Bir önceki yazımızda, geçici mühlet sürecinin ticari ve hukuki açıdan başarıyla tamamlanması halinde, borçlu şirket bakımından bir sonraki aşama olan kesin mühlet sürecinin başlayacağını belirtmiştik. Seri yazımızın bu son bölümünde; konkordato sürecinin kesin mühlet aşamasını, olası sonuçlarını ve özellikle turizm sektöründeki yansımalarını ele alacağız.
Kesin Mühlet Kararı ve Sürecin İşleyişi
Geçici mühlet süresinin sonunda konkordato projesinin somut hale gelmesi ve başarıya ulaşmasının mümkün görülmesi durumunda mahkeme; konkordato talep eden borçluyu, alacaklıları ve konkordato komiserini duruşmaya davet eder. Mahkeme; konkordato projesinin nihai durumunu, konkordato komiserinin gerekçeli raporunu ve alacaklıların itirazlarını dikkate alarak kesin mühlet konusunda nihai kararını verir.
Kesin mühlet kararı, esasen borçluya mahkeme korumasından yararlanmak suretiyle ve yine mahkeme denetiminde olmak üzere, alacaklılarla borçların tasfiyesi konusunda anlaşmaya varmak için gerekli müzakereleri yürütmesi amacıyla verilen resmi bir süredir. Kesin mühlet kanunen azami 1 yıldır. Geçici mühlette olduğu gibi, güçlük arz eden özel durumlarda kesin mühlet, komiserin gerekçeli raporu ve görüşü doğrultusunda mahkemece en fazla 6 ay daha uzatılabilir. Borçlu hakkında kesin mühlet kararı veren mahkeme, yeni bir görevlendirme yapılmasını gerektiren istisnai bir durum olmadıkça, geçici komiser veya komiserlerin görevlerinin aynen devamına hükmeder.
Mahkeme Gözetimi ve Borçluyu Koruyucu Tedbirler
Yazı dizimizin önceki bölümlerinde detaylarıyla ele aldığımız üzere; borçlunun konkordato projesini gerçekleştirebilmesinin ve alacaklılarla serbestçe müzakere edebilmesinin yegane koşulu, bir yandan ticari faaliyetlerine (oteller acenteler, tedarik zinciri vb.) devam edebilmesi, diğer yandan ise alacaklıların icra-iflas hukuku anlamındaki haciz, muhafaza ve diğer baskıcı taleplerinden korunmasıdır. Geçici mühlet kararı ile birlikte hüküm altına alınan bu koruyucu tedbirler, kesin mühlet döneminde de geçerliliğini aynen korumaya devam eder.
Alacaklılar Toplantısına Hazırlık ve Alacak Kaydı
Kesin mühlet kararı ile birlikte görevine devam eden konkordato komiserinin, kanundan doğan pek çok sorumluluğunun yanı sıra en kritik görevi; konkordato projesinin oylanacağı Alacaklılar Toplantısı'na yönelik hazırlık işlemlerini yürütmektir. Komiser tarafından usulüne uygun olarak yapılacak ilan ve dosyada adres bilgileri bulunan alacaklılara posta yoluyla yapılacak bildirimle, alacaklılar en geç 15 gün içerisinde konkordato başvurusu yapan şirketten olan alacaklarını beyan etmeye davet edilir. Alacaklıların; alacaklarını faizleriyle birlikte, rehin ve rüçhan (öncelik) haklarını da belirterek ve alacağın dayanağı olan delilleri (fatura, sözleşme, çek vs.) ekleyerek başvuru yapmaları gerekir. Turizm işletmeleri özelinde uygulamada sıkça yapılan hatanın aksine, yabancı para (döviz) cinsinden olan alacakların, mühlet tarihindeki Merkez Bankası efektif satış kuru üzerinden Türk lirasına çevrilerek bildirilmesi yasal bir zorunluluktur.
Uygulamada, alacaklılara ayrıca tebligat yapılması kuralına her zaman tam riayet edilememesi ve ilanların düzenli takip edilmemesi gibi sebeplerle, beyana davet sürelerinin kaçırıldığı görülmektedir. Bu durum alacağın özünü ve hukuki varlığını ortadan kaldırmamakla birlikte, ilgili alacaklının alacaklılar toplantısına katılmasını ve oy kullanmasını engellediğinden, bu konuda azami hassasiyetin gösterilmesi elzemdir.
Alacakların Çekişmeli Hale Gelmesi ve Komiserin Rolü
Alacaklılar tarafından bildirilen alacak tutarları ve fer’ileri ile borçlu şirketin ticari defterleri bazen uyuşmamakta; borçlu, böyle bir borcun mevcut olmadığını veya daha önce ifa edildiğini ileri sürebilmektedir. Komiser, borçluyu iddia olunan alacaklar hakkında açıklamada bulunmaya davet eder. Borçlunun defterleri üzerinde inceleme yaparak bunların neticesini mahkemeye sunacağı raporda belirtir. Burada, uygulamada çok sayıda uyuşmazlığa ve yanlış anlaşılmaya mahal veren kritik bir konuya değinmekte fayda vardır: Konkordato komiseri şirketin yöneticisi olmadığı gibi, bildirilen alacakları tek başına kabul veya reddetme yetkisine de sahip değildir. Bildirilen bir alacağı reddetme ve teknik tabiriyle çekişmeli hale getirme yetkisi yalnızca borçlu şirkete aittir.
Konkordato Projesinin Kader Anı: Alacaklılar Toplantısı
Esasen borçlunun borçlarını hangi vade, taksit ve tutarlarda ödeyeceği önerisinden ibaret olan konkordato projesinin kader anı, projenin kabul veya reddedileceği alacaklılar toplantısıdır. Komiser tarafından usulüne uygun olarak toplantıya davet edilen alacaklılar, borçlunun önerdiği projeyi müzakere ederler. Alacaklılar, dilerlerse toplantı esnasında, dilerlerse toplantıyı takip eden 7 günlük iltihak (katılma) süresi içerisinde olumlu veya olumsuz oy kullanmak suretiyle iradelerini ortaya koyarlar. Konkordato projesinin kabulü için İcra ve İflas Kanunu’nda ikili bir çoğunluk nisabı düzenlenmiştir. Projenin yasal olarak kabul edilmiş sayılması için kaydedilmiş alacaklıların ve alacak tutarının yarısını aşan bir çoğunluğun, veya kaydedilmiş alacaklıların dörtte birinin ve alacak tutarının üçte ikisinin aşan bir çoğunluğun olumlu oyu gerekir.
Mahkeme Denetimi : Konkordato Tasdik Kararı
Kanunda düzenlenen karar çoğunluğuna uygun olarak kabul edilen bir konkordato projesi, tarafların iradesine uygun olsa dahi tek başına ve doğrudan uygulanabilir nitelikte değildir. Bu aşamada karşımıza; borçlu, alacaklılar ve diğer tüm ilgili kişilerin menfaatlerini bir bütün olarak gözetmekle yükümlü olan mahkeme denetimi çıkar.
Konkordatonun Tasdiki olarak adlandırılan bu aşamada, komiser tarafından oylama sonuçları ve dayanak tüm belgeler Ticaret Mahkemesine tevdi edilir. Mahkeme, projenin yasaya uygun olarak kabul edilip edilmediğini incelemenin yanı sıra teklif edilen tutarların, borçlunun olası iflası halinde alacaklıların eline geçebilecek muhtemel tutardan fazla olup olmadığı, borçlunun kaynaklarının, vaat edilen ödeme planına uygun ve gerçekçi olup olmadığı, kanunda özel haklar tanınan (örneğin işçi alacakları gibi) imtiyazlı alacakların teminat altına alınıp alınmadığı titizlikle değerlendirir. Konkordato projesinin mahkeme tarafından yukarıda açıklanan gerekçelerle tasdik edilmemesi halinde, borçlunun konkordato başvurusu reddedilir. Borçlunun iflasa tabi kişilerden olması ve iflas sebeplerinin bulunması halinde mahkeme, borçlu şirketin iflasına da doğrudan karar verebilir.
Konkordatonun Onaylanması ve Bağlayıcı Sonuçları
Konkordato projesi, yasada öngörülen karar nisaplarına uygun olarak ve mahkeme denetiminden geçmek suretiyle onaylandığı takdirde, projeye karşı olumlu veya olumsuz oy kullanan (çekimser kalanlar dahil) tüm alacaklılar için bağlayıcı hale gelir. Kanunda ve uygulamada; alacağın niteliği, çekişmeli olup olmadığı, alacaklının konkordato projesini şarta bağlı olarak kabul etmesi veya borçtan müştereken sorumlu olan diğer kişiler (kefiller, müşterek borçlular) yönünden hükümler içermesi gibi çok sayıda istisna bulunmakla birlikte, sürecin temel esası; borçlunun artık mahkemece onaylanan yeni takvim ve şartlara uygun olarak borçlarını düzenli ödemesidir.
Kötüniyet Himaye Edilmez
Yukarıda açıklanan bu son derece meşakkatli süreci geride bırakan borçlunun, dürüstlük kuralı çerçevesinde ve iyi niyetle borcunu ifa etmesi esastır. Borçlunun konkordato projesine aykırı hareket ederek yükümlülüklerini aksatması durumunda, borcu ödenmeyen her bir alacaklı mahkemeye başvurarak konkordatonun kendisi bakımından feshini (kısmi fesih) talep edebilir.
Ayrıca, borçlunun kötüniyetli eylemlerle alacaklıları zarara uğrattığının, mal kaçırdığının veya projeyi sakatladığının anlaşılması halinde, her alacaklı konkordatonun tamamen feshini de talep edebilir. Mahkemenin bu iddiayı yerinde görmesi halinde, konkordato tüm sonuçlarıyla birlikte geçmişe etkili olarak ortadan kalkar ve şirket koruma kalkanını tamamen kaybeder.
Sonuç ve Sektörel Değerlendirme
Türk hukukunda konkordato; mali açıdan ödeme dengesi bozulan şirketlerin finansal durumlarını iyileştirmelerini ve faaliyetlerini sürdürerek borçlarını ifa etmelerini sağlayan, modern ve yapıcı bir hukuki araçtır. Bu süreç; başta hakimler ve avukatlar olmak üzere, alanında uzman mali müşavirlerin ve bağımsız denetçilerin titiz ortak çalışmalarıyla yürütülmektedir.
Dış etkenler (jeopolitik krizler, salgınlar, ekonomik dalgalanmalar) karşısında son derece kırılgan bir yapıya sahip olan turizm sektöründe, ülkemiz ekonomisi için lokomotif görevi gören köklü işletmelerimizin bu zorlu dönemlerde korunması ve sağlıklı bir mali yapıya yeniden kavuşmaları hayati önem taşımaktadır.
Bunun yolu ise sektör paydaşlarının ve yöneticilerinin konkordato konusundaki hukuki farkındalığının artmasından, kamuoyundaki hatalı "konkordato = iflas" algısının yıkılmasından ve sürecin, turizm dinamiklerini bilen uzman kişilerin katılımıyla profesyonelce yürütülmesinden geçer. En önemlisi de, mahkemeler nezdinde kötüniyetli ve zaman kazanma amaçlı yapılan suistimal niteliğindeki başvuruların süratle ayıklanarak, gerçekten iyi niyetli olan ve kurtarılması gereken dürüst turizm işletmelerine yönelik olumsuz bir algı oluşmasının önüne geçilmelidir.
Yazı dizimiz boyunca, hukukçu olmayan okuyucularımızı teknik terimlerin ağırlığıyla boğmadan, sektörel bir rehber sunmayı amaçladık. Sürece dair farkındalığın bir nebze olsun artmasını umut eder; her ne kadar ütopik görünse de konkordato konusunun asla gündeme gelmeyeceği, başarılı ve bol kazançlı nice sezonlar dileğiyle tüm turizm camiasına esenlikler dilerim.