Kurlar Yükleniyor...
Kolay ve hesaplı bir yurt dışı tatili için vizesiz rotalar

Kolay ve hesaplı bir yurt dışı tatili için vizesiz rotalar

Valizlerini toplayıp otel rezervasyonunu yapar yapmaz yola çıkabilmek, seyahat edenlerin en çok hoşuna giden kolaylıklardan biri. Vizeler ise, yurt dışı seyahati planlayanların kafasını en çok kurcalayan konuların başında geliyor. Vize ücretleri, evrak toplama, mülakat ve onay süreçleri yurt dışı tatili planlarının ertelenmesine yol açabiliyor.

 

Sevindirici olan ise; Türk vatandaşlarının vize almaya gerek kalmadan gidebilecekleri, görmeye değer çok sayıda ülkenin de bulunuyor olması. Balkanlar, Kafkasya ve Körfez ülkeleri gibi ziyaret noktaları, Türkiye'ye yakınlıklarıyla yurt dışı tatillerini daha da kolaylaştırıyor.

 

Yanı başımızdaki masal diyarı: Gürcistan

Gürcistan, doğal, tarihi ve kültürel güzellikleri, sınır komşumuz olmasının getirdiği ulaşım kolaylığı ve vizesiz seyahat imkanı sayesinde Türkiye’den en çok ziyaretçi alan ülkeler arasında yer alıyor. Türk vatandaşları Gürcistan’ı bir yıla kadar süreyle vizesiz olarak ziyaret edebiliyor ve ayrıca pasaportlarının yanı sıra yeni tip kimlik kartları ile de ülkeye giriş yapabiliyor.

 

Tiflis ve Batum gibi tarihi ve canlı şehirler, her adımda kendine hayran bırakan milli parklar, Karadeniz kıyısındaki plajlar ve Gudauri gibi gözde kayak merkezleri, Gürcistan’ı birbirinden farklı deneyimler sunan bir ülke yapıyor.

 

Tiflis, göz alıcı tarihi yapıları, zengin yeme-içme olanakları ve kurulduğu engebeli coğrafyanın getirdiği kendine özgü yerleşim planıyla benzersiz bir dokuya sahip.

 

Tiflis'in dokusu özenle korunan tarihi merkezi, Sioni Katedrali gibi meşhur yapıların yanı sıra renkli evler ve kafelerin sıralandığı dar sokaklara ve diğer pek çok ziyaret noktasına ev sahipliği yapıyor. Geçmişte Tiflis’in tarihi şarap fabrikasına ev sahipliği yapan yapılar günümüzde restoranların bulunduğu canlı bir merkez haline gelmiş durumda. 

 

Tiflis silüetinin vazgeçilmezi Narikala Kalesi’nden başkentin büyüleyici manzarasını izlemek, mutlaka tecrübe edilmesi gereken bir deneyim. Eski Gürcücede "ılık yer" anlamına gelen Tiflis, ismini bu bölgede çıkan sülfürlü kaplıca sularından almış. Narikala Kalesi çevresinde yer alan sülfür banyoları, günümüzde de dünyanın dört bir yanından şifa arayan ziyaretçileri kendine çekiyor.

 

Gürcistan’ın ikinci büyük kenti Batum ise, Sarp Sınır Kapısı’na yarım saatlik mesafede olmasının da katkısıyla, Türkiye’den karayolu ile seyahat edenler için en uğrak nokta konumunda. Batum’a, İstanbul’dan direkt uçuşlar da bulunuyor. Batum, modern yapıların zengin bir tarihi mirasla iç içe bulunduğu, Karadeniz kıyılarının en gözde ziyaret noktalarından biri.

 

Avrupai mimarisiyle dikkat çeken Batum'daki Piazza Meydanı'nın çevresinde keyifli yeme-içme mekanları bulunuyor. Şehrin iki büyük meydanından diğeri olan Avrupa Meydanı ise Batum’un sembollerinden Astronomik Saat ve Medea Heykeli’ne ev sahipliği yapıyor. 

 

Batum Botanik Bahçesi'ni gezmek ve Argo Teleferiği'nden şehrin manzarasını izlemek, ziyaretçilerin en çok ilgi gösterdiği aktiviteler arasında yer alıyor.

 

Balkanlar ve Akdeniz’in kesiştiği nokta: Karadağ

Kapladığı küçük alanda zengin bir coğrafi çeşitlilik barındıran Karadağ, Türk vatandaşlarının vizesiz olarak seyahat edebileceği Balkan ülkeleri arasında yer alıyor. Türk vatandaşları, 180 gün içinde 90 günü aşmayacak ziyaretleri için vize almadan, pasaportlarıyla Karadağ’a giriş yapabiliyor.

 

Karadağ’ın başkenti Podgorica, güneydeki Adriyatik kıyılarıyla kuzeydeki kış turizmi merkezlerinin ortasında yer alıyor. Podgorica’dan yaz mevsiminde çok rağbet gören Budva’ya ve kayak meraklılarının gözdesi Kolasin’e araçla birer saat içinde ulaşılabiliyor. Şehrin yanı başındaki İşkodra Gölü Milli Parkı da, zengin canlı türlerine ev sahipliği yapmasıyla doğa tutkunlarını kendine çekiyor.

 

Başlıca ziyaret noktalarını yürüyerek keşfedebileceğiniz bir şehir olan Podgorica'nın mahallelerini, Moraca ve ona katılan Ribnica nehirleri birbirinden ayırıyor. 

 

Osmanlı ve Avrupa mimarileriyle modern mimarinin uyumlu bir şekilde buluştuğu Podgorica, çok katmanlı dokusuyla keşfedilmeye değer bir şehir. Aziz George Kilisesi, Petrovic Sarayı, Osmanagic ve Starodoganjska camileri, Podgorica'da ziyaret edebileceğiniz tarihi yapılardan bazıları. Podgorica’nın en meşhur yapılarından olan ve 17’nci yüzyılda inşa edilen saat kulesi de tanıdık bir isimle, “Sahat Kula” olarak anılıyor.

 

Hercegovacka ve Njegoseva caddelerindeki canlı yeme-içme mekanlarında tecrübe edebileceğiniz Karadağ mutfağı da bu çok katmanlılığı yansıtıyor. Zengin bir deniz ürünleri çeşitliliğine ve İtalyan esintilerine sahip olan Karadağ mutfağında, sarmalara, böreklere, kebaplara ve baklavalara da yaygın bir şekilde rastlayabiliyorsunuz.

 

Kuzey Makedonya’daki “Küçük Las Vegas”

Türk vatandaşlarına vize muafiyeti tanıyan bir diğer Balkan ülkesi ise Kuzey Makedonya. Türkiye Cumhuriyeti pasaportu sahipleri, Kuzey Makedonya’yı vize almadan 90 güne kadar süreyle ziyaret edebiliyor.

 

Kuzey Makedonya seyahati denince akla ilk olarak başkent Üsküp gelse de, Türkiye ile köklü tarihi ve kültürel bağları bulunan bu ülkede Manastır ve Ohri gibi görülmeye değer pek çok şehir bulunuyor. Bu şehirler arasında en ilginç olanlardan biri de Gevgelija, veya Türkçe’de bilinen ismiyle Gevgeli.  

 

Gevgeli’ye Üsküp’ten yaklaşık 2 saat süren ve harika manzaraların eşlik ettiği bir karayolu yolculuğuyla ulaşabiliyorsunuz. Gevgeli ve Üsküp arasında tren seferleri de düzenleniyor. 

 

Ülkenin güneydoğusunda, Yunanistan sınırında yer alan Gevgeli, küçük bir şehir olmasına rağmen canlı bir gece hayatına sahip ve bu özelliğiyle “Balkanların Las Vegas’ı” olarak anılıyor. Eğlence mekanlarının yanı sıra çevresindeki kaplıcalar ve doğa aktivitelerinin çeşitliliğiyle de ziyaretçilerin ilgisini çeken Gevgeli, Selanik'e yalnızca 70 kilometre mesafede ve Bulgaristan'a da yakın olmasıyla çevre ülkelerden de yoğun talep alıyor.

 

Körfez’in İncisi Doha

2022 Dünya Kupası, ilk kez bir Ortadoğu ülkesinde düzenleniyor olmasının yanı sıra, Katar’da hakim olan iklim sebebiyle sonbahar mevsiminde düzenlenmesiyle bir başka ilke daha sahne oluyor.* Kuzey yarımkürenin geri kalanının kış şartlarına teslim olduğu Kasım-Nisan arası, Körfez ülkesini ziyaret etmek için ideal ayları oluşturuyor.

 

Körfez’in ışıltılı ülkelerinden Katar, Türkiye Cumhuriyeti pasaportu sahiplerine her 180 gün içinde 90 gün süreyle vize muafiyeti tanımasıyla, ülkemizden seyahat edecek ziyaretçiler için ayrıca bir cazibe merkezi.

 

Bölgenin en hızlı gelişen şehirlerinden Doha, tarihte inci avcılığı ve ticareti yapılan kasabanın bir uzantısı olarak kurulmuş. Şehir, günümüzde Pearl-Qatar (İnci-Katar) adını taşıyan ve çok sayıda şık yeme-içme mekanının bulunduğu, insan yapımı adaya ev sahipliği yapıyor. Geçmişte inci tüccarlarının kullandığı ve “dhov” adı verilen geleneksel yelkenli tekneler ise günümüzde Katar’ın bir diğer sembolü olarak, Doha kıyılarında gezi turları için kullanılıyor.

 

Doha’nın modern yüzünü keşfetmek için en iyi adres ise şehrin West Bay olarak adlandırılan bölgesi. Geceleri adeta renk şöleni yaratan gökdelenler, gündüzleri güneşin tadını çıkarabileceğiniz kumlu plajlarla iç içe geçiyor.

Doha’nın en canlı ziyaret noktalarından bir diğeri ise rengarenk giysiler, baharatlar ile parfümeri ürünlerini inceleyebileceğiniz ve kafelerinde dinlenebileceğiniz Suk Vakıf çarşısı. Suk Vakıf’ın hemen yanında ise şahinle avlanma sporuyla ilgili bilgi alabileceğiniz, hatta bir şahin hastanesinin de bulunduğu şahinciler çarşısı yer alıyor.

 

Yayın Tarihi
02.11.2022
Bu haber 3066 kişi tarafından okunmuştur.

Çerez Kullanımı

Kullandığımız çerezler hakkında bilgi almak ve haklarınızı öğrenmek için Çerez Politikamıza bakabilirsiniz.

Daha Fazla