Kurlar Yükleniyor...
articledummy

YAĞMUR SONRASI

Yıl 2015.

Amsterdam.

Şiddetli yağış, kanalizasyon taşması ve kirlenen kanallar...

İki gün sonra bir yüzme etkinliği. Yüzlerce kişide kusma ve ishal.

Araştırmalarda Norovirüs tespit ediliyor.

Yağmur virüs üretmiyor ama yayılmasına zemin hazırlayabiliyor.

Antalya'da ekim ayı.

Turizm hâlâ canlı. Almanya'da okul tatilleri başlamış, İngiltere'den ve Avrupa'nın farklı ülkelerinden turistler gelmeye devam ediyor.

Bir tarafta sürekli değişen binlerce turist, diğer tarafta sonbahar yağışları...

Ardından bazı otellerde kusma ve ishal şikâyetlerinde artış yaşandığına ilişkin bildirimler.

Akla hemen Norovirüs geliyor.

Yağmurla bir ilgisi olabilir mi?

Yağmur yağınca yalnızca yollar ıslanmıyor.

Dereler yükseliyor. Kanalizasyon sistemleri zorlanabiliyor. Arıtma tesislerinin yükü artabiliyor. Taşkın suları tarım alanlarına ulaşabiliyor.

O tarlalarda marul, maydanoz, çilek yetişiyor.

Sonra bu ürünler otellerin açık büfelerinde yerini alıyor.

Elbette her yağış kirlenmeye neden olmaz. Ama böyle bir riskin yaşanıp yaşanmadığını kim araştırıyor?

Bir de turist / insan hareketliliği var.

Üstelik bu mevsimde İngiltere'de, Almanya'da ve Avrupa'nın farklı ülkelerinde görülüyor. Halk sağlığı kurumları tarafından izleniyor.

Henüz belirti göstermeyen bir misafir, otele geldikten saatler sonra hastalanabiliyor.

Peşi sıra ailesi, diğer misafirler, çalışanlar...

Dolayısıyla hastalığın otelde ortaya çıkması, mutlaka kaynağının otel olduğu anlamına gelmiyor.

Oteller elbette üzerine düşeni yapmalı.

Yağış uyarısıyla birlikte sağlık, hijyen ve gıda güvenliği kontrollerini artırmalı. Su depolarını, mutfakları, kanalizasyon bağlantılarını ve olası geri taşma noktalarını denetlemeli. Şebeke suyunda basınç düşüklüğü, bulanıklık ve kesinti olup olmadığını izlemeli.

Özellikle sebze ve meyvelerin tedarik kaynaklarını sorgulamalı, sel ve taşkından etkilenen tarım alanlarından ürün kabul etmemeli. Çiğ tüketilen ürünlerin yıkanmasında güvenilir içme suyu kullanmalı.

Ortak kullanım alanlarında temizlik ve dezenfeksiyonu sıklaştırmalı, misafir ve çalışanlardaki kusma ve ishal vakalarını düzenli olarak kayıt altına alıp yakından takip etmeli.

Ya, şehrin sorumluluğu?

Belediyeler, su ve kanalizasyon idareleri, arıtma tesisi işletmecileri, sağlık müdürlükleri...

Yağışların ardından çevresel riskleri ve hastalık bildirimlerini birlikte değerlendiriyorlar mı?

Geçen yıl da yağış vardı.

Bu yıl da var.

Benzer gastroenterit şikâyetleri geçmişte bildirildi. Gelecekte de görülebilir.

Önemli olan her defasında aynı soruları sormak değil, cevaplarını bulmak.

Yağışları ölçmek, suyu analiz etmek, vakaları kayıt altına almak, olası bağlantıları bilimsel olarak araştırmak.

Bir salgının kaynağı tahminlerle değil, verilerle bulunur.

Bir de yaklaşan COP31 var...

Antalya, dünyanın dört bir yanından binlerce katılımcının geleceği büyük bir uluslararası organizasyona hazırlanıyor.

Asıl endişem şu:

Ya COP31 sırasında yoğun yağışlar yaşanır ve benzer kusma, ishal vakaları ortaya çıkarsa?

Oteller, belediyeler, su ve kanalizasyon idareleri, arıtma tesisleri ve sağlık kurumları eş zamanlı harekete geçebilecek mi?

Olası bir salgının kaynağını hızla belirleyebilecek, verileri birlikte değerlendirebilecek ve gerekli önlemleri gecikmeden alabilecek miyiz?

Bu soruların cevabını COP31 sırasında değil, bugünden vermemiz gerekiyor.

Çünkü turistin sağlığı yalnızca kaldığı otelin değil, geldiği kentin de meselesidir.

Ve sağlıklı turizm, sağlıklı bir kentle mümkündür.

 

Yayın Tarihi
20.10.2026
Bu Haber İçin Yorum Yapın
NOT: E-Mail adresiniz web sitemiz üzerinde yayınlanmayacaktır.
CAPTCHA Image
Bu makaleye ilk yorumu yazan siz olun.

Çerez Kullanımı

Kullandığımız çerezler hakkında bilgi almak ve haklarınızı öğrenmek için Çerez Politikamıza bakabilirsiniz.

Daha Fazla