Kurlar Yükleniyor...
articledummy

Çevresel, Sosyal ve Kurumsal Yönetim

Sürdürülebilirlik ile ilgili gündem çok yoğun.

Şirketler, yatırımcılar, tüketiciler, iş gücü ve ülkeler üzerindeki artan etkisini beraberce hissediyoruz, görüyoruz.

Daha da artacak.

Sürdürülebilirliğin bu kadar önemli konuma gelmesinde son ve en önemli tetikleyici COVID-19 küresel salgının payı büyük.

COVID-19 büyük bir değişime yol açmakla birlikte aynı zamanda dayanıklılığa dair yeniden düşünme ve tekrar yapılanmayı gündemimize aldı.

COVID-19 değerlendirmelerinde şirketler faaliyetlerinin çevre ve toplumu nasıl etkilediğini ve bunun iş modellerini nasıl şekillendirdiğini tartışıyorlar, çalışıyorlar. Özellikle Turizm sektörü bu konuda önümüzdeki günlerde ülke çapında uygulanacak sürdürülebilirlik ve çevre sertifikasyonu programına sıkıca hazırlanıyorlar. Faydalı, güzel, yeni bir yolculuk…

Yıllar öncesinden benzer sertifikasyonlara dahil olan, uygulamalar yapan ve başarılı örnek tesislerimiz olduğunu biliyoruz. Onlar oldukça yol aldılar.

Bu standartlara ulaşmak, uygulamak, yani başarmak zor mu?

İşin temelinde yapacaklarımız ana çerçevede Çevresel, Sosyal ve Kurumsal Yönetim metotlarını uygulamak. Geleneksel şirket yönetimlerinde ön planda olan finansal yaklaşımları da düşünerek yapmamız gereken ilgili standartları işletmelerimizde uygulayabilmek, yaşatabilmek, sürdürebilmek

Bugün geldiğimiz noktada sürdürülebilirlik, bir şirketin oyunda kalıp kalmayacağını belirleyen önemli bir kriter.

Çevresel, Sosyal ve Kurumsal Yönetim ilkeleri ile yönetilen bazı şirketlerin Çevresel, Sosyal ve Kurumsal Yönetim (İngilizce: Environmental, Social, and Governance) kısaltmasıyla (ESG) analizleri yaptığını duymuşsunuzdur. ESG, yatırım sürecinin giderek daha önemli bir parçası haline geldi. Yatırım profesyonelleri için ESG konularını finansal analizlerinin bir parçası olarak dikkate almaktalar.

Müşteriler, yatırımcılar ve genel olarak toplum, finansal verilerden daha fazlasıyla ilgilenmeye başladı. Şirketlerin finansal raporlarının ötesinde bilgilere de sahip olmak istiyorlar. Şirketlerden iş modellerinin ekolojik ve sosyal etkilerini belirleyip, bu durumu sürdürülebilir kalkınma yoluyla yönetmelerini, sorumluluk almalarını bekliyorlar.

Kişisel olarak, sürdürülebilir yerel kalkınmayı, istihdamı özellikle kadın istihdamını ve kültürel miras konularını özellikle takip ediyor, önemsiyor ve destekliyorum.

ESG’yi şirketlerin gündeminde daha sıklıkla duyacağız. İklim değişikliği, iklim ile ilgili politikalar, enerji kullanımı, atık, kirlilik, doğal kaynaklarının kullanım gibi çevresel, iş kanunları, çeşitlilik, kapsayıcılık, sosyal adalet, kurumsal etik, hayvan refahı gibi sosyal, doğru, şeffaf, üst düzey liderliğin çalışanlar, hissedarlara ve en önemlisi TOPLUM’a karşı sorumluluklar içeren yönetim alt başlıklarını oluşturacağız.

İleri ki dönemlerde konaklama işletmelerinde ESG Yöneticilerinin istihdam edileceğini göreceğiz. Hatta bu konuda adı konulmadan Sağlık, Güvenlik, Çevre ve Yönetim alanlarında işleri yapan otel kalite müdürü tanıdıklarım mevcut.  Her türlü yasa, yönetmelik, standart, etiketleme çalışmalarında başroldeler. Çok iyi işlere imza atanlar var.

Ayrıca, yaptıkları ve uğraştıkları konulara göre doğru unvan tanımlarının bu olduğunu düşünmekteyim.

Ne dersiniz?

Önce doğru tanımlamadan başlamayalım mı?

Yayın Tarihi
19.10.2022
Bu Haber İçin Yorum Yapın
NOT: E-Mail adresiniz web sitemiz üzerinde yayınlanmayacaktır.
CAPTCHA Image
Bu makaleye ilk yorumu yazan siz olun.

Çerez Kullanımı

Kullandığımız çerezler hakkında bilgi almak ve haklarınızı öğrenmek için Çerez Politikamıza bakabilirsiniz.

Daha Fazla