Merhabalar,
Malum Linkedin ve X platformunda özellikle son 1-2 aydır İnsider One CMO’su Merve Nazlıoğlu’nun bundan tam 8 yıl önce yapılan ama yeniymiş gibi yansıtılan açıklamaları ve bu açıklamalara gelen tepkiler ile çalkalanıyor.
Konuya Fransız kalanlar için Özetle durum neydi?
Nazlıoğlu, videoda Insider'da ki işe alım kriterlerini ve şirket kültürünü anlatırken şu ifadeleri kullanmıştı:
"Burası bir şirket değil, bir ütopya, Buraya prim, sağlık sigortası için geliyorsan hiç konuşmayalım, Günde 18 saat harcadığım insanlarla aynı ateşi paylaşmak önemli, Evlenirmişçesine (çalışan) seçiyorum.’’
Gelen tepkiler de taktir edersiniz ki Merve hanımı sadece açıklamaları ile değil, konuşma tarzı, giyimi, el kol hareketleri de dahil edilerek, acımasızca yerden yere vuracak şekilde ilerledi.
Peki hata neredeydi.
Patron veya ortaklar olarak sizler şirketleriniz için varınızı yoğunuzu ortaya koyabilirsiniz ama insanı koşulların dışına çıkan özveriyi aynı şekilde çalışanlarınızdan beklemek ve bunu işe alım mülakatlarınızda kurgulamak, o da yetmezmiş gibi bunu röportajlarda bir gurur vesilesi düşünceymiş gibi topluma aktarmak olsa olsa düşünmeden yapılan yersiz bir açıklamadır.
Insider One ve benzeri vakalar, bizlere şunu hatırlatıyor: Teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin, yönetimin özü her zaman insandır ve insanı odağına almayan her yapı, günün sonunda kendi yarattığı dejenerasyonun kurbanı olmaya mahkumdur.
Turizmden teknolojiye, her sektörün dijitalleştiği bu dönemde liderlik anlayışımızı revize etmemiz gerekiyor. Bir şirketin değeri sadece "unicorn" olmasıyla değil, yetiştirdiği profesyonellerin niteliği ve yönetim katının etik duruşuyla ölçülmelidir.
Günümüz iş dünyasında "start-up" kelimesi artık sadece garajda kurulan mütevazı girişimleri değil, milyar dolarlık değerlemelere koşan devasa yapıları temsil ediyor. Ancak bu hızlı büyüme ve başarı hikayelerinin arka planında, çoğu zaman göz ardı edilen bir erozyon yaşanıyor. Özellikle son dönemde gündeme gelen "Insider One" olayı, bizlere sadece operasyonel süreçleri değil, yönetim katındaki (C-Level) anlayış değişikliğini ve start-up kültürünün nasıl bir dezenformasyona uğradığını yeniden sorgulatıyor.
C-Level Pozisyonların Dejenerasyonu: Unvanlar ve Gerçekler
Geleneksel kurumsal yapılarda bir yöneticinin "C-Level" (CEO, CTO, CMO vb.) koltuğuna oturması için yıllarca süren bir deneyim, kriz yönetimi becerisi ve sektörel olgunluk gerekirdi. Start-up ekosisteminde ise bu unvanlar bazen liyakatten ziyade bir "motivasyon aracı" veya "hızlı büyüme illüzyonu" olarak dağıtılıyor.
Hani kısaca şöyle bir durum gibi, seni ‘’SİR’’ ilan ediyorum, seni ‘’Şövalye’’ ilan ediyorum gibi.
Aslında esas olan nedir, bir kişinin C Level pozisyona gelebilmesi için onlarca kariyer yılını geri de bırakıp yine mevcutta altında büyük bir personel sayısı ve detaylı bir Organigramı da altında bulundurması gerekir, maalesef bizde ki star-up’lar da bir bakıyorsun Ceo ama altında 5 tane adam yok saysan.
İşte bu yüzden Böylesine hıza büyüyen iyi bir şirkette basın ve halkla ilişkiler sözcüsü de belli olmalıdır, Merve Hanım gibi herkes kafasına estikçe röportaj ve açıklama yapmamalıdır.
Bu durumun yarattığı dejenerasyon, beraberinde şu sorunları getiriyor:
Stratejik Sığlık: Vizyoner olması beklenen liderlerin, sadece günlük operasyonlara veya yatırımcı sunumlarına hapsolması.
Empati Yoksunluğu: Hızlı büyüme baskısı altında insan kaynağının birer "sayıdan" ibaret görülmesi.
Sorumluluktan Kaçış: Başarılar "ekibin", başarısızlıklar ise "şartların" üzerine yıkılarak yönetimsel bir zırh oluşturulması.
Start-up Kültürü: "Hızlı Yaşa, Genç Öl" mü?
Start-up kültürünün temelinde yatan çeviklik, esneklik ve yenilikçilik; yerini kontrolsüz bir hırsa bıraktığında, o meşhur "ofis içi eğlence alanları" sadece bir vitrin haline geliyor. Insider One olayında da gördüğümüz üzere, içerideki dinamiklerin dışarıya yansıtılan "mutlu aile" tablosuyla örtüşmemesi, kültürün bir pazarlama stratejisine dönüştüğünün en büyük kanıtıdır.
Gerçek bir start-up kültürü, hata yapmaya alan tanır; ancak sistematik yönetim hatalarını "deniyoruz" kılıfıyla örtbas etmez. Dejenerasyon, liyakatin yerini sadakate, şeffaflığın yerini ise kapalı kapılar ardındaki politikalara bıraktığı an başlar.
Özellikle C-Level pozisyonların bu yoğunlukta ve basitlikte kurgulanmaması, yeni kurulan başlangıç seviyesinde ki şirketler de daha mütevazi title’lar dağıtılmasını doğru buluyorum.
Sevgiler.