Kurlar Yükleniyor...
articledummy
Turizm Hukuku Köşesi

Statüye Dayalı Ayrıcalıktan Fonksiyonel Hak Modeline: Yeşil Pasaportta Reform Zorunluluğu

Turizm sektöründe yurt dışı fuar ve etkinlik dönemlerinde özellikle Avrupa’da yaşanan vize sorunları ile farklı sektör ve meslek gruplarının yeşil pasaport talebine ilişkin açıklamaları ve TBMM’ye sunulan teklifler, bu uygulamanın turizm açısından yapısal bir ihtiyaç olduğunu yeniden gündeme taşımaktadır. Son olarak mimar ve mühendisler için kıdeme bağlı yeşil pasaport düzenlemesini öngören teklifin TBMM’ye sunulması üzerine TÜRSAB da benzer hakkın turizm sektörüne tanınması yönünde çağrıda bulunmuştur. Bu yazıda, mevcut sisteme yönelik temel eleştiriler ve yapıcı çözüm önerileri ele alınacaktır.

Sistem Ve Amaç Sapması: Sınıfsal İmtiyaz Algısı Ve Pasaport Enflasyonu

Türkiye’de pasaport rejimi, 5682 sayılı Pasaport Kanunu ile düzenlenmiş olup yeşil pasaport başlangıçta devletin yurt dışı temsili ve resmi görevlerin kolaylaştırılması amacıyla tasarlanmıştır. Ancak zamanla yapılan düzenlemelerle uygulama genişlemiş, kadro derecesine ulaşan memurların emeklilik sonrası da bu haktan yararlanması sağlanarak yeşil pasaport bir görev belgesi olmaktan çıkıp sosyal statü ve kazanılmış hak niteliği kazanmıştır. Sonraki yıllarda ihracatçılara ciro kriteri üzerinden, yakın dönemde ise 15 yıl ve üzeri kıdeme sahip avukatlara tanınan haklar, sistemin meslek ve sektör temelli biçimde sürekli büyümesine ve benzer taleplerin artmasına yol açmıştır. Bugün itibarıyla mevcut mevzuata göre yeşil pasaporttan; TBMM üyeleri ve eski bakanlar, belirli derece kadrolardaki kamu görevlileri ve emeklileri, belediye başkanları, şartları sağlayan ihracatçılar ile en az 15 yıl kıdeme sahip avukatlar yararlanabilmektedir.

Bugün gelinen noktada yeşil pasaport uygulaması, hem kamuoyunda hem de uluslararası çevrelerde açık bir amaç sapması eleştirisine konu olmaktadır. Pasaport enflasyonu olarak adlandırılan olgu, tedavüldeki yeşil pasaport sayısının, bu belgenin sağladığı vize muafiyeti avantajını riske atacak ölçüde artmasını ifade etmektedir. Uygulama, kamu personeli açısından eşitlik ilkesini zedeleyen bir statü göstergesine dönüşürken, meslek ve sektörler bakımından da giderek sınıfsal bir ayrıcalık algısı yaratmaktadır. Bu tablo, hakka sahip olanlar ile olmayanlar arasında karşılıklı değersizleştirmeyi ve talep yarışını körüklemekte; yeşil pasaportu hukuki bir araç olmaktan çıkarıp, zamanla siyasi bir ödül ve yaptırım mekanizmasına dönüştürmektedir. ,

Sisteme Yönelik Yapısal Öneriler: Verimlilik Ve Adalet Odaklı Model

1-Devlet Memurlarında Kıdem Yerine Görev Bazlı Sisteme Geçiş

Devlet memurlarına yalnızca kıdeme bağlı olarak otomatik yeşil pasaport verilmesi uygulamasının gözden geçirilmesi ve daha işlevsel bir görev bazlı modele geçilmesi uygun olacaktır. Bu çerçevede yeşil pasaportun, yurt dışında resmi görevi bulunan kamu personeline görev süresiyle sınırlı olarak tahsis edilmesi; emekli memurlar ile eski milletvekilleri ve bakanlar bakımından ise uygulamanın daha sınırlı ve sembolik bir çerçeveye oturtulması gerekir.

2-Meslek Grupları İçin Fiili Yurtdışı Faaliyet Kriteri

Yeşil pasaport kapsamına alınacak meslek ve sektörlerde yalnızca kıdemin esas alınması yerine, fiili faaliyet ve gerçek ihtiyaç kriteri gözetilmelidir. Bu kapsamda ilgili kişilerin yurt dışı iş bağlantılarını, sürekli seyahat gerektiren faaliyetlerini ve uluslararası sözleşme veya proje ilişkilerini somut belgelerle ortaya koymaları sağlanmalıdır. Özellikle avukatlar, mühendisler, mimarlar ve turizm profesyonelleri için “toptancı” bir yaklaşım yerine, somut iş ihtiyacına dayalı bir değerlendirme modeli benimsenmelidir. Bu amaçla Schengen vize sistemine benzer şekilde, başvuruların dosya incelemesi ve gerektiğinde mülakat yoluyla değerlendirileceği bir mekanizma oluşturulabilir. Böylece gerçek ihtiyaç sahipleri ile yalnızca statü avantajı arayan kişiler arasında sağlıklı bir ayrım yapılması mümkün olacaktır.

3-Kota Usulünün Tüm Meslek ve Sektörlere Yaygınlaştırılması

Kota usulünün tüm meslek ve sektörlere uygulanması, yeşil pasaport sisteminde dengeli ve şeffaf bir yapı oluşturulmasına katkı sağlayabilir. Her sektör için objektif performans, faaliyet hacmi ve yurt dışı iş ihtiyacı gibi ölçütler belirlenerek, bu kriterleri karşılayan sınırlı sayıda kişi için hak tanınması daha sağlıklı bir yöntem olacaktır. Kota kapsamındaki hakların düzenli aralıklarla gözden geçirilmesi ve güncel verilere göre yenilenmesi, sistemin amacına uygun, sürdürülebilir ve denetlenebilir şekilde işlemesini destekleyecektir.

4- Geçerlilik Sürelerinin Kısaltılması Ve Dinamik Denetim

Yeşil pasaportların uzun sürelerle verilmesi, uygulamanın etkinliğini ve denetlenebilirliğini azaltmaktadır. Bu nedenle geçerlilik süresinin 1–2 yıl ile sınırlandırılması, uzatmalarda kriterlerin yeniden değerlendirilmesi ve yurt dışı seyahat ihtiyacına ilişkin verilerin periyodik olarak kontrol edilmesi daha dengeli bir model sağlayacaktır. Ayrıca belirli süre yurt dışı faaliyeti bulunmayan pasaport hamillerinin sistemden çıkarılması veya yeniden değerlendirilmesi, uygulamanın amacına uygunluğunu güçlendirecektir.

5-Eş ve Çocuklara Otomatik Hak Tanınmasının Kaldırılması.

Yeşil pasaportun eş ve çocuklara otomatik olarak tanınması, uygulamanın kapsamını genişleterek denge sorunları yaratabilmektedir. Bu nedenle hakkın daha çok kişisel ve görev temelli bir çerçevede ele alınması, aile bireylerine otomatik geçiş uygulamasının yeniden değerlendirilmesi uygun olacaktır.

Sonuç

Mevcut pasaport rejiminin sürdürülebilir olmadığı artık inkâr edilemez bir gerçektir. Özellikle turizm sektörü gibi ülkeye milyarlarca dolar döviz kazandıran, 50’den fazla sektörü lokomotif gibi çeken bir yapının temsilcilerinin vize engeline takılması, Türkiye’nin kendi ayağına kurşun sıkması anlamına gelmektedir. Bu nedenle sistemin yeniden ele alınması bir tercih değil, zorunluluktur. Yapılacak reformun hedefi, yeşil pasaportu bir “ayrıcalık” veya mesleki ödül olmaktan çıkarıp, Türkiye’nin ekonomik ve diplomatik çıkarlarına hizmet eden stratejik bir enstrümana dönüştürmek olmalıdır. Söz konusu reformun uygulanması halinde, işin doğası gereği sürekli yurt dışı temas gerektiren turizm sektörü bu yeni kriterlere en hızlı uyum sağlayabilecek alanlardan biri olacaktır. Yapısal düzenlemelerle desteklenen bir model ise yalnızca turizm profesyonellerinin değil, uluslararası faaliyet yürüten tüm sektör ve mesleklerin karşılaştığı sorunlara kalıcı ve sistematik çözümler üretme potansiyeli taşıyacaktır.

Yeşil pasaport sayısının kararlı ve rasyonel biçimde azaltılması halinde, bu belgenin uluslararası itibarı yeniden güçlenecek; Türkiye, AB ile yürütülen vize serbestisi müzakerelerinde çok daha sağlam bir zemine oturacaktır. Aksi senaryoda ise sistem; adil, ölçülebilir, denetlenebilir ve öngörülebilir kriterler temelinde yeniden tasarlanmadığı sürece hem kamuoyu tartışmaları derinleşecek hem de uluslararası alandaki pasaport güvenilirliği daha fazla zarar görerek “herkese yeşil pasaport” söylemi, kısa sürede “hiç kimseye vize muafiyeti” gerçeğine dönüşme riski ne dönüşecektir.

Yayın Tarihi
25.01.2026
Bu Haber İçin Yorum Yapın
NOT: E-Mail adresiniz web sitemiz üzerinde yayınlanmayacaktır.
CAPTCHA Image
Bu makaleye ilk yorumu yazan siz olun.

Çerez Kullanımı

Kullandığımız çerezler hakkında bilgi almak ve haklarınızı öğrenmek için Çerez Politikamıza bakabilirsiniz.

Daha Fazla