Resim tahmin ettiğimizden daha büyük bir boyutta. Ve başlıktaki soru, sebepsiz değil. İşin daha da sıkıntılı yanı elimizden pek bir şey gelmiyor. Atılan her füze, savaşın süresini daha da uzatıyor. Savaş uzadıkça gerginlik artıyor. Artan gerginlik restleşmelerle sürdürülüyor. Küresel turizm sektörü, pandeminin yaralarını henüz tam olarak saramamışken şimdi de yeni ve çok daha tehlikeli bir dalgayla karşı karşıya: petrol fiyatlarındaki sert artış.
Son bir ay içinde uçak yakıt maliyetlerinin iki katına çıkması, sadece bir maliyet artışı değil, turizmin temel dinamiklerini sarsan yapısal bir krizdir. Çünkü turizm dediğimiz sektörün kalbinde ulaşım vardır. Ulaşım pahalıysa, turizm erişilemez hale gelir.
Uçuş Maliyetleri: Zincirin Kırılan Halkası
Havayolu şirketleri için yakıt, toplam maliyetlerin %25 ila %40’ını oluşturur. Bu kalemin kısa sürede iki katına çıkması, matematiksel olarak tek bir sonucu doğurur:
bilet fiyatlarının sert şekilde yükselmesi.
Bugün Avrupa’dan Akdeniz’e yapılan bir uçuşun maliyeti, birkaç hafta öncesine göre dramatik biçimde artmış durumda. Eğer ortalama bir örnekleme yaparsak bu, Avrupa’dan Antalya’ya yapılan bir uçuşa (gidiş geliş) 60 € ile 80 € arasında bir artış demektir. Bu artışı tur operatörlerinin ya da havayollarının absorbe etmesi artık mümkün değil. Bunun misafire yansıması ise mesela dört kişilik bir ailede önemli bir ilave yük demektir.
Bu noktada sektör bir yol ayrımına geliyor:
- Ya fiyatlar yükseltilecek
- Ya da operasyonlar azaltılacak
Her iki senaryo da turizm için risklidir.
Fiyat Artışı = Talep Düşüşü
Turizm, fiyat hassasiyeti yüksek bir sektördür. Özellikle Avrupa pazarında orta ve üst yaş grubundaki müşteriler bile artık harcamalarını daha dikkatli planlıyor.
Bir paket turun %20–30 oranında artması bile talebi ciddi şekilde etkilerken, mevcut durumda oluşabilecek artışlar bunun çok ötesindedir.
Sonuç açık: