Kurlar Yükleniyor...
articledummy
Turizm Hukuku Köşesi

OTEL YANGINI FACİASININ YIL DÖNÜMÜNDE: YANGIN MEVZUATI, SORUMLULUK VE GERÇEKLİK

Bugün, Bolu Kartalkaya’da meydana gelen ve 78 insanı hayattan koparan, 133 kişiyi ise ağır yaralar ve silinmesi mümkün olmayan hatıralarla baş başa bırakan büyük yangın faciasının yıl dönümü. Öncelikle bu elim olayda hayatını kaybeden vatandaşlarımızı rahmetle anıyor, ailelerine ve yakınlarına bir kez daha sabır diliyorum. Ülkemizin bir daha böylesine acı ve utanç verici bir felaketle karşılaşmamasını temenni ediyorum.

Bu facianın yaşandığı günden itibaren, yangın güvenliği mevzuatı, denetim mekanizmaları ve sorumluluğun kime ait olduğu yönündeki tartışmalar hiç durmadan devam etmektedir. Nitekim son olarak Resmî Gazete’de yayımlanan bir düzenleme ile 31.05.2026 tarihine kadar itfaiye raporu alamayan turizm işletmelerinin ruhsatlarının iptal edileceği netlik kazanmıştır. Bu düzenleme çok sayıda yeni problemi şimdiden getirdi bile. Süre sonu olarak belirlenen tarihin turizm sezonunun başlangıcına denk gelmesi, yapısal eksiklikleri nedeniyle itfaiye raporu almasının fiilen mümkün olmadığı şimdiden bilinen otellerin kapatılma ihtimali, sezon içinde yaşanması muhtemel yoğun müşteri kaydırmaları, otel–acente ilişkilerinde ortaya çıkabilecek ödeme problemleri, mal sahibi–kiracı ilişkilerinde yapılması gereken yatırımların kimin sorumluluğunda olduğuna dair uyuşmazlıklar bunlardan sadece birkaçıdır. Buna bir de konunun yerli ve yabancı basında geniş yer bulması halinde, yabancı acente ve müşteriler nezdinde oluşabilecek güven kaybı eklendiğinde, meselenin yalnızca mevzuat konusu olmadığı açıkça görülmektedir.

Şunu özellikle ve altını çizerek ifade etmek gerekir: Hiçbir ekonomik gerekçe, hiçbir sezon kaygısı, hiçbir ticari menfaat insan hayatından ve güvenliğinden daha önemli değildir. Bu yazının amacı da konunun önemini azaltmak ya da başka gerekçelerle ikinci plana itmek değildir. Ancak özellikle kamu otoritesi nezdinde son yıllarda ciddi biçimde zayıflayan mevzuat oluşturma ve uygulama süreçlerinin, bu sorunun temel kaynağı olduğunu ve çözümün de yine kamu otoritesinin yöntem değiştirmesinden geçtiğini ortaya koymak zorundayız.

Hukuk yapma tekniği ve hukukun amacı açısından, özellikle güvenlik ve kamu sağlığı gibi alanlarda hedef yalnızca kural koymak ve olası ihlallerin ardından ceza uygulamak değildir. Asıl amaç; bu kuralların neden gerekli olduğuna ilişkin toplumsal farkındalığı artırmak, risk ve tehlikelerin doğru biçimde anlaşılmasını sağlamak ve kademeli, gerçekçi bir gelişim ve uyum süreci tasarlayarak gönüllü uyumu teşvik etmektir. Hukuk normları, birey ve kurumları yalnızca yaptırım tehdidi altında tutan metinler olmaktan öte, toplumu daha güvenli, daha öngörülebilir ve daha nitelikli bir yaşam düzenine yönlendiren genel bir eğilim yaratmalıdır. Bu amaca ulaşmanın temel koşulu ise uzun vadeli hedefler belirlenirken gerçek ve fiilî durumun dürüstçe dikkate alınmasıdır. Sahadaki koşullarla örtüşmeyen, uygulanabilirliği bulunmayan düzenlemeler ne güvenliği artırmakta ne de toplumsal kabule hizmet etmektedir.

Yangın güvenliği konusunda temel mevzuat olarak kabul edilen Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmelik, 2007 yılında yayımlandığı dönemde ülkemizde ve dünyada mevcut yangın mevzuatı ile yangın önleme araçları dikkate alınarak hazırlanmış bir metindir. Ancak aynı yönetmeliğin, ülkemizdeki mevcut yapı stoku, imar mevzuatı ve özellikle konaklama tesislerindeki fiilî durum yeterince gözetilmeden kaleme alındığı açıktır. Aradan geçen yaklaşık yirmi yıla rağmen metnin hem içerik itibarıyla güncellenmediği hem de Türkiye’deki mevcut yapı stoğu ve uygulama pratikleri dikkate alınmaksızın, yer yer fiilen uygulanması mümkün olmayan hükümler içerdiği görülmektedir. Bu hususta uzun yıllardır dile getirilen eleştiriler ve değişiklik çağrıları ise büyük ölçüde karşılıksız kalmıştır. Mevzuatın bu şekilde gerçek hayattan kopuk biçimde düzenlenmiş olmasının en bariz sonucu, yönetmeliğin 2007 yılından bu yana etkin ve yaygın biçimde uygulanamıyor olmasıdır.

Kamu otoritesinin bu yaklaşımı, hukuka ve devlete duyulan güven üzerinde olumsuz bir etki yaratmakta; mevzuata fiilî uyumun sağlanmasından ziyade, tartışmaların büyük ölçüde süre uzatımı etrafında yoğunlaşmasına neden olmaktadır. Özellikle büyük yangınlar ve can kayıpları sonrasında, daha çok reaktif bir anlayışla ani ve sıkı uygulamaların gündeme geldiği, bu süreçte kamunun sorumluluğunun ise uygulamada ağırlıklı olarak vatandaşlara ve turizm işletmelerine yöneldiği görülmektedir. Meslek kuruluşları ve sektör temsilcileri dahi uzun bir süredir yalnızca süre uzatımı yönünde çaba sarf ederken, sürenin yalnızca Mayıs 2026 kadar uzatılacağı yönündeki kamu iradesinin netleşmesiyle birlikte, ilk bakışta sorumluluk hatırlatması niteliği taşıdığı izlenimi veren açıklamalar ileride doğabilecek hukuki ve idari sorumlulukları reddetmeye yönelik bir içeriğe dönüşmüştür.

Kimsenin sorumluluktan kaçmadığı, faciaların süreci hızlandırmak için araçsallaştırılmadığı, bilimsel ve gerçekçi bir yaklaşım benimsenmediği sürece kalıcı bir çözümden söz edilemeyeceği açıktır.

Peki ne yapılmalı? Öncelikle sektör temsilcileri, meslek kuruluşları ve alanında uzman akademisyenlerin katılımıyla kapsamlı ve katılımcı bir çalışma başlatılarak başta Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmelikolmak üzere ilgili mevzuat, sahadaki fiilî durum ve uygulanabilirlik esas alınarak bütüncül biçimde yeniden değerlendirilmelidir. Kâğıt üzerinde yer almakla birlikte uygulamada karşılığı bulunmayan düzenlemeler açıkça tespit edilmeli; turizm işletmeleri için kademeli, gerçekçi ve öngörülebilir uyum süreleri öngörülmelidir. Bunun yanında, yapısal özellikleri nedeniyle mevcut kurallara tam uyumu mümkün olmayan binalar bakımından, güvenliği önceleyen ancak farklılığı gözeten ek ve özel düzenlemelere yer verilmelidir.

Ancak bu yaklaşım benimsendiği takdirde, hem insan hayatını etkin biçimde koruyan hem de hukuka ve devlete duyulan güveni yeniden tesis eden bir yangın güvenliği rejimi oluşturulabilir. Aksi hâlde, her facianın ardından benzer tartışmaların tekrarlanması ve aynı acıların yeniden yaşanması kaçınılmaz olacaktır.

Güvenle kalın.

Yayın Tarihi
21.01.2026
Bu Haber İçin Yorum Yapın
NOT: E-Mail adresiniz web sitemiz üzerinde yayınlanmayacaktır.
CAPTCHA Image
Kayıtlı Yorumlar
Çok güzel bir makale olmuş İslam Beyinde ellerine sağlık

Davud Amirhan 21.01.2026

Çerez Kullanımı

Kullandığımız çerezler hakkında bilgi almak ve haklarınızı öğrenmek için Çerez Politikamıza bakabilirsiniz.

Daha Fazla