Yılbaşından önce yılın son kaçamağı olarak Gökçeada’ya gidip bir hava değişimi yapmak istedim. Yazın bir sefer gitmiştim. Hatta Gökçeada kuzusu ile ilgili yazıda yazmıştım.
Bu sefer kışını yaşamak istedim. Özellikle kışın bakir bir yer. Sakin ve kafa dinlemek için ideal. Yalnız vapur ücretleri araba ile gidiş ve dönüş 3.600,- TL. Bana ciddi anlamda yüksek geldi. Gökçeada 290 kilometre karelik bir alan üzerinde oluşmuştur. Kıyı şeridinin uzunluğu yaklaşık 95 kilometredir. Kuzey-güney uzunluğu 13 kilometre, doğu-batı uzunluğu 29.5 kilometredir. Gemilerin yanaştığı Gökçeada Kuzu Limanı, Çanakkale’den 32 mil, Gelibolu Yarımadası’ndaki Kabatepe Limanı’ndan ise 14 mil uzaklıktadır.
Gökçeada’da gezilecek bir çok yer var. Arabasız gitmek zor. Türkiye’nin en büyük adası. Gökçeada’nın Rum köyleri kökeni yüzyıllar öncesine dayanan yerleşim yerleri. Gökçeada’yı tam anlamıyla hissetmek için mutlaka gezilmesi gereken, nostaljik havalarıyla büyüleyici yerler.
Gökçeada eski adıyla İmroz, Rum halkının yüzyıllardır yaşam sürdüğü bir ada. Gökçeada'da 1960 yılında 5487 Rum, 289 Türk yaşarken, bu yıldan itibaren hızlanan göçlerle günümüzde yaz-kış yaşayan Rum nüfusu 300'e kadar düşmüş.
Bademli, Zeytinli, Tepeköy ve Dereköy kentsel sit alanı ilan edilerek koruma altına alınan Rum köyleri. Bu köylerde nüfusun çoğunluğunu Rumlar oluşturuyor. Sadece Kaleköy, koruma kapsamı altına alınmamış ve diğerlerinden farklı olarak günümüzde hiç Rum nüfusunun olmadığı tek köy burası. Ada halkı ile çok güzel bir uyum içinde yaşam devam etmektedir.
Vapurdan indiğinizde Kuzu Limanı sizi karşılıyor. Şehir merkezine 6-7 km uzaklıkta. Dolmuşlar feribotlarla bağlantılı olarak var. Arabanız olmasa da ulaşımda şehir merkezine gitmek için sorun yaşamıyorsunuz. Ada merkezi çok sakin ve tipik ada mimarisini yansıtan bir özelliğe sahip. Benim en çok dikkatimi çeken trafiğin her daim rahat olması idi. Yazında durum aynı imiş. Adada hiçbir trafik lambasının olmamasına bağlanıyor.
Yavaş şehir statüsüne de sahip olduğundan ada yaşamı gerçekten çok huzurlu. Ben gittiğimde Marmaros Pansiyonda kaldı. Tam adanın kalbinde olan bir pansiyon. Gerçekten çok temiz ve rahat bir yerdi. Buraya ait İmroz Arnaki adında ada lezzetlerini yapan müthiş bir restauranı vardı. Özellikle kuzu ve oğlak tandırı ile meşhur bir yer. Ben 2 gün boyunca çeşitli lezzetlerini tattım. Ama size soğan sarması, özel kokoreçi ve havuç tatlından bahsetmeden geçemeyeceğim. Fiyatları deseniz gerçekten o lezzete ve göre son derece makul idi.
Adada çok güzel yemek alternatifleri var. Merkezde akşam canınız kışında olsa sıkılmaz. 3 adet çok güzel barı var. Çok güzel müzik yapıyorlar. Ayrıca gece geç vakit gittiğimizde bir mekana gittik. Orada kuzine yanında rakı içip kalamar yemek bir efsane idi. Sabah olduğunda muhteşem bir köy kahvaltısı ve ardından adanın börekçisinde Kürt böreği yedik. Hemen akebinde Dimar diye bir kafeye gittik. İtalya’da içtiğim kahve lezzetini yakalamışlar. Hele yılbaşı nedeni ile süslemeleri ise görülmeye değerdi.
- ki çevreden de bahsetmeden geçemeyeceğim. Yenimahalle'de Merkez Camisi, Fatih Camisi bulunmaktadır. Eski Bademli köyü koruma altındadır. Köyde Tarihi çamaşırhane, önündeki asırlık çınar ve ilkokul binaları görülmeye değer yerlerdir. Yeni Bademli Köyünde arkeolojik kazıları süren Yeni Bademli Höyük ve Kokina yöresindeki iki gömütlü Roma Kaya Mezarı görülmeye değer kalıntılarıdır.
Rum köylerinden Bademli, Zeytinli, Tepeköy ve Dereköy sit alanı kapsamındadır. Görülmeye değer yerler. Ben çok hızlı gezmek zorunda kaldım. Adayı keşfetmek için bana göre en az 3 gün gerekmektedir.
Ayrıca Ada’nın tarım ve hayvancılığını da vurgulamak gerekmektedir. Gökçeada kuzusu ile ünlenip bütünleşmiştir. Asıl ismi adanın eski ismi olan İmroz koyunudur. Tamamen doğal ortamda ve serbest yetiştiğinden lezzeti tartışılmazdır. Aynı zamanda kolestrol dostu bir ettir.
Dünyada son yıllarda hızla yayılmakta olan organik tarım, kimyasal ilaç ve gübre kullanmadan yapılan doğal tarıma deniyor. Gökçeada, ada olmasının getirdiği avantajla(daha korunaklı) organik tarım için ideal bir yer olarak her geçen gün gelişmektedir.
Gökçeada'da organik tarım sertifikalı zeytinyağı üretimi yapan firmalar bulunuyor. Bu firmalar zeytinyağı ve sabun dışında butik çapta ev yapımı ürünler de satıyorlar. Bunlar kekik balı, biber salçası, peynir, yoğurt, sebze-meyve, reçel, nar ekşisi gibi ürünler. Ayrıca Türkiye çapında satış yapan bir organik süt ürünleri markası da bulunuyor adanın. Organik tarım ürünleri arasında üretimi sınırlı olan süt ürünlerinin Türkiye’de ilk kez üretildiği yerlerden biri Gökçeada. Üretilen organik yemle beslenen hayvanlardan elde edilen süt, yoğurdun yanı sıra beyaz peynir, kaşar peyniri ve keçi peyniri yapımında kullanılmaktadır.
Sonuç olarak bütün dünya yunan adalarını bilmektedir. Çok önemli turizm lokasyonlarının arasında geçmektedir. Peki Gökçeada’nın Yunan adalarından hiçbir farkı olmadığı gibi bir çok artısı bulunmaktadır. Artık Gökçeada’yı dünya turizmine kazandırma zamanı gelmiştir diye düşünüyorum. Sizlerin de kışın en azından bir sefer gitmenizi tavsiye ederim. İnanın pişman olmazsınız. Tadı damağınızda kalır.