Kurlar Yükleniyor...
PROF.DR. AHMET AKTAŞ’IN GÖZÜYLE SEİN NEHRİ NORMANDİYA GEMİ SEYAHAT GEZİ NOTLARI (2)

PROF.DR. AHMET AKTAŞ’IN GÖZÜYLE SEİN NEHRİ NORMANDİYA GEMİ SEYAHAT GEZİ NOTLARI (2)

Değerli okurlarım, ertesi günü kısa bir otobüs yolculuğu sonunda Fransa’nın en güzel yerleşim yerlerinden biri olarak kabul edilen Normandiya’nın turistik kasabası olan Deauville geldik. Burada zarif belle Epogue villaları ve tahta yürüyüş yolu olan Les Planches gördükten sonra Honfleur’ gittik. Normandiya sahilinin en turistik yerleşim yerinden birisi olarak değerlendirilmektedir. Burada tamamen ahşaptan yapılmış St. Catherine kilisesi,liman bölgesi ve eski şehrin güzel evlerini gördükten sonra gemimizin bizi beklediği Rouen şehrine döndük. Rouen 111.000 nüfus ile hem nehir hem de göl kenarına kurulmuş,ılıman iklime sahiptir. Şehrin tarihinin İsadan önce 9-6 yüzyıla kadar dayandığı söylenmektedir. Rouen, Fransa’nın Le Havre, Marseille gibi en önemli limanlarından biridir.Tarihi dokusu ile bizleri etkileyen bu şehirde ressam Monet’e ilham veren gotik tarzdaki şehir katedrali ve Jan D’arc’ın infaz edildiği meydanda kurulan Gros Horloge saat kulesini gördük. Şehir katedrali inşaasına 1180 yılında başlanmış 1450 yılında bitirilmiştir. Claude Monet, katedralin karşısında bir evde yaşarken bu unutulmaz eserini resmetmiştir. Rouen limanına her yıl ortalama 3500 teknenin dünyanın 60 farklı ülkesinden geldiği ve bunlarının çoğunun da cruise gemileri olduğudur.

Ertesi günü, sabah kahvaltısını gemide aldıktan sonra otobüsle üç saatlik bir yolculuktan sonra hepimizin etkileneceğini söyledikleri Mont St. Michel’e gittik. Okyanus içinde mevcut olan bir kale düşünün. Bu kalenin kara ile bağlantısı yok. Çünkü, denizin git gel hareketleri ile oluşmuş kara parçası ve oldukça geniş çamur zeminle geu niş mekanlar var. İnsanların kaleye ulaşabilmeleri için karadan tahta yol şeklinde bağlantı yapmışlar. Bu tahta yolun da sular altında kalmasını önlemek için belli yerlerde yükseltiler yaparak oluşabilecek tahribatı engellemişler. Tüm yerli ve yabancı misafirler kara parçası içinde bulunan kasabadan shuttle otobüslerle kaleye çok yakın olabilecek yere kadar taşınıyor. Sonrası insanlar yürüyerek kaleye varıyorlar.Kalenin tepesinde Aziz Michel’in adına yapılmış bir kilise bulunmaktadır. Kalenin surları, dar sokakları ve kademeli merdivenlerle tepeye kadar tırmanma şansını elde ediyorsunuz. Tabii ki bu tırmanma maalesef bizler için hiç kolay olmayacağı için teşebbüs etmedik bile, sadece kale içindeki ilk sokakta yürümeye çalıştık. Yürümek ne mümkün. Dar sokaklarda karşılıklı dükkanlar, alış veriş imkanı ve o kadar da zorluk. Tipik turist davranışı olarak tabii ki kaleden ve kale dışındaki o çamurlu yollarda özel olarak yürümeye gelmiş insanların fotolarını çekmekle yetindik. Gerçekten görülmeğe değer bir yer. Turizm ve turizm işletmeciliği açısından mekana baktığımda işte bir destinasyonun turistik cazibe merkezi haline getirilmesi böyle olur dedirtiyor.

Mont St. Michel kalesi ve çevresi gezimizden etkilendik ve de çok keyif aldık. Yeniden gemimizin demir attığı Le Havre şehrine döndük.

Yarın Caudebec en Cau Etretat ve Fecamp(Palais Benedictine) görüşmek üzere….

Yayın Tarihi
01.06.2026
Bu haber 95 kişi tarafından okunmuştur.

Çerez Kullanımı

Kullandığımız çerezler hakkında bilgi almak ve haklarınızı öğrenmek için Çerez Politikamıza bakabilirsiniz.

Daha Fazla