Kurlar Yükleniyor...
Turizmcilerden Uyarı’’ ‘’2026 yılında karlılıkta 2019 yılı rakamlarının altında kaldık’’
TURİZM

Turizmcilerden Uyarı’’ ‘’2026 yılında karlılıkta 2019 yılı rakamlarının altında kaldık’’

Turizm Düşünce Platformu (Think Tank) üyeleri, Antalya Lei Otel’de geleneksel buluşmasını gerçekleştirdi. 2026 sezonunun masaya yatırıldığı ve 2027 yılı beklentilerinin tartışıldığı buluşmada; artan TL maliyetleri, yatay seyreden döviz kuru, düşen kârlılıklar ve Rakip destinasyonların (Mısır, Yunanistan vb.) artan rekabet baskısı öne çıktı.

Toplantıya LMX Türkiye Direktörü Serdar Bayraktar, Destination Service Turkey Genel Müdürü Metin Girgin, otel yöneticisi Hediye Çete, Göktan Bal, acenteci Metin Aktay, Gezinomi Bağımsız Yönetim Kurulu Üyesi Seyfi İmamoğlu, Özkaymak Otelleri Genel Koordinatörü Metin Peltek, Oxocrea Interior Design Studio’dan Ufuk Şimşek, Stylist & Wellbeing Consultant Danışmanı Deniz Babuş, turizmci Fuat Ersoy, Atilla Cengiz ve Turizmdays.com Editörü Emin Demir katıldı.

"Antalya Yolcu Kaybetti, Kârlılıklar 2019 Rakamlarının Altında"

2026 yılının genel bir değerlendirmesini yapan turizmciler, Antalya bölgesinde sezonun ancak 15 Temmuz ile 15 Eylül arasında sıkıştığını, sezon başında ve sonundaki dolulukların ancak ciddi indirimler (aksiyonlar) ile sağlanabildiğini belirtti.

Sektör temsilcilerinin ortak tespiti ise şöyle oldu:

Fiziki Kayıp: Antalya'da ağustos ayı itibarıyla resmi rakamlara göre yaklaşık %3 ile %5 arasında (yaklaşık 750 bin) yolcu kaybı yaşandığı, sezon sonuna doğru bu kaybın %8 seviyelerine ulaşabileceği ifade edildi.

Geceleme ve İç Pazar Desteği: Temmuz ve ağustos aylarında iç pazarın imdada yetiştiği ancak otellerin giderlerinin iki katına çıkması sebebiyle kârlılıkların ciddi oranda eridiği vurgulandı.

%30-%60 Arası İndirimler: Sezon boyunca otellerin erken rezervasyon (EB) fiyatlarının bile altında kaldığı; Tekirova'dan Gazipaşa'ya kadar birçok tesisin %30 ila %60 arasında indirimlerle kapasite doldurmaya çalıştığı dile getirildi.

"Mısır ve Yunan adaları müşterimizi kapıyor"

Turizm DFüşünce Platformu üyesi turizmciler, Türkiye'nin ucuz destinasyon konumundan çıkıp pahalı bir ülke haline geldiğini, bunun bir algı değil tamamen realite olduğunu vurguladı. Mısır (Hurghada, Şarm El Şeyh) ve Yunanistan'ın Kos, Rodos gibi adalarının maliyet avantajını kullanarak Türkiye'nin pazardaki payını kapmaya başladığına dikkat çekildi.

Mısır ile Antalya arasındaki fiyat farkına somut örnekler sunan katılımcılar:

"Eylül ayında Hurghada'daki 5 yıldızlı bir otelin geceliği 40-45 Euro bandındayken, Alanya'da 65-70 Euro, Side'de ise 80-90 Euro seviyesinde. 2 çocuklu bir aile için bir haftalık tatilde sadece otelde 400 Euro fark oluşuyor. Ayrıca Akdeniz kıyısında (İskenderiye-Libya hattında) Mısır'ın devasa marina ve lüks otel projeleri yükseliyor. Bu durum Belek, Kundu ve Lara için doğrudan büyük bir tehdit oluşturuyor."

"Türkiye Turizmde Hikayesini Kaybetti"

Sektörün temel sorunlarından birinin de yeni bir pazarlama söyleminin oluşturulamaması olduğu ifade edildi. 90'larda "Her Şey Dahil" (All Inclusive) konsepti, 2000'lerde ise "Aquapark/Splash" konsepti ile yaratılan büyük yolcu akışının artık doyuma ulaştığı; Türkiye'nin turizmde acilen "yeni bir hikaye" yazması gerektiği savunuldu.

Bunun yanı sıra bölgedeki taklit (çakma) ürün çarşıları, asayiş sorunları, kalifiye personel eksikliği ve yüksek ören yeri giriş ücretleri (Efes 45 Euro, Pamukkale 30 Dolar vb.) kültür ve şehir turizminin önündeki en büyük engeller olarak sıralandı.

"Yatay Kur ve Yüksek Enflasyon Sektörü Sıkıştırıyor"

Döviz kurundaki artışın (%18 civarı) işletme enflasyonunun (%30-%65 bandı) çok gerisinde kalmasının turizmcinin cebinden götürdüğünü belirten katılımcılar, 2027 kontrat görüşmelerinde Avrupa ve Yunanistan'ın %2,6 - %3,6 bandında zam imzaladığı bir ortamda Türkiye'nin döviz bazında çift haneli zam yapmasının rekabet şansını imkansız hale getireceğini söyledi.

Turizmciler, maliyetlerin ve enflasyonun kontrol altına alınamaması halinde 2027 yılının sektör açısından çok daha zorlu geçeceğini ifade ederek acil radikal önlemler alınması gerektiği uyarısında bulundu.

 

2027 Kontratlarını bu kurla nasıl imzalarız?

Turizm Düşünce Platformu toplantısında masaya yatırılan konulardan biri de Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA) bütçesinin verimliliği, döviz kuru baskısı ve 2027 kontrat fiyatları oldu. Sektör temsilcileri; milyonlarca dolarlık tanıtım bütçesinin turist sayısına ve fiyatlara yansımadığını savunurken, yatay döviz kuru nedeniyle otelcilerin ve acentelerin önünü göremediğini vurguladı.

Sektörün içinden gelen sert eleştirilerde istihdam krizinden TGA’nın bütçe yönetimine, döviz kurundaki baskıdan rakip ülkelerin fiyat politikalarına kadar birçok hayati başlık öne çıktı.

"TGA Bütçesi 200 Milyon Doları Aştı Ama Verim Yok"

Toplantıda TGA’nın devasa bütçesi ve bu bütçenin sektöre dönüşü hararetli tartışmalara sahne oldu. TGA’nın bütçesinin kuruluş yıllarına kıyasla katlanarak 200 milyon dolar seviyelerine ulaştığına dikkat çeken turizmciler, harcanan bu kaynağın sahada ve rakamlarda karşılığının bulunmadığını ifade edilerek, "2019'da TGA'nın bütçesi 35 milyon dolar civarındaydı. Şimdi 200 milyon doları aşan bir bütçe var. Peki bu devasa para yolcu sayısına veya oda fiyatlarına yansıyor mu? Global enflasyonu düştüğünüzde hiçbir şeye yansımıyor! Gösterişli fuar katılımları yapılıyor ama bu parayı veren otelciye ve sektöre doğrudan bir fayda sağlamıyor. Bu kaynak uçak şirketlerine veya nokta atışı pazarlara yönlendirilseydi çok daha somut sonuçlar alırdık" denildi.

"İstihdam krizini Uzak Doğu ve Kazakistan transferleriyle çözmeye çalışıyoruz"

Sektörün kanayan bir diğer yarası olan kalifiye personel eksikliğine de değinilen görüşmelerde, yerli istihdamın her geçen yıl daha da imkansız hale geldiği belirtildi. Otellerin hizmet kalitesini koruyabilmek adına Uzak Doğu ve Kazakistan’dan gelen yabancı personele yönelmek zorunda kaldığı, ancak önümüzdeki yıllarda bu alanın da tıkanacağı uyarısı yapıldı.

"Avrupa %2.6 Zam Yaparken Türkiye Döviz Bazında %10-35 Zam Baskısı Altında"

Döviz kurunun (Euro/TL) enflasyonun çok gerisinde kalması, 2027 fiyatlamalarında Türk turizmcisini köşeye sıkıştırdı. Tur operatörlerinin (TUI vb.) Avrupa genelinde ve rakip destinasyonlarda düşük artış oranlarıyla kontrat imzaladığını hatırlatan sektör temsilcileri şu değerlendirmeyi yaptı:

Rakip Ülkelerin Zamlara Bakışı: Yunanistan 2027 sezonu için %2,7, Kıbrıs %2,6 civarında zam oranlarıyla kontrat imzalarken, Avrupa’daki yıllık enflasyon ve maaş artışları %2-3 bandında seyrediyor.

Türkiye'nin Çıkmazı: Türkiye'deki tesisler artan TL maliyetlerini karşılayabilmek için döviz bazında %10 ile %35 arasında zam talep etmek zorunda kalıyor. Ancak yabancı tur operatörleri bu oranları kabul etmiyor.

Kur Beklentisi: 2025 ve 2026 yıllarında dövizdeki artışın resmi enflasyonun (örneğin %32-%65 bandı) çok gerisinde (%18 civarında) kalması sebebiyle, aradaki farkın doğrudan işletmelerin özkaynaklarından gittiği vurgulandı.

"Uçak kapasiteleri kayarsa geri gelmez"

Ören yeri ve müze giriş ücretlerindeki astronomik artışlara da tepki gösterilen toplantıda (Efes 45 Euro, Pamukkale 30 Dolar); yüksek fiyatlar nedeniyle tur satışlarının durma noktasına geldiği ifade edildi.

Turizmciler son olarak en büyük tehlikenin uçak kapasitelerinin Türkiye’den çekilmesi olduğuna dikkat çekerek; "Maliyetleri kontrol edemezsek uçak firmaları kapasitelerini Mısır, Yunanistan veya İspanya’da para kazanabilecekleri hatlara kaydırır. Uçakları bir kez kaybedersek 'geri gelin' diye yalvarsak da döndüremeyiz" uyarısında bulundular.

 

Yayın Tarihi
04.10.2026
Bu Haber İçin Yorum Yapın
NOT: E-Mail adresiniz web sitemiz üzerinde yayınlanmayacaktır.
CAPTCHA Image
Bu habere ilk yorumu yazan siz olun.

ÇOK OKUNAN

Çerez Kullanımı

Kullandığımız çerezler hakkında bilgi almak ve haklarınızı öğrenmek için Çerez Politikamıza bakabilirsiniz.

Daha Fazla