Valilik makamı, sadece yüksek tavanlı odalarda evrak imzalanan, protokol törenlerinde kurdele kesilen bir yer değildir. Gerçek bir vali, yönettiği ilin damarlarında dolaşan kan, sokağında esen rüzgâr, esnafının sabah bismillahındaki umut olmalıdır.
Şehir nefes alırken, vali de o şehirle birlikte nefes almalıdır. Eğer şehir yorulmuşsa vali terlemeli; şehir tıkanmışsa vali çözüm için yollara düşmelidir.
Makamın Değil, Gönlün Ağırlığı
Geçtiğimiz günlerde 10. Turizmdays.com Yazarlar Buluşması’nın konuğu olan Antalya Valisi Hulusi Şahin, bu portrenin canlı bir örneğini bizlere sundu. Yemek boyunca sergilediği samimi duruş, sorular karşısındaki açık yürekliliği ve en önemlisi "başarısızlıkları dahi açıkça anlatabilme cesareti", alışılagelmiş bürokrat profilinin çok ötesindeydi.
Dürüst olmak gerekirse, çoğu zaman mülki amirlerle sadece resmi yemeklerde selamlaşır, o soğuk protokol mesafesini hissederiz. Ancak bu gece bambaşkaydı. Vali Hulusi Şahin, masamıza oturduğu andan itibaren o mesafeleri yıktı geçti. Gece boyunca bizlerle sanki 40 yıllık dostmuşçasına sohbet etti; anlattı, dinledi, notlar aldı.
Yazarlarımız sorularını sordukça ortam daha da ısındı. Hatta bir ara Vali Bey’in, “Sorular gittikçe sertleşiyor!” diyerek yaptığı espri, masadaki samimiyetin ve özgüvenin en güzel nişanesiydi. Soruları geçiştirmek yerine üzerine giden, başarısızlıkları dahi açık yüreklilikle paylaşan bir devlet adamını dinlemek hepimiz için bir keyifti.
Bir valinin elinde merkezi hükümetten aldığı büyük bir güç vardır; belediyelerden resmi kurumlara kadar her mekanizma üzerinde etkisi yadsınamaz. Ancak bu gücü "makamın gölgesi" olarak değil, bir "çözüm anahtarı" olarak kullanmak bir vizyon meselesidir.
Anadolu’nun kadim kültürü olan imece usulü, bugün modern şehir yönetiminin de merkezinde olmalıdır. Her şeyi devletten beklemek yerine, güçleri birleştirerek, el ele vererek sorunların üzerine gitmek... İşte Vali Şahin’in Antalya’da ortaya koyduğu temel fark burada yatıyor.
Trafikten Yangın Yönetmeliğine: Antalya Gerçekleri
Vali Şahin, Antalya’nın kronikleşmiş sorunlarına da aynı açıklıkla dokundu. Trafik konusunda yaptığı "küçük dokunuşlardan" bahsederken; 100. Yıl ve Konyaaltı’ndaki akışı engelleyen yaya geçiş düzenlemelerini anlatırken aslında şehrin kılcal damarlarını ne kadar iyi tanıdığını gösterdi.
Turizm güvenliği konusundaki dik duruşu ise takdire şayandı. Özellikle otellerin yangın yönetmeliği konusundaki tavizi olmayan tavrı, sadece bir uyarı değil, kentin marka değerine vurulan bir mühürdür:
“Bir otelde eksiklikler yüzünden ölümlü bir yangın çıksa, bundan tüm turizm camiası etkilenir. Kurallara uymayanın hatasını koca bir sektör ödeyeceğine, o otel bedelini öder.”
Bu cümle, sadece bir uyarı değil; milyonlarca turistin can güvenliğini ve Türkiye’nin dünya üzerindeki imajını koruma altına alan bir kalkandır.
Antalya gibi bir dünya markasında "turizmle yatıp turizmle kalkmak" bir tercih değil, asli bir görevdir. Ancak Vali Şahin, turizmi sadece doluluk oranlarından ibaret görmüyor; turizmi bir "itibar ve güvenlik" meselesi olarak ele alıyor. Özellikle otellerin yangın yönetmeliği konusundaki sert ve net tavrı, vizyoner bir devlet adamının dik duruşudur:
Antalya gibi devasa bir organizmanın başında, onunla aynı tempoda kalbi atan, eleştiriye açık ve insanıyla bu denli hemhal olan bir valinin olması kent için büyük bir kazançtır. Samimi tavırları ve çözüm odaklı yaklaşımıyla Sayın Valimiz, o gece sadece sorularımızı yanıtlamadı, her birimizin gönlünde adeta taht kurdu.
Kendi adıma, Sayın Valimizle geçirdiğimiz bu geceden büyük keyif aldığımı belirtmeliyim. Bizleri dinlediği, bizden biri gibi masamıza konuk olduğu ve Antalya’ya bu samimiyetle sahip çıktığı için şükranlarımı sunuyorum.
Teşekkürler Sayın Valim; Antalya sizinle daha huzurlu, daha emin ellerde.