İSİS Türkiye Genel Müdür Yardımcısı Dr. Recai Yılmaz, Orta Doğu’daki savaş atmosferinin turizm üzerindeki etkilerini kaleme aldı. Harita projeksiyonlarının turist algısını nasıl yönettiğine dikkat çeken Yılmaz, "Bazen bir harita, bir füze kadar güçlü olabilir" dedi.
Bölgesel çatışmaların ve savaş senaryolarının medya üzerinden servis edildiği bir dönemde, turizm sektörünün en önemli aktörlerinden Dr. Recai Yılmaz, meselenin sadece askeri değil, aynı zamanda bir "algı yönetimi" olduğunu vurguladı. Yılmaz, haritaların sadece coğrafyayı değil, dünyayı nasıl görmemiz gerektiğini de dikte ettiğini belirtti.
Mercator Projeksiyonu ve "Büyük Avrupa" Yanılsaması
Dünyanın 1569’dan bu yana Gerardus Mercator’un geliştirdiği denizcilik odaklı haritalarla algılandığını hatırlatan Dr. Recai Yılmaz, bu tekniğin zihinsel bir merkeze dönüştüğünü belirterek, "Mercator haritası kuzeye gidildikçe alanları büyütür. Avrupa genişler, Grönland devleşir ama Afrika küçülür. Bu teknik fark zamanla Avrupa’yı merkez, diğerlerini ise 'çevre' olarak konumlandıran bir algı yarattı. Bugün kriz anlarında bu alışkanlık yeniden devreye giriyor" dedi.
"Ortadoğu" mu, "Batı Asya" mı?
Dr. Yılmaz, coğrafi tanımlamaların turistlerin duygusal kararlarını nasıl etkilediğine dair çarpıcı bir örnek sundu. "Ortadoğu" kelimesinin tehlike, mesafe ve belirsizlik çağrıştırdığını belirten Yılmaz, aynı bölgeye "Batı Asya" denildiğinde tonun daha nötr ve sakin bir hale büründüğünü söyledi.
Türkiye’nin Stratejik Konumu ve "Kırmızı Alan" Algısı
Türkiye'nin bu savaşın bir tarafı olmadığını, aksine dünya liginde bir turizm altyapısına sahip olduğunu vurgulayan Dr. Recai Yılmaz, sektörün karşılaştığı en büyük engel hakkında şunları söyledi:
"Almanya veya İngiltere’deki bir turist jeopolitik analiz yapmaz; haritaya bakar. Eğer Türkiye ekrandaki kırmızı alanın yanında görünüyorsa, 'yakın mı?' diye sorar ve rezervasyonunu erteler. Savaşın sadece algıyla sınırlı kalmaz. Enerji fiyatları, uçuş maliyetleri ve daralan bütçeler de sektörü doğrudan etkiler.’’
"İstanbul Bir Kapı Değil, Düğüm Noktasıdır"
Türkiye’nin kendini nasıl konumlandırması gerektiği konusunda vizyoner bir bakış açısı sunan Yılmaz, Anadolu coğrafyasının önemi konusunda, "İstanbul bir 'kapı' değildir; ticaret yollarının ve kültürlerin buluştuğu bir düğüm noktasıdır. Kapadokya egzotik bir hikâye değil, binlerce yılın izidir. Efes bir uç değil, Anadolu’nun hafızasıdır. Belki de asıl mesele haritaya nereden baktığımızdır" diye konuştu.
Dr. Recai Yılmaz, Türkiye’nin artık dünyayı başkalarının merkezinden değil, kendi merkezinden görmesi gerektiğini savundu. Yılmaz’a göre, harita değiştiğinde dünya değişmiyor ama güç dengeleri ve algı merkezi yeniden inşa ediliyor.