Turizm sektörünün önde gelen temsilcileri, Antalya ve Ege bölgesindeki tesislerde her geçen gün büyüyen gıda ve kaynak israfı konusunu masaya yatırdı. Turizmdays.com Haber Grubu bünyesinde gerçekleşen tartışmalarda, 1.000 kişilik bir tesiste sadece tabaklardan dönen israfın günlük yüzlerce kiloyu bulduğu ve ayda 6 tona varan devasa bir gıda atığına dönüştüğü vurgulandı.
Peki, turizmcileri ve tatilcileri endişelendiren bu büyük israfın nedenleri neler? Sektör liderleri hangi çözüm önerilerini sunuyor? İşte turizmde "Her Şey Dahil" (All-Inclusive) sisteminin geleceğini şekillendirecek tartışmanın ayrıntıları...
Bir otelde ayda 6 Ton Gıda Çöpe Gidiyor: "İsraf Her Şey Dahil Değildir!"
Profesyonel Otel Yöneticileri Derneği (POYD) Başkanı Hakan Saatçıoğlu, otellerdeki israf tablosunu rakamlarla gözler önüne serdi:
"Kişi başı tabaklardan dönen yiyecek miktarı ortalama 200–220 gram civarında. 1.000 pax (misafir) kapasiteli bir otelde bu durum günde 200–220 kg, 30 günde ise tam 6 ton gıdanın çöpe gitmesi anlamına geliyor. POYD olarak bu konuda yetkililerle temas halindeyiz. 'Her Şey Dahil: Tesiste yediğin, içtiğin, kullandığın her şey dahildir; israf dahil değildir' ilkesini yaygınlaştırmalı ve yasal bir kural haline getirmeliyiz."
Saatçıoğlu, her şey dahil tanımının net bir hukuki ve operasyonel çerçevesi olmamasından dolayı otel yöneticilerinin masasında yığınla yemek bırakan misafirleri kibarca dahi ikaz edemediğini belirtti.
Saatçıoğlu, ayrıca bu israfın mutfaktaki şeflerin ve servis personelinin motivasyonunu düşürdüğüne değindi.
Turistlerin gözünden israf ve görgü kuralları felaketi
Tartışmada paylaşılan ve tesiste 10 gün konaklayan Fransız bir misafirin anket yorumu, tesislerdeki durumun vahametini ve uluslararası turistlerin bu konudan duyduğu rahatsızlığı özetliyor:
Doldurulup Bırakılan Tabaklar: Masalarda bırakılan devasa yemek yığınları, şezlong altına atılan hamburgerler, azıcık içilip dökülen içecekler ve kuşlara yem yapılan dondurmalar misafirler tarafından "anlaşılmaz bir sorumsuzluk" olarak nitelendiriliyor.
Görgü Kuralları ve Saygısızlık: Sigara içilmeyen alanların ihlali, havlu atılarak saatlerce boş bırakılan şezlonglar ve ortak alanlardaki gürültü kirliliği tatil deneyimini olumsuz etkiliyor.
İletişim Eksikliği: Fransızca ve İngilizce dil yeterliliğinin bazı tesis çalışanlarında yetersiz kalması, misafir ilişkilerini zorlaştırıyor.
İsrafın Arkasındaki Temel Nedenler Neler?
Turizm uzmanları, açık büfelerdeki yemek ısrafının tek bir nedene bağlanamayacağını, hem tesis operasyonlarından hem de misafir profillerinden kaynaklanan çok boyutlu sebepler bulunduğunu ifade ediyor:
"Paranın Hakkını Verme" Akımı ve Açgözlülük: Sosyal medyada sıkça işlenen "Parasını verdik, sonuna kadar tüketmeliyiz" mottosu veya "Çok pahalısınız" algısı, insanları psikolojik olarak kontrolsüz tüketime itiyor.
Lezzet ve Kalite Sorunu: Yemeklerin kalitesi düştükçe ya da lezzetsiz sunulduğunda, tabağa alınan yemeklerin çöpe gitme ihtimali katlanarak artıyor. Lezzetli yapılan yemek tabakta kalmıyor.
Turist Portföyünün Sosyoekonomik Değişimi: 1990'lardaki turist profili ile günümüz turist profili arasında ciddi farklar var. İspanya ve Yunanistan'a giden yüksek gelir grubundaki nitelikli turist kitlesi yerine, Türkiye'ye zaman zaman tüketim bilinci daha düşük segmentlerin geldiği vurgulanıyor. (Golf turizmi yapılan alanlar ile Side, Kumköy ve Evrenseki gibi sadık Alman misafir ağırlayan bölgelerin bu genel tablodan olumlu anlamda ayrıştığı belirtiliyor).
Büfe Çılgınlığı ve Aşırı Yoğunluk: Temmuz ve Ağustos aylarındaki kapasite yoğunluğu israfı tetikliyor. Devasa açık büfeler yerine porsiyon kontrolü sağlanan veya aşçı destekli tabaklanan büfe sistemlerine geçiş ihtiyacı öne çıkıyor.
Radikal Çözüm Önerisi: Kredi/Coin Tabanlı Modüler "Her Şey Dahil"
Sektör temsilcileri sadece sorunu teşhis etmekle kalmayıp ezber bozan çözüm önerileri de sundu. Öne çıkan radikal model şöyle detaylandırıldı:
Kişisel Tüketim Kredisi (Coin Sistemi): Misafirin konaklama paketine bir tüketim bakiyesi (örneğin otel coin’i) tanımlanır.
A-la-Carte ve QR Menü Modeli: Açık büfe karmaşası yerine otel içindeki restorant, cafe ve barlarda sipariş usulü tüketim yapılır ve harcamalar bu bakiyeden düşer.
Bilinçli Tüketime Ödül: Tatil sonunda bakiyesini tutumlu kullanan ve israf etmeyen misafirlere, bir sonraki rezervasyonlarında kullanabilecekleri indirim puanları verilir.
Limitsiz Tüketenlere Ek Kredi: Dilediğince tüketmek ve masada bırakmak isteyenler ekstra bakiye satın alabilir.
Bu model sayesinde hem gıda kalitesinin şehirdeki en iyi a-la-carte restoran seviyesine çıkarılabileceği hem de gıda ve su tüketiminde sürdürülebilir bir disiplin sağlanacağı savunuluyor.
Şehir Markası ve Destinasyon Kalitesi Yükselmeli
Turizmciler, sorunun sadece tesis duvarları arasında çözülemeyeceğini; Antalya ve Ege gibi destinasyonların uluslararası alanda marka değerinin yükseltilmesi gerektiğini belirtiyor.
Dünyaca ünlü sanatçıların katıldığı global etkinlikler, Hollywood yapımlarında şehir tanıtımları, nitelikli alt yapı ve deniz temizliği çalışmalarıyla "kaliteli turist" profilinin bölgeye çekilebileceği ifade ediliyor.