Kurlar Yükleniyor...
articledummy

GİTTİĞİM OTELLERDE ARTIK DAHA FAZLA YABANCI ÇALIŞAN GÖRÜYORUM… PEKİ, BU BİZE NE ANLATIYOR?

Son zamanlarda hangi otele gitsem dikkatimi çeken bir şey var: Çalışanların önemli bir bölümünü farklı ülkelerden gelen insanlar oluşturuyor. Restoranlarda, kat hizmetlerinde ve otellerin pek çok farklı bölümünde…

İlk bakışta bunu turizm sektörünün personel sorununa bulunan bir çözüm olarak değerlendirebiliriz. Ancak biraz daha derin düşündüğümüzde, karşımızda yalnızca bir personel meselesinden çok daha fazlasının olduğunu görebiliriz.

Malum, turizm sektörümüz kolay bir dönemden geçmiyor. Artan maliyetler, işletme giderleri, kârlılık baskısı ve personel bulma güçlüğü, sektörün başlıca sorunları arasında. Özellikle alt kadrolarda çalışacak personel bulmak giderek zorlaşıyor. Bunun sonucunda işletmeler, başta Endonezya ve Kazakistan olmak üzere farklı ülkelerden çalışanlara yöneliyor.

Peki, neden?

Yetersiz ücretler, yoğun çalışma temposu, uzun çalışma saatleri, sosyal hayatın kısıtlanması ve sezonluk istihdamın yarattığı belirsizlik… Belki de hepsi.

İşverenin ekonomik gerçekleri var; çalışanın da insanca yaşamak, emeğinin karşılığını almak ve kendine zaman ayırmak gibi beklentileri. Bu iki tarafın beklentileri arasındaki mesafe açıldığında, personel bulma sorununun büyümesi kaçınılmaz hâle geliyor.

Elbette yabancı çalışanların sektöre katkısını göz ardı edemeyiz. Onlar da emekleriyle ekonomiye katkı sağlayan, hayatlarını kazanmak isteyen insanlar. Ancak bugün işletmelerin ihtiyaçlarını karşılayan bu çözüm, gelecekte nasıl bir çalışma düzeni oluşturacak?

Üstelik mesele yalnızca turizmle sınırlı değil. İnşaat, tarım, seracılık ve ev hizmetlerinde de benzer bir eğilimle karşılaşıyoruz.

Diğer tarafta yeni otel yatırımları devam ediyor. Yatak kapasitesi artıyor, yeni tesisler açılıyor, büyüme hedefleri belirleniyor.

Peki, bu otelleri çalıştıracak insan kaynağını nasıl ve nereden sağlayacağız?

Bir otelin yatırım hesabında inşaat maliyetleri, enerji giderleri ve finansman planları ayrıntılı biçimde hesaplanırken, o tesisi yıllarca yaşatacak insan kaynağının geleceği de aynı titizlikle planlanıyor mu?

Belki de artık yalnızca kaç otel yapacağımızı değil, bu otellerde çalışmayı cazip hâle getirmek için neler yapmamız gerektiğini de konuşmalıyız.

Çünkü mesele yabancı çalışanların varlığı değil; yerli çalışanların neden bu işlerden uzaklaştığını anlamak ve çalışma hayatını herkes için daha sürdürülebilir hâle getirmek.

Unutmamalıyız ki bir oteli inşa etmek için sermayeye, onu yaşatmak içinse insana ihtiyacımız var.

Turizmde büyümeyi yalnızca yeni yatırımlarla ölçersek, bir gün elimizde daha fazla otel olduğu hâlde onları aynı kaliteyle işletecek insan kaynağını bulmakta zorlanabiliriz.

Geleceğin turizmini planlarken yalnızca turistleri ve yatırımları mı düşünüyoruz, yoksa bu sektörün gerçek gücü olan insanları da planlarımızın merkezine koyuyor muyuz?

Çünkü turizmde sürdürülebilirlik yalnızca doğayı, suyu ve çevreyi korumak değildir. O sistemi ayakta tutan insanı korumak da sürdürülebilirliğin ayrılmaz bir parçasıdır.

 

Yayın Tarihi
16.10.2026
Bu Haber İçin Yorum Yapın
NOT: E-Mail adresiniz web sitemiz üzerinde yayınlanmayacaktır.
CAPTCHA Image
Bu makaleye ilk yorumu yazan siz olun.

Yazara Ait Diğer Makaleler

ÇOK OKUNAN

Çerez Kullanımı

Kullandığımız çerezler hakkında bilgi almak ve haklarınızı öğrenmek için Çerez Politikamıza bakabilirsiniz.

Daha Fazla