarlı işletmelere, turizm çalışanlarına ve tüm ilgili paydaşlara ayrıca gönülden teşekkürler…
Derdimiz; düzgün iş yapan, yatırım yapan, üreten, emek veren, ülkesini seven insanların, hakkını ve emeğini çalanlarla… Doğamızı, şehirlerimizi, turizmimizi ve ülke itibarımızı aşağı çekenlerle…
Değer katanlar desteklense, koruyanlara teşekkür edilse, zarar verenler de yaptıklarının gerçek bedelini ödese…
Sokaklarımız daha temiz, denizlerimiz daha berrak, şehirlerimiz daha sakin, hizmetlerimiz daha ilkeli ve güzelliği eşsiz olan ülkemiz çok daha güzel olsa…
Acaba nasıl olurdu?