Bizi nasıl bir sezon bekliyor? Sektör paydaşlarının büyük çoğunluğu bu soruyu, '2026 yılı, 2025’e benzer şekilde geçer' diyerek yanıtlıyor. İlk bakışta verilerin geçen yıla paralel seyredeceği düşünülse de aslında 2026 yılı, barındırdığı dinamikler bakımından 2025’ten ayrışan bazı temel farklılıklara da sahip.
Mevcut tabloyu netleştirmek adına, öncelikle 2025 yılından devraldığımız ve bu yıl da etkisini sürdüren benzer unsurlara göz atalım.
Belirsizlik;
2026 projeksiyonlarımızdaki en büyük risk faktörü, ABD merkezli jeopolitik ve ekonomik hamlelerdir. Orta Doğu’da artan savaş olasılığı, bölge turizmi için ciddi bir tehdit oluştururken; küresel ticaret savaşları ve yeni tarife uygulamaları dünya ekonomisindeki büyüme ivmesini sekteye uğratabilir. Ekonomik büyümenin yavaşlaması ve jeopolitik gerilimlerin artması, sektörümüz için dikkatle izlenmesi gereken önemli bir risk unsurudur.
Artan Rekabet;
Artan rakipler ve teknolojik devrim, iş dünyasındaki rekabeti hiç olmadığı kadar zorlu bir hale getirdi. Artık kural çok basit: En iyi hizmeti, en doğru fiyata sunan kazanır. Buna ayak uyduramayanlar ise geride kalacaklar ve silinip gideceklerdir. Özellikle turizm alanında ayakta kalmanın en önemli taraflarından birisi hem ülke hem de şirket olarak rakiplerden farklılaşan, stratejik bir rekabet üstünlüğü kurmaktan geçiyor.
Enflasyonla mücadele;
Görünen o ki, ekonomi yönetimi düşük kur ve yüksek faiz politikasını bu yıl da sürdürecek. Sektör şu an üç büyük zorlukla aynı anda savaşıyor: Enflasyon kaynaklı giderlerdeki artış, zayıf kur ve yüksek kredi faizleri. Bu politikanın yakın zamanda değişmesini beklemiyoruz. Bu yüzden tek dayanağımız euro/dolar paritesi. Eğer parite geçen yıl olduğu gibi artar ve 1.20’nin üzerine çıkarsa, gelirlerimizdeki artış maliyetlerimizi dengelememize yardımcı olacaktır."
Geçen yıldan farklı gelişmeler ise;
Erken rezervasyon;
Bu yıl erken rezervasyonlarda geçen yılın biraz gerisinde kaldık. Misafirlerimiz en iyi fiyatı bulabilmek için şu ana kadar temkinli bir duruş sergiledi. Ancak sezon yaklaştıkça bu sessizlik yerini hareketliliğe bırakmaya başladı. Rezervasyonlardaki bu canlanma ile yıl sonu gelir hedeflerimizin, sezona girerken çok daha net bir şekilde şekilleneceğini düşünüyoruz.
İspanya’da otel fiyatlarındaki artış;
İspanya’daki konaklama fiyatlarının %10-15 bandında yükselmesi, alım gücü %2,5-3 oranında artan Avrupalı misafirlerde memnuniyetsizlik yarattı. Bu konjonktür, Türkiye için stratejik bir fırsat penceresi açıyor. Fiyat politikamızda aşırıya kaçmadığımız takdirde hem pazar payımızı artırabilir hem de 'pahalı destinasyon' imajımızı kırarak rekabet üstünlüğü sağlayabiliriz.
Avrupa Ekonomisindeki gelişmeler;
Küresel ekonomik belirsizliklere rağmen Avrupa pazarı, enflasyonu dizginlemesi ve büyüme ivmesini korumasıyla öne çıkıyor. Alım gücü korunan ve geleceğe daha güvenle bakan Avrupalı tüketicilerin, seyahat harcamalarında daha cömert davranması bekleniyor. Bu ekonomik iyileşme, önümüzdeki dönemde turizm talebinin canlı kalmasını sağlayacak en önemli dışsal faktördür."
Her yıl olduğu gibi, önümüzde yine yoğun bir mücadelenin yaşanacağı zorlu bir sezon var. Ancak, geçmiş tecrübelerimizden aldığımız güç, olumsuzluklara karşı sergilediğimiz direnç ve ülkemizin dünya turizmindeki sarsılmaz konumu, sektörümüzün her yıl daha emin adımlarla ilerlemesini sağlıyor. Küresel ölçekte majör bir jeopolitik kriz yaşanmadığı takdirde; 2026 sezonunun 2025 yılına oranla çok daha verimli geçeceğine ve sektörümüzün ülke ekonomisine sağladığı katma değeri artıracağına yürekten inanıyorum.