İSİS Türkiye Genel Müdür Yardımcısı ve Turizmdays.com yazarı Dr. Recai Yılmaz, Antalya’da sonbahar yağışlarının ardından otellerde gözlemlenebilen kusma ve ishal (gastroenterit) vakalarına ilişkin kritik değerlendirmelerde bulundu. Yağışların ve insan hareketliliğinin halk sağlığı üzerindeki etkilerine dikkat çeken Yılmaz, yaklaşan COP31 zirvesi öncesinde kent genelinde entegre bir veri ve kriz yönetim sisteminin kurulması gerektiğini vurguladı.
Ekim ayında sonbahar yağışları başlarken Avrupa'dan gelen turist hareketliliğinin devam ettiğini belirten Dr. Recai Yılmaz, 2015 yılında Amsterdam'da yaşanan aşırı yağışlar ve kanalizasyon taşması sonrası ortaya çıkan Norovirüs salgınını örnek göstererek iklim ve altyapı faktörlerinin önemine işaret etti.
"Hastalığın otelde ortaya çıkması kaynağının otel olduğunu göstermez"
Yağmurun tek başına virüs üretmediğini ancak yayılmasına uygun zemin hazırlayabileceğini ifade eden Dr. Recai Yılmaz, otellerde görülen gastroenterit vakalarının iki temel sebebi olabileceğini belirterek, "Sonbahar yağışlarıyla birlikte dereler yükselebilir, kanalizasyon sistemleri zorlanabilir ve taşkın suları açık büfelerde yer alan marul, maydanoz, çilek gibi çiğ tüketilen ürünlerin yetiştirildiği tarım alanlarına ulaşabilir. Diğer taraftan bu mevsimde Avrupa genelinde izlenen bir virüsü taşıyan bir misafir, otele geldikten saatler sonra hastalanabilir. Dolayısıyla vakaların otelde ortaya çıkması, kaynağın mutlaka otel olduğu anlamına gelme. Dedi."
Otellere sağlık, hijyen ve tedarik çağrısı
Muhtemel halk sağlığı risklerine karşı otel işletmelerinin gıda güvenliği ve denetim tedbirlerini artırması gerektiğinin altını çizen Yılmaz, işletmelere şu tavsiyelerde bulundu:
‘’Su depoları, mutfaklar, kanalizasyon bağlantıları ve olası geri taşma noktaları düzenli denetlemeli; şebeke suyundaki basınç, bulanıklık ve kesintiler anlık izlenmelidir. Sel ve taşkından etkilenen tarım alanlarından ürün kabul edilmemeli; çiğ tüketilen sebze ve meyvelerin yıkanmasında mutlaka güvenilir içme suyu tercih edilmelidir. Ortak kullanım alanlarında dezenfeksiyon sıklaştırılmalı, misafir ve çalışanlardaki vaka bildirimleri düzenli kayıt altına alınarak yakından takip edilmelidir.’’
"COP31 öncesi tüm kurumlar eş zamanlı harekete geçmeli"
Salgın yönetimi ve turist sağlığının sadece otellerin değil, şehrin ortak sorumluluğu olduğunu vurgulayan Dr. Recai Yılmaz, belediyeler, su ve kanalizasyon idareleri, arıtma tesisleri ve sağlık müdürlüklerinin verileri birlikte değerlendirmesi gerektiğini belirtti. Antalya’nın ev sahipliği yapacağı küresel iklim zirvesine atıfta bulunan Yılmaz, uyarısını şu sözlerle tamamladı:
"Antalya, binlerce uluslararası katılımcının geleceği COP31 zirvesine hazırlanıyor. Ya zirve sırasında yoğun yağışlar yaşanır ve benzer vakalar ortaya çıkarsa? Oteller, belediyeler, su idareleri ve sağlık kurumları eş zamanlı harekete geçebilecek mi? Bir salgının kaynağı tahminlerle değil, verilerle bulunur. Bu soruların cevabını zirve sırasında değil, bugünden vermeliyiz. Çünkü turistin sağlığı yalnızca kaldığı otelin değil, geldiği kentin de meselesidir. Ve sağlıklı turizm, ancak sağlıklı bir kentle mümkündür."