Kurlar Yükleniyor...
articledummy
Turizmin ve turizmcinin sesi

Turizmde 2027 yılının kaderini döviz kuru belirleyecek

Türkiye turizmi, küresel pazarda rekabet gücünü koruma savaşı verirken iç pazardaki maliyet cenderesi ve döviz kurundaki baskı nedeniyle tarihin en zorlu sınavlarından birini veriyor.

Enflasyon ile döviz kuru arasındaki makas açıldıkça, 2027 kontrat görüşmelerinde Türk otelcisi köşeye sıkışıyor. Gerçekleşmeyen kur beklentisi, kontrol edilemeyen TL maliyetleri ve ulaşım krizleri sektörü açık bir gelecek endişesine sürüklüyor.

Turizm sektörünün döviz kazandıran bir ihracat kalemi olduğu gerçeği göz önüne alındığında, döviz kurunun seyri tesislerin finansal sürdürülebilirliğinde ana faktör haline geliyor. Ancak 2025 ve 2026 yıllarında Euro/TL kurundaki artışın %18 civarında kalması, buna karşın işletme enflasyonunun %30 ile %65 bandında seyretmesi aradaki devasa farkın doğrudan turizmcilerin özkaynaklarından erimesine yol açtı.

Maliyetlerini karşılayabilmek adına Euro bazında fiyat artışına gitmek zorunda kalan Türk tesisleri, uluslararası pazarda rakipsiz kalma riskiyle karşı karşıya.

2027 sezonu için dev tur operatörleriyle (TUI vb.) yürütülen kontrat görüşmelerinde acı tablo tüm çıplaklığıyla ortaya çıkıyor:

Yunanistan 2027 kontratlarını %2,7, Güney Kıbrıs %2,6 civarında zam oranlarıyla kapatıyor. Avrupa genelindeki yıllık enflasyon ve maaş artışları %2-3 bandında seyrediyor.

Artan TL maliyetleri, enerji giderleri ve işçilik harcamaları nedeniyle Türk otelcisi döviz bazında %10 ile %35 arasında zam talep etmek zorunda kalıyor.

Yabancı tur operatörleri bu fahiş artış oranlarını kabul etmezken, fiyat avantajını kaybeden Türkiye'deki tesislerin doldurulması her geçen gün zorlaşıyor. Turizmciler, Euro’nun en az 70 TL bandına oturması halinde bu maliyet açığının kapanabileceğini belirtse de mevcut ekonomi politikalarında bunun gerçekleşme ihtimalinin düşüklüğü endişeleri artırıyor.

Turizmin can damarı olan ulaşım ve yakıt maliyetleri de sektörü vurmaya devam ediyor. TL bazında son bir yılda %100’e yakın, döviz bazında ise %50’nin üzerinde artan yakıt fiyatları, turların operasyonel maliyetlerini katladı.

Efes'in 45 Euro, Pamukkale'nin 30 Dolar olduğu astronomik müze ve ören yeri giriş ücretleri nedeniyle tur satışları durma noktasına gelirken, en büyük tehlike uçak kapasitelerinde yaşanıyor.

Türkiye’ye turist getiren uçak firmalarının maliyetleri karşılayamaması halinde rotalarını Mısır, Yunanistan veya İspanya gibi kârlı hatlara kaydırma riski bulunuyor.

Sektör temsilcileri uyararak uçakları bir kez kaybedersek 'geri gelin' diye yalvarsak da döndüremeyiz. Türkiye'ye uçan havayolu şirketleri acilen desteklenmeli."

Hizmet kalitesini korumakta zorlanan sektörün kanayan bir diğer yarası ise kalifiye personel eksikliği. Yerli istihdamın her geçen yıl imkansız hale gelmesi nedeniyle oteller Uzak Doğu ve Kazakistan’dan gelen yabancı personele yönelmek zorunda kaldı. Ancak bu alanın da yakında tıkanacağı ve hizmet kalitesindeki düşüşün destinasyon imajına zarar vereceği belirtiliyor.

Maliyetler ve enflasyon kontrol altına alınamaz, döviz kuru ile işletme giderleri arasındaki uyumsuzluk giderilemezse; 2027 yılı 2026'dan, 2028 yılı da 2027'den çok daha zorlu geçecektir.

Sektörün geleceğini kurtarmak için radikal ve acil önlemlerin alınması artık bir tercih değil, hayati bir zorunluluktur.

Yayın Tarihi
10.10.2026
Bu Haber İçin Yorum Yapın
NOT: E-Mail adresiniz web sitemiz üzerinde yayınlanmayacaktır.
CAPTCHA Image
Bu makaleye ilk yorumu yazan siz olun.

Yazara Ait Diğer Makaleler

ÇOK OKUNAN

Çerez Kullanımı

Kullandığımız çerezler hakkında bilgi almak ve haklarınızı öğrenmek için Çerez Politikamıza bakabilirsiniz.

Daha Fazla