Kurlar Yükleniyor...
articledummy

Kızıldeniz’den Akdeniz’e Stratejik Bir Bakış:

Turizmdays.com editörü Sn. Emin Demir’in bilgi paylaşım amaçlı kurmuş olduğu whatsapp grubunda, uzun yıllardır Mısır’da yaşayan sevgili dostum Uğur İncesu Sharm El-Şeyh ile ilgili yaptırmış olduğu bir raporu bizimle paylaştı. Raporu dikkatlice incelediğimde karşımızdaki tablo’nun sadece bir “rakamlar savaşı” olmadığını, destinasyon yönetiminde stratejik hamlelerin ne denli hayati olduğunu bir kez daha gördüm. Turizm sektörü, doğası gereği yaşayan, nefes alan ve sürekli evrilen dinamik bir yapıya sahiptir. Antalya, 17 milyonluk devasa hacmiyle şüphesiz Akdeniz çanağının amiral gemisidir; ancak Sharm El-Şeyh’in sessiz ve derinden gelen yükselişi, bize "rehavete kapılmamamız" gerektiğini fısıldıyor.

İsterseniz, bu iki destinasyonu sadece "gelen turist sayısı" üzerinden değil, değişen tüketici davranışları ve gelecek vizyonu üzerinden, verilerin ışığında analiz edelim.

Rapor, Sharm El-Şeyh’in 2025 yılını yaklaşık 8.5 milyon misafir ile kapattığını gösteriyor. İlk bakışta Antalya’nın yarısı kadar bir hacim gibi görünse de, burada gözden kaçırmamamız gereken kritik bir detay var: Kapasite Artış Hızı. Mısır hükümeti, Sharm Havalimanı kapasitesini 7 milyondan 18-20 milyona çıkarma hedefini sadece bir inşaat projesi olarak görmüyor; bunu ülkenin turizm geleceği için stratejik bir kaldıraç olarak kullanıyor.

• Antalya: Doygunluğa ulaşmış bir "yaz destinasyonu".

• Sharm El-Şeyh: Kapasitesini ikiye katlamaya hazırlanan ve büyüme iştahı yüksek bir "meydan okuyucu".

 

Antalya’da yıllardır konuştuğumuz ancak çözümünde yavaş kaldığımız "sezonu 12 aya yayma" meselesini, Sharm El-Şeyh coğrafi avantajıyla doğal olarak çözmüş durumda. Rapor, Sharm’ın en güçlü olduğu dönemin Aralık-Şubat (Kış) dönemi olduğunu, bu aylarda hava sıcaklığının 22-26°C bandında seyrettiğini belirtiyor. Avrupalı turist için bu durum, Antalya’nın kış uykusuna yattığı dönemde Sharm’ın bir "alternatif destinasyon " olması demektir. Biz kışın futbol ve kongre turizmi ile otellerimizi açık tutmaya çalışırken, rakibimiz "güneş ve deniz" vaadiyle Avrupalı ve BDT pazarını kendine çekiyor.

 

Rapordaki en çarpıcı ve üzerinde bir kez daha düşünmemiz gereken veri şudur: 2025 yılında Türkiye’den Sharm El-Şeyh’e giden misafir sayısı yaklaşık 594.000 kişiye ulaşmıştır.Bu veri, iç pazardaki fiyat/performans dengesinin bozulduğunun en somut kanıtıdır. Türk vatandaşı, kendi ülkesindeki yüksek maliyetler nedeniyle rotasını vizesiz ve daha ekonomik olan Mısır’a çevirmiştir. Bu durum, Antalya’daki otelcilerimiz için bir "alarm zili" olmalıdır. Sadece yabancıya değil, yerliye de hitap eden sürdürülebilir bir fiyat politikası uygulanmaz ise krizlerde kurtarıcı olan yerli misafiri rakiplere kaptıracağımızdan kimsenin şüphesi olmasın.

 

Sharm El-Şeyh'in Terminal 3 yatırımı ve agresif büyüme stratejisi karşısında Antalya'nın "bekle ve gör" deme lüksü yoktur. Bunun yerine Antalya ivedilikle “Her Şey Dahil’den” “Deneyim Odaklı” bir modele geçmelidir. Bu sebeple kesinlikle Antalya, Sharm ile fiyat rekabetine girmemelidir; bu, kaybedeceğimiz bir savaş olur. Bunun yerine, "Her Şey Dahil Plus" dediğimiz, turisti otelden çıkarıp yerel kültür, gastronomi ve tarihle buluşturan deneyim odaklı bir modele geçmeliyiz. Sharm güneş satıyorsa, biz "hikaye" ve "deneyim" satmalıyız.

Yapılabilecek bir başka uygulama da “Kış Turizminde Ürün Çeşitliliği”ni arttırmak olmalıdır. Sharm’ın kış iklimiyle rekabet edemeyiz belki ama ürün çeşitliliğiyle fark yaratabiliriz. Sağlık turizmi, üçüncü yaş (geriatri) turizmi ve spor organizasyonları ile kış sezonunu daha verimli hale getirmeliyiz. Son olarak Rusya ve BDT Pazarında Derinleşmemiz gerekmektedir. Her iki destinasyonun da ana pazarı Rusya. Rus turist artık sadece denizi değil, kaliteyi de arıyor. Antalya, hizmet kalitesindeki üstünlüğünü koruyarak bu pazardaki "premium" segmenti elinde tutmalıdır.

Eğer zamanında alınması gereken tedbirleri alabilirsek; SharmEl-Şeyh, Antalya için bir tehdit değil, doğru okunduğunda bizi kendimizi geliştirmeye zorlayan bir rakiptir. Gelecek, sadece yatak kapasitesini artıranların değil; misafirine "değer" katan, yerel halkı kalkındıran ve sürdürülebilirliği bir slogan olmaktan çıkarıp yaşam biçimine dönüştüren destinasyonların olacaktır. Unutmamalıyız ki; Antalya’nın potansiyeli yüksektir, ancak yönümüzü "nicelikten" "niteliğe" çevirme vakti çoktan gelmiştir. Hatta geçmektedir bile…

Yayın Tarihi
06.01.2026
Bu Haber İçin Yorum Yapın
NOT: E-Mail adresiniz web sitemiz üzerinde yayınlanmayacaktır.
CAPTCHA Image
Bu makaleye ilk yorumu yazan siz olun.

Yazara Ait Diğer Makaleler

Çerez Kullanımı

Kullandığımız çerezler hakkında bilgi almak ve haklarınızı öğrenmek için Çerez Politikamıza bakabilirsiniz.

Daha Fazla