Kurlar Yükleniyor...
articledummy

AKDENİZ VE KIZILDENİZ ARASINDA YÜKSELEN TURİZM REKABETİ

HURGHADA MI, ANTALYA MI?

Dört gündür Mısır’ın Kızıldeniz kıyısındaki Hurghada bölgesindeyim. Daha önce de birkaç kez geldiğim bu destinasyonda, bu kez çok daha dikkatli gözlem yapma fırsatı buldum. El Gouna’dan Makadi Bay’e, Sahl Hasheesh’ten Soma Bay’e kadar onlarca otel gezdim, yatırımcılarla ve otel yöneticileriyle görüştüm. Her otelde, her toplantıda zihnimde aynı soru dönüp durdu:

“Hurghada gerçekten Antalya’ya rakip olabilir mi?”

Bu sorunun cevabı basit değil. Çünkü biri onlarca yıllık tecrübesiyle Avrupa’nın en güçlü resort destinasyonlarından biri olmuş Antalya… Diğeri ise çok daha düşük maliyetlerle büyüyen, agresif yatırımlarla dikkat çeken ve özellikle Avrupa pazarında hızla yükselen Hurghada.

Konuyu önyargısız , kestirmeden bakmadan birtakım verileri, potansiyel avantajları ve dezavantajları analiz ederek ele almaya çalışacağım. Ben Antalya’da turizm hayatına başlamış 38 yıldır Antalya turizminin içinde yoğrulan bir kişi olarak bunu bir görev olarak görüyor ve tecrübelerimi sektörün ve özellikle genç turizmcilerin bilgisine sunuyorum. Bunun bize doğru pozisyon almada yol göstereceğini ve bölgeyi hiç tanımayan meslektaşlarıma küçük bir ışık yakmak adına katkı sağlayacağına inanıyorum.

ANTALYA: OTURMUŞ BİR TURİZM İMPARATORLUĞU

Hepimizin malumu Antalya artık yaklaşık 16-17 milyon yabancı ziyaretçi ağırlayan dev bir turizm ekonomisi haline geldi. Yatak kapasitesi 700 bine yaklaşmış durumda. Hurghada ise henüz daha küçük ölçekli görünse de, yıl boyu devam eden iklim avantajı, uygun fiyat politikası ve yatırım iştahı sayesinde dünyanın en hızlı büyüyen resort bölgelerinden biri olma yolunda ilerliyor.

Antalya artık yalnızca Türkiye’nin değil, Avrupa’nın da en güçlü tatil destinasyonlarından biri. Lara, Belek, Side, Kemer, Alanya ve Kaş gibi birbirinden tamamen farklı segmentlere hitap eden alt destinasyonlarıyla çok geniş bir turizm yelpazesine sahip.

Son 10 yılda savaşlar, pandemi ve ekonomik krizler yaşanmasına rağmen Antalya sürekli büyümeyi başardı.

  • 2015’te yaklaşık 11 milyon turist ağırlayan şehir,
  • 2016’daki Rusya krizinde ciddi darbe aldı,
  • Pandemi sonrası ise yeniden büyük bir sıçrama yaptı.

Bugün Antalya’nın gücü aslında yalnızca deniz-kum-güneş turizminden gelmiyor. Bunlar tek başına bir turistin gelmesi için yeterli değil.

  • Güçlü havalimanı altyapısı,
  • Çok gelişmiş “all inclusive” sistemi,
  • Deneyimli insan kaynağı,
  • Golf, spor, sağlık ve kongre gibi farklı turizm ürünleri,
  • Operasyonel tecrübesi

onu rakiplerinden ayırıyor.

Özellikle Belek bölgesi artık sadece bir tatil merkezi değil; Avrupa golf turizminin en önemli merkezlerinden biri haline geldi.

Ancak Antalya’nın bununla beraber sorunları da büyüyor.

Artan enerji maliyetleri, personel sıkıntısı, yükselen işletme giderleri ve kontrolsüz yatak kapasitesi artışı sektör üzerinde baskı oluşturuyor. Son yıllarda Avrupa pazarında “Antalya pahalılaşıyor” algısı da giderek güçlenmeye başladı.

Açık konuşmak gerekirse Antalya bugün biraz kendi başarısının altında ezilmeye başladı.

Ve en önemlisi…

Kontrolsüz büyüme devam ediyor.

Yatak kapasitesi kontrolsüz artıyor. Yeni oteller yapılmaya devam ediyor. Ben günün birinde Antalya’daki otelcilerin hep birlikte “Artık yeni otel yapmayın!” diye isyan edeceğini düşünüyorum. Çünkü mesele artık sadece yatak sayısını artırmak değil; o yatağı sürdürülebilir şekilde doldurabilmek.

HURGHADA: DAHA UCUZ, DAHA AÇ VE DAHA AGRESİF

Hurghada ise tamamen farklı bir model üzerine kurulmuş. Bizim 30 yıl önceki halimiz.

Burası hâlâ büyüme aşamasındaki bir destinasyon. Bölge özellikle Almanlar, Ruslar, İngilizler, Polonyalılar, Çekler ve Doğu Avrupa pazarında çok hızlı büyüyor. Aslında baktığımızda Antalya’nın beslendiği pazarlardan besleniyor.

Üstelik önemli bir avantajı daha var:

Çocuklu aileler.

Özellikle uygun fiyatlı her şey dahil sistemleri Avrupa’daki orta gelir grubunu ciddi şekilde çekiyor.

Hurghada’nın en büyük avantajları şunlar:

  • 12 ay denize girilebilir iklim,
  • Düşük operasyon maliyetleri,
  • Daha ucuz personel giderleri,
  • Uygun yatırım maliyetleri,
  • Dalış ve su sporlarında dünya çapında güçlü bir marka olması.

Bugün Hurghada’daki birçok kaliteli 5 yıldızlı otel, aynı kalitede olmamasıyla birlikte Antalya’daki benzer segment otellere göre yüzde 20-40 daha düşük fiyatlarla satış yapabiliyor.

Ve dürüst olmak gerekirse burada dikkatimi çeken önemli bir konu daha oldu:

Misafir memnuniyeti.

Alman ve İngiliz turistlerle sohbet ettim. Genel memnuniyet oranı oldukça yüksek. İlginç olan şu ki; Türkiye’de turistlerin “problem” olarak gördüğü bazı konular, Hurghada’da “Burası Afrika” anlayışıyla daha toleranslı karşılanabiliyor.

Bu psikolojik avantaj küçümsenmemeli.

Ancak Hurghada’nın önemli eksileri de var:

  • Şehir kültürü Antalya kadar gelişmiş değil,
  • Çevre düzeni zayıf,
  • Kirlilik ve hijyen sorunları hissediliyor,
  • Hizmet standardı otelden otele ciddi farklılık gösteriyor,
  • Gastronomi kültürü sınırlı,
  • Eğitimli personel eksikliği sürüyor.

Ayrıca güvenlik algısı hâlâ kırılgan.

Özellikle son dönemde Kızıldeniz’de yaşanan bazı tekne ve deniz kazalarının Avrupa basınında geniş yer alması, rezervasyon psikolojisini kısa vadede etkileyebilir. Mısır turizmini savaş pek etkilemedi ama bir köpek balığı bitirebilir.

YATAK KAPASİTESİ YARIŞI

Antalya bugün yaklaşık 700 bin yatak kapasitesine yaklaşmış durumda.

Hurghada ve çevresi ise 250-300 bin yatak kapasitesiyle büyümeye devam ediyor. Ancak burada dikkat çeken konu şu:

Hurghada’nın önünde sınırsız gibi görünen uçsuz bucaksız çöl alanları var.

İskenderiye’den, Assuan’a yeni oteller, yeni marina projeleri, yeni resort alanları, otoyollar ve havalimanları peş peşe geliyor. Mega şehir Kahire yeniden kuruluyor.

Mısır hükümeti 2028’e kadar 30 milyon turist hedefi koymuş durumda ve Hurghada bu hedefin merkezlerinden biri.

Fakat benim gördüğüm kadarıyla Hurghada da Antalya’nın yıllar önce yaptığı hataya doğru ilerliyor:

“Turist sayısına kilitlenmek.”

Oysa önemli olan sadece sayı değil, karlılık, sürdürülebilirlik, kalite ve destinasyon değeridir.

 

 

FİYAT MI, KALİTE Mİ?

Bugün aslında Antalya ile Hurghada arasındaki temel fark tam olarak burada ortaya çıkıyor.

Antalya uzun yıllardır kaliteyi yükselterek büyümeye çalıştı. En azından belli bölgelerde ve belli tesislerde bunu başardı.

Hurghada ise şu an daha çok fiyat avantajıyla büyüyor.

Yani biri kalite merkezli, diğeri fiyat merkezli bir model uyguluyor.

Önümüzdeki 10 yılın asıl sorusu şu olacak:

Antalya kaliteyi koruyabilecek mi?
Hurghada ise kaliteyi yükseltebilecek mi?

Eğer Antalya maliyet artışlarını kontrol edemezse Avrupa’nın orta gelirli turistini kaybetme riski yaşayabilir.

Eğer Hurghada hizmet kalitesini yükseltir ve güvenlik algısını güçlendirirse Avrupa turizminde çok daha büyük bir oyuncuya dönüşebilir.

Ama bugün itibarıyla gerçek şu:

Antalya hâlâ Akdeniz’in en güçlü turizm markalarından biri.

Hurghada ise dünyanın en hızlı yükselen resort destinasyonlarından biri olmaya aday.

Ve görünen o ki önümüzdeki yıllarda turizm sektörü bu iki destinasyonu çok daha fazla yan yana konuşacak.

Sözün özü gelecekteki rakibimiz artık Mayorka değil, Antalya’yı örnek alan Hurghada olacak…

 

Yayın Tarihi
23.05.2026
Bu Haber İçin Yorum Yapın
NOT: E-Mail adresiniz web sitemiz üzerinde yayınlanmayacaktır.
CAPTCHA Image
Bu makaleye ilk yorumu yazan siz olun.

Yazara Ait Diğer Makaleler

Çerez Kullanımı

Kullandığımız çerezler hakkında bilgi almak ve haklarınızı öğrenmek için Çerez Politikamıza bakabilirsiniz.

Daha Fazla