Kurlar Yükleniyor...
articledummy

İZMİR’E BAŞKA TÜRLÜ BAKMAK

Turizm sezonunun başladığı bir dönemdeyiz. Okullar da tatile girdi. İç turizmde hareketlenmeye başlar. Bugün yazımda iki başlığı ele almak istiyorum. Özellikle ilki yerli turisti zamanında küstürdük. Yurt dışından yabancı operatörlerle gelen turistin ödediği ücret ile yerli turistin ödediği ücret arasında çok ciddi farklar vardı. Bu adaletsizliğin giderilmesi gerekmektedir. Şu an eskisi gibi fark olmasa da o makasın mutlaka çok açık olmaması gerekmektedir. Bu yüzden bir çok kişi yurt dışında tatilini geçirmeyi tercih etmektedir. Bu sene fiyat farkları yüzünden yerli turisti kaçırmayalım. Yurt dışından turizm kanalı ile döviz kazandıracağız diye o kadar uğraşırken. Bu şekilde yurt dışına tatil için giden vatandaşlarımızın harcadığı dövizler turizm gelirlerimizi istediğimiz noktaya getirmemektedir.

Tabi diğer konu İzmir’dir. İzmir şu an hak ettiği yerde değildir. Ne yazık ki, İzmir’de o kadar güzel yerler olmasına rağmen değerlendirilemiyor. Özellikle Çeşme, Urla, Seferihisar, Gümüldür, Foça ve Selçuk çok önemli noktalardır. Selçuk ayrı bir önem kazanmaktadır. Selçuk Dünya uygarlığına misafirlik eden Efes Antik Şehri ve Meryem Ana ile dünyaca isim yapmıştır. Selçuk’ta tarihin yanında golf alanı yapılabilecek yerler bulunmaktadır. Düşünsenize Efes Harabeleri manzarasında golf oynadığınızı.

Bunun yanında Çeşme’ye giderken Urla’da kahvaltı molası verebileceğiniz çok güzel mekanlar var. Bunlardan özellikle Palet diye bir yere gittim. Dalgalar kıyıya vururken denizin dibinde kahvaltı etmenin dinginliği ve keyfi hiçbir yerde yok. Servis ve masaya gelenler de çabası.

Oradan Çeşme’ye geçince Maldivleri andıran plajı ile Ilıca plajı, çevresinde irili ufaklı koyları birbirinden güzel plajları barındırıyor. Yabancılar bizim ülkemizi bizden iyi biliyorlar. Çeşme’de denizin içinde kaplıca suyunun çıktığını ve kışın 0 derecede dahi aynı sıcaklığı koruduğunu. Buraya kışın turistler gelip kışın o soğuğunda denize girmenin keyfini yaşıyorlar. Üstelik ücretsiz olduğunu da belirtmeliyim. Çeşme’de çok güzel kaplıca otelleri var. Bunu hiç vurguladık mı? Buna başka türlü bakmak desek. Herkesin gördüğü gözle değil başka türlü bakmak.

Kuşadası istikametine Seferihisar üzerinden kaç kişi gitti acaba? İnanın yoldaki koylara denizin güzelliğine hayran olacaksınız. Birbirinden sevimli ve güzel Seferihisar, Gümüldür, Özdere vb yerleri görünce aşık olacaksınız.

Diğer istikamet ise Foça ve Dikili istikametidir. Oraları ise ayrı bir güzeldir.

İzmir’in merkezinde ise Agora antik şehri kalıntıları vardır. Kaç İzmir’li merak edip gitti acaba? Dünyanın sayılı açık tarih kokan alışveriş merkezleri arasında sayılabilecek Kemeraltı’nı es geçmek olmaz. İçinde 3 medeniyeti buluşturan ahvra, kilise ve cami barındıran ender yerlerden biri. Bunun yanında hanları da bir yana. Özellikle Kızlarağası hanında kumda kahve içmenin keyfi başka.

 

İzmir limanı ayrıca kruvaziyer gemilerinin önemli uğrak noktası. Ama ne yazık ki İzmir esnafı yeteri kadar faydalanamıyor. Çünkü turistleri günübirlik turlarla Efes harebelerine götürüyorlar. Kemeraltı Esnaf Derneği başkanı Semih Girgin’in çok büyük çabası var. Turlarla görüşüp gelen yolcuları kemeraltı ile beraber İzmir’de Agora ve Kadıfekale turları düzenlemesine yönelik. Bu konuda Semih Girgin’in yalnız bırakılmaması gerekir. İzmir’in tanıtımı açısından çok önemlidir.

Buraya kadar iki başlığı ele aldık. Peki şimdi ikisini kombine edip kendi öz eleştirimizi yapalım ne dersiniz. Öncelikle bu kadar güzel yerlerden bahsettik. Fakat bu sahiller İzmir’de yazlık sitelerle istila edilmiş durumda. Turistik tesis ve ruhu olan otel pansiyon yok. Buraya gelen turist yazlık siteleri görüyor. Onlarda genelde yılın 2-3 ayı kullanılıyor. Sonrasında boş. Buraya turist bir sefer gelse bile devamlılığı olmaz. Bir de buraların esnafı haklı olarak yılda biz 3 ay para kazanıyoruz diye fiyatları biraz abartıyorlar. Bir yemek için servet ödeniyor. 2 veya 3 yemek parasına Yunan Adalarında ben hafta sonu tatili yaparım.

İzmir Uluslararası mermer ve tarım fuarına ev sahipliği yapıyor. İzmir ve çevresinde büyük ve kaliteli kongre merkezleri olsa hem kongrelerle adını duyururken güzellikleri tanıtsak. Rio festivali gibi farklı etkinliklere imza atsak.

Uluslararası İzmir Film Festivali ilk olarak 1990 yılında düzenlenmeye başlamıştır. 11 kez kesintisiz gerçekleştirildikten sonra 2000 yılında ara verilen festival, uzun bir aranın ardından 2012 yılında yeniden sinemaseverlerle buluşmuştur. Fakat son derece cılız bir sesle. Bir Cannes film festivali neden olmasın. Neyimiz eksik.

Bu nedenle İzmir’i hak ettiği yere getirmek adına İzmir Büyükşehir Belediyesi, İzmir Valimiz, ETID(Ege Bölgesi Turizm İşletmecileri Derneği), ITO, ESBAŞ ve STK’lar el ele verip ses getirecek projelere el atmalıdırlar. Yazlık istilasına da son verilmesi gerekmektedir. Ayrıca İzmir turizm dünya çapında marka olmaya layık bir yerdir. Hep beraber İzmir’in dünyada bir marka olması için en kısa sürede çalışmalara başlanması dileği ile yazımı noktalıyorum.

 

Yayın Tarihi
23.06.2026
Bu Haber İçin Yorum Yapın
NOT: E-Mail adresiniz web sitemiz üzerinde yayınlanmayacaktır.
CAPTCHA Image
Bu makaleye ilk yorumu yazan siz olun.

Yazara Ait Diğer Makaleler

Çerez Kullanımı

Kullandığımız çerezler hakkında bilgi almak ve haklarınızı öğrenmek için Çerez Politikamıza bakabilirsiniz.

Daha Fazla