Kapadokya Üniversitesi Turizm Fakültesi Öğretim Üyesi ve Turizmdays.com yazarı Doç. Dr. Mehmet Bahar, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik hamleleriyle tırmanan gerilimin turizm sektörüne etkilerini değerlendirdi.
Doç. Dr. Mehmet Bahar, "Füzelerin gölgesinde turizm yapmak zor bir zanaattır ama Türk turizmcisi yelkenleri ayarlama konusunda dünyanın en yetkin denizcisidir" dedi.
Orta Doğu’da suların durulmadığı ve her geçen gün yeni bir kaynama noktasına ulaşıldığı bir dönemde, gözler küresel hareketliliğin can damarı olan turizm sektörüne çevrildi. Doç. Dr. Mehmet Bahar, bölgedeki ateş çemberi daralırken Türkiye ve turizmin başkenti Antalya’nın bu sarsıntıdan nasıl etkileneceğine dair kritik bir projeksiyon sundu.
Batılı turistin "Riskli Bölge" algısı ve Türkiye’nin avantajı
Turizmin doğası gereği barıştan beslendiğini hatırlatan Doç. Dr. Mehmet Bahar, krizin psikolojik boyutuna dikkat çekerek, ‘’Orta Doğu'daki kıvılcımlar, coğrafyayı tam tanımayan Batılı turistler için tüm Doğu Akdeniz'in "riskli" algılanmasına ve erken rezervasyonlarda duraksamaya yol açabilir. Seyahatinden ödün vermeyen Avrupalı için güvenli liman Antalya. Mısır ve Ürdün gibi alternatif destinasyonlar çatışma bölgesine çok daha yakın olduğu için, seyahatinden vazgeçmek istemeyen turist için Antalya bölgedeki en "güvenli liman" olarak öne çıkmaktadır’’ diye konuştu.
Lojistik darboğaz ve artan ulaşım maliyetleri
Jeopolitik krizlerin ekonomik ve lojistik yansımalarının kaçınılmaz olduğunu belirten Bahar, şu uyarılarda bulundu:
‘’İran ve İsrail çevresindeki hava sahalarının riskli hale gelmesi, Asya ve Orta Doğu rotalarının uzamasına veya uçuş iptallerine neden olabilir. Petrol fiyatlarındaki ani artışlar uçak bileti maliyetlerini vururken, enflasyonla mücadele eden turistin tatil bütçesini daraltması Antalya’nın fiyat politikasını zorlayabilir.’’
Antalya’nın krizlere karşı "Antrenmanlı" direnci
Antalya’nın geçmişteki bölgesel krizlerden, pandemiden ve Rusya-Ukrayna savaşından büyük tecrübelerle çıktığını vurgulayan Doç. Dr. Mehmet Bahar, Antalya’nın sahip olduğu direnç mekanizmalarını şöyle sıraladı:
‘’Antalya sadece güneşiyle değil, kriz anında hızla pozisyon alabilen otel yöneticileri ve sivil toplum kuruluşlarıyla ayakta kalmaktadır. Sektörün pazar çeşitlendirmesi ve hızlı reaksiyon gösterme kabiliyeti, bu zorlu süreci yönetmedeki en büyük kozudur.
Antalya’nın bu süreçten başarıyla çıkması ve Avrupa’daki pazar payını korumak için "güvenli destinasyon" mesajı stratejik olarak işlenmelidir. Özellikle enerji gibi operasyonel maliyetler sürdürülebilir modellerle dengelenmelidir. Değişen uçuş rotalarına ve yeni kaynak pazarlara hızla uyum sağlanmalıdır.’’