Kurlar Yükleniyor...
articledummy

Yağmur yağıyor, Seller Akıyor

Yağmur yağıyor.
Eskiden toprak suya kavuşur, hava temizlenir sanırdık.

Artık her şiddetli yağmurdan sonra içimiz rahat değil. Yağmurdan birkaç gün sonra hastanelerde kusma, ishal, halsizlik…tabloları artacak. Ve yine aynı soru sorulacak: “Ne oldu?”

Sorun yağmur değil.
Sorun, bu yağmura hazır olmayan şehirler.

Betonla kapladık her yeri.
Toprağı azalttık.
Yağmurun süzüleceği alan bırakmadık.

Sonra da şaşırdık: “Bu kadar su nereye gidecek?”

Gitmiyor. Kanalizasyona yükleniyor. Ama o kanalizasyon sistemleri de çoğu şehirde eski, yetersiz, artan nüfusa göre güncellenmemiş. Yağmur suyu ile atık su aynı borulardan akıyor. Yağış şiddetlenince sistem taşıyor. Rögarlar doluyor. Giderler geri basıyor. Bodrumlara pis su doluyor.

O su sadece çamur değil.
İçinde insan dışkısı var.
Virüs var.

Bilim insanları buna “birleşik kanalizasyon taşması” diyor. Sel sonrası salgınların en temel nedenlerinden biri.

Mesele sadece kanalizasyon değil. İçme suyu hatları da bu yükü kaldıramayabiliyor. Eski borular, basınç düşüşleri, bakımı yapılmamış su depoları… Bir sızıntı, bir geri akış, bir ihmal.

Musluktan akan su berrak olabilir ama mikrobiyolojik olarak güvenli olmayabilir.

Dünya genelindeki salgın kayıtlarına bakıldığında özellikle bir isim öne çıkıyor: norovirüs. Çok az miktarı bile hastalık yapabilen, yüzeylerde uzun süre yaşayabilen, klora karşı dayanıklı bir virüs. Bir akşam iyi hissedersiniz, gece mide ağrısı başlar. Sabah kusma, öğlene ishal… Ve kısa sürede başkaları da aynı tabloyu yaşar.

Şimdi gelelim işin otel tarafına.

Şehir altyapısı zorlanırken, o şehrin içinde faaliyet gösteren oteller de aynı sistemin parçasıdır. Ancak burada kritik bir fark vardır: oteller su güvenliğini yönetmek zorundadır. Otelde onlarca insan aynı suyu içer, aynı mutfaktan beslenir, aynı havayı solur.

Su güvenliğini yeterince ciddiye almayan tesisler var.

Taşkın sonrası su depoları kontrol ediliyor mu?
Klor seviyeleri düzenli ölçülüyor mu?
Depo kapakları sızdırmaz mı?
Buz makineleri, içecek hatları, arıtma sistemleri yağış sonrası denetleniyor mu?
Yoksa “şebeke suyu temizdir” denilip geçiliyor mu?

Altyapı yetersizliği şehir ölçeğinde bir risk yaratırken, su güvenliğini yönetmeyen oteller bu riski katlıyor. Üstelik yağmur insanları kapalı alanlara topluyor. Havuz kapanıyor, bahçe boşalıyor, herkes lobby’de. Temas artıyor, havalandırma yetersizse risk büyüyor.

Yağmur virüs üretmez.
Ama sistem zayıfsa, virüs için ortam hazırlar.

Gelişmiş ülkelerde bile şiddetli yağışlardan sonra mide-bağırsak salgınlarının arttığını gösteren çalışmalar var. Geriye dönüp bakıldığında çoğu vakada altyapı sorunu, su sisteminde bozulma ya da kanalizasyon taşması görülüyor. Hastalık bugün çıkıyor ama nedeni haftalar önce yaşanmış bir ihmal.

O yüzden sorulması gereken soru şu değil:
“Ne kadar yağmur yağdı?”

Asıl soru şu:
“Bu şehir, bu altyapı ve bu otel, artan aşırı yağışlara gerçekten hazır mı? Suyunu gerçekten güvenli yönetebiliyor mu?”

Eğer bu soruya teknik, belgeli ve net bir “evet” verilemiyorsa, ortaya çıkan her kusma ve ishal vakası tesadüf değildir.

Yağmur yağıyor.
Mesele yağmur değil.
Mesele, o yağmurdan sonra ne yaptığımız.

 

Yayın Tarihi
11.02.2026
Bu Haber İçin Yorum Yapın
NOT: E-Mail adresiniz web sitemiz üzerinde yayınlanmayacaktır.
CAPTCHA Image
Bu makaleye ilk yorumu yazan siz olun.

Çerez Kullanımı

Kullandığımız çerezler hakkında bilgi almak ve haklarınızı öğrenmek için Çerez Politikamıza bakabilirsiniz.

Daha Fazla