Kurlar Yükleniyor...
Uluslararası Otel Markaları Anadolu’ya Yöneliyor
TURİZM

Uluslararası Otel Markaları Anadolu’ya Yöneliyor

Uluslararası Antalya Turizm Fuarı (ATF26 Türkiye) kapsamında gerçekleştirilen
“Markalı Rezidanslar: Otel Markalarının Yeni Büyüme Alanı” oturumunda, uluslararası
otel zincirlerinin Türkiye'deki markalı konut yatırımları, gayrimenkul sektörüne
sundukları katma değer, yatırım modelleri ve hukuki altyapıya ilişkin ihtiyaçlar ele
alındı.


Radisson Hotel Group, IHG Hotels & Resorts ve Wyndham Hotels & Resorts temsilcileri,
markalı rezidansların yalnızca lüks konut projelerinden ibaret olmadığını; uzun süreli
konaklama, üçüncü yaş turizmi, sağlık turizmi ve gelişen sanayi şehirlerinde de önemli
fırsatlar barındırdığını vurguladı.
Oturumda, Türkiye'de markalı rezidans projelerinin sürdürülebilir biçimde geliştirilebilmesi
için yatırımcı beklentilerinin, uluslararası marka standartlarının ve hukuki düzenlemelerin
birlikte değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi.
26–28 Ekim 2026 tarihlerinde ANFAŞ Antalya Fuar Merkezi'nde düzenlenen Uluslararası
Antalya Turizm Fuarı'nın (ATF26 Türkiye) ilk günü, “Markalı Rezidanslar: Otel Markalarının
Yeni Büyüme Alanı” başlıklı oturumla tamamlandı.
GNC Hospitality Management & Consulting Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Genceli'nin
moderatörlüğünde gerçekleştirilen panelde; Radisson Hotel Group Türkiye Geliştirme ve
Franchise Hizmetleri Direktörü Baran Türkel, IHG Hotels & Resorts Türkiye İş Geliştirme
Direktörü Sermin Akın ve Wyndham Hotels & Resorts Türkiye İş Geliştirme Direktörü Özlem
Şahin konuşmacı olarak yer aldı.
Oturumda markalı rezidansların uluslararası otel markalarının büyüme stratejilerindeki
konumu, yatırımcılara sundukları avantajlar, gayrimenkul değerine katkıları, işletme modelleri
ve Türkiye'nin farklı destinasyonlarındaki gelişim potansiyeli değerlendirildi.
Markalı rezidansların klasik konut projelerinden ve uzun süreli konaklama ürünlerinden
ayrılan özellikleri de ele alınırken, hukuki altyapının geliştirilmesi ve yatırım projelerinin
başlangıç aşamasından itibaren doğru planlanması gerektiği vurgulandı.
Orhan Genceli: “Markalı Rezidanslar Türkiye için Önemli Bir Yatırım
Fırsatı”

Oturumun moderatörlüğünü üstlenen GNC Hospitality Management & Consulting Yönetim
Kurulu Başkanı Orhan Genceli, Türkiye'de markalı rezidansların henüz yeterince
değerlendirilmeyen bir yatırım alanı olduğunu belirtti.
Yaklaşık 40 yıllık otelcilik deneyimine sahip olduğunu ifade eden Genceli, son yıllarda otel
markalarının yatırım projelerine entegrasyonu, gayrimenkul geliştirme ve profesyonel
yönetim modelleri üzerinde çalıştıklarını söyledi.
Türkiye'de geçmiş yıllarda geliştirilen bazı yazlık ve konut projelerinin yeterince
kullanılmadığını belirten Genceli, markalı konut modelinin gayrimenkul yatırımlarının daha
verimli değerlendirilmesi açısından fırsatlar oluşturabileceğini savundu.
Uluslararası otel markalarının konut projelerine dahil olmasının yalnızca bir marka adı
kazandırmakla sınırlı olmadığını vurgulayan Genceli, profesyonel işletme yönetimi, hizmet
kalitesi, teknik standartlar ve uluslararası pazarlama olanaklarının da yatırımın değerini
etkilediğini ifade etti.
Markalı rezidans modelinin Amerika Birleşik Devletleri, Singapur ve Dubai gibi pazarlarda
uzun süredir uygulandığını belirten Genceli, Türkiye'nin de bu alanda uluslararası
yatırımcıların ilgisini çekebilecek önemli bir potansiyele sahip olduğunu söyledi.
Baran Türkel: “Markalı Rezidansları Otelcilik Deneyimimizle Birlikte
Geliştiriyoruz”
Radisson Hotel Group Türkiye Geliştirme ve Franchise Hizmetleri Direktörü Baran Türkel,
şirketin markalı rezidans alanındaki büyüme yaklaşımını değerlendirerek, otelcilik
deneyiminin bu projelerin temelini oluşturduğunu belirtti.
Radisson Hotel Group'un Türkiye'de yaklaşık 60 otelle faaliyet gösterdiğini ifade eden
Türkel, grubun 2030 yılına yönelik büyüme hedefleri doğrultusunda nitelikli projelere
odaklandığını söyledi.
Türkiye'de faaliyet gösteren dört rezidans ürününe sahip olduklarını açıklayan Türkel,
markalı konut yatırımlarında otel markasının sunduğu mimari, teknik ve operasyonel bilgi
birikimini projelere aktarmayı önemsediklerini belirtti.
Radisson'un markalı rezidans yaklaşımında otel bileşeninin önemli bir rol oynadığını ifade
eden Türkel, yalnızca markanın adının kullanıldığı bağımsız konut projeleri yerine, otel
hizmetleri ve altyapısıyla entegre çalışan modelleri tercih ettiklerini söyledi.
Otelcilik deneyiminin uzun süreli konaklama ürünlerine aktarılmasının hem yatırımcı hem de
kullanıcı açısından daha sürdürülebilir bir değer oluşturduğunu savunan Türkel, uluslararası
markaların sahip olduğu sadakat programlarının, dağıtım ağlarının ve operasyonel
standartların önemli avantajlar sunduğunu vurguladı.
“Markalı Rezidans ile Servisli Apartman Aynı Şey Değil”

Türkiye'de markalı rezidans kavramının farklı konaklama ve gayrimenkul modelleriyle
karıştırıldığına dikkat çeken Baran Türkel, markalı konutlarla servisli apartmanların
birbirinden ayrılması gerektiğini belirtti.
Markalı rezidansların mülkiyetin bağımsız bir alıcıya devredilebildiği gayrimenkul ürünleri
olabildiğini ifade eden Türkel, servisli apartmanların ve uzun süreli konaklama modellerinin
ise farklı işletme ve mülkiyet yapılarına sahip olduğunu söyledi.
Bu ürünlerin tasarım, kullanım amacı ve gelir yönetimi açısından farklı özellikler taşıdığını
belirten Türkel, uluslararası otel markalarının projelerin niteliğine göre farklı stratejiler
uyguladığını ifade etti.
Radisson'un markalı rezidanslarda otel altyapısıyla bütünleşik bir yaklaşım benimsediğini
vurgulayan Türkel, Türkiye'deki mevzuatın ve yatırımcı beklentilerinin de proje geliştirme
aşamasında dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Özlem Şahin: “Markalı Rezidanslarda Hukuki Altyapı Netleşmeli”
Wyndham Hotels & Resorts Türkiye İş Geliştirme Direktörü Özlem Şahin, Türkiye'de markalı
rezidans projelerine yönelik yatırımcı ilgisinin önemli ölçüde arttığını belirterek, sektörün
büyümesi için hukuki altyapının geliştirilmesi gerektiğini vurguladı.
Wyndham Hotels & Resorts'un Türkiye'de yaklaşık 140 açık otelle faaliyet gösterdiğini ve
geliştirme aşamasında 50'nin üzerinde projesi bulunduğunu belirten Şahin, markalı
rezidansların da grubun değerlendirdiği büyüme alanları arasında yer aldığını söyledi.
Türkiye'de konut projelerinin uluslararası otel markalarıyla geliştirilmesine yönelik yoğun
talep bulunduğunu belirten Şahin, ancak bağımsız mülkiyete sahip rezidanslarda marka
standartlarının uzun vadede nasıl korunacağı konusunda belirsizlikler bulunduğuna dikkat
çekti.
Bir konutun uluslararası marka altında satılmasının ardından farklı mülk sahiplerinin kullanım
alışkanlıklarının ve yönetim kararlarının marka standartlarıyla uyumlu olması gerektiğini
belirten Şahin, bu durumun özellikle bağımsız konut projelerinde önemli bir sorun
oluşturabildiğini ifade etti.
Markalı rezidanslarda yatırımcının, mülk sahibinin ve marka sahibinin haklarını koruyacak
açık bir sistem oluşturulmasının önemine dikkat çeken Şahin, mevcut hukuki koşulları
değerlendirerek farklı geliştirme modelleri üzerinde çalıştıklarını söyledi.
“Wyndham 2027’de Yeni Bir Açılım Gerçekleştirebilir”
Markalı rezidans projelerine yönelik çalışmalarını değerlendiren Özlem Şahin, Wyndham
Hotels & Resorts olarak bu alandaki hukuki ve operasyonel modeller üzerinde yaklaşık bir
yıldır çalıştıklarını açıkladı.
Bağımsız konut projelerinde marka standartlarının korunmasının önemini vurgulayan Şahin,
doğru hukuki altyapının oluşturulması hâlinde 2027 yılında yeni bir açılımın gündeme
gelebileceğini ifade etti.

Ancak bu olasılığın kesinleşmiş bir yatırım veya yeni proje duyurusu olarak
değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çeken Şahin, önceliklerinin yatırımcıları ve markayı
uzun vadeli risklerden koruyacak sürdürülebilir bir model geliştirmek olduğunu söyledi.
Projelerin yalnızca satış aşamasındaki ticari hedefler üzerinden değerlendirilmemesi
gerektiğini belirten Şahin, satış sonrasında oluşacak yönetim yapısının ve hizmet
standartlarının da en başından planlanmasının önemini vurguladı.
Sermin Akın: “Yasal Zemin Oluşmadan Markalı Rezidans Geliştirmek
Kolay Değil”
IHG Hotels & Resorts Türkiye İş Geliştirme Direktörü Sermin Akın, markalı rezidansların
Türkiye'de önemli bir yatırım potansiyeline sahip olduğunu ancak uluslararası markaların bu
alanda faaliyet gösterebilmesi için hukuki altyapının netleştirilmesi gerektiğini belirtti.
IHG'nin Türkiye'de 38 açık otelle faaliyet gösterdiğini ve geliştirme aşamasında 17 yeni otel
projesi bulunduğunu açıklayan Akın, grubun farklı markalarla büyümeye devam ettiğini
söyledi.
Markalı rezidans alanında özellikle lüks segmentte faaliyet gösterdiklerini belirten Akın,
InterContinental, Kimpton, Regent ve Six Senses markalarının bu alandaki ürünleri arasında
bulunduğunu ifade etti.
IHG'nin uluslararası pazarlarda 15 ülkede 30'un üzerinde markalı rezidans projesiyle faaliyet
gösterdiğini açıklayan Akın, Türkiye'nin de bu alandaki büyüme fırsatlarını
değerlendirdiklerini söyledi.
Türkiye'de markalı rezidans geliştirilmesine ilişkin hukuki belirsizliklerin uluslararası markalar
açısından risk oluşturabildiğini belirten Akın, sektör temsilcilerinin karşılaştıkları sorunları
karar vericilere aktarmasının önemine dikkat çekti.
“Lüks Markalı Rezidanslar Doğru Destinasyon ve Doğru Konseptle
Geliştirilmeli”
IHG'nin markalı rezidans stratejisini değerlendiren Sermin Akın, farklı uluslararası pazarlarda
otelle entegre ve bağımsız konut projelerinin uygulanabildiğini belirtti.
Ancak hangi modelin tercih edileceğinin pazarın olgunluğuna, yerel mevzuata, marka
standartlarına ve müşteri beklentilerine bağlı olduğunu ifade etti.
IHG'nin markalı rezidanslarda lüks segmenti önceliklendirdiğini belirten Akın, İstanbul, İzmir,
Antalya ve Bodrum gibi destinasyonların gelecek dönem yatırımları açısından potansiyel
taşıdığını söyledi.
Six Senses markası altında otelden bağımsız rezidans projeleri geliştirebildiklerini belirten
Akın, diğer markalarda ise otel ve rezidans bileşenlerinin birlikte yer aldığı modelleri
değerlendirdiklerini ifade etti.

Uluslararası otel markalarının konut projelerine dahil olabilmesi için yalnızca satış
potansiyelinin yeterli olmadığını vurgulayan Akın, projenin en başından itibaren markalı
rezidans konseptine uygun tasarlanması gerektiğini belirtti.
Markalı Rezidanslar Mevcut Atıl Konutların Çözümü Olabilir mi?
Oturumda markalı rezidansların mevcut gayrimenkul stokunun değerlendirilmesindeki rolü
konusunda farklı görüşler de gündeme geldi.
Moderatör Orhan Genceli, Türkiye'de yeterince değerlendirilemeyen yazlık ve konut
yatırımlarının profesyonel işletme modelleriyle ekonomiye kazandırılabileceğini savundu.
Uluslararası otel markalarının hizmet standartlarının bu tür gayrimenkullere değer
katabileceğini ifade eden Genceli, özellikle doğru kullanım modeli geliştirilemeyen konut
projeleri için yeni fırsatlar oluşturulabileceğini söyledi.
IHG Hotels & Resorts Türkiye İş Geliştirme Direktörü Sermin Akın ise mevcut konutların
markalı rezidanslara dönüştürülmesinin her zaman kolay olmadığını belirterek bu yaklaşıma
farklı bir değerlendirme getirdi.
Bir markalı rezidansın yalnızca konut bölümlerinden oluşmadığını vurgulayan Akın,
resepsiyon, konsiyaj, yeme içme alanları, ortak kullanım mekânları ve farklı hizmet
altyapılarının da proje tasarımında yer alması gerektiğini söyledi.
Bu nedenle konut projesinin geliştirme aşamasında markalı rezidans olarak planlanmasının
çok daha sağlıklı olduğunu ifade eden Akın, mevcut konut stokundaki sorunların çözümüyle
markalı rezidans yatırım modelinin birbirinden ayrı değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
“Uluslararası Marka Gayrimenkulün Satış Fiyatına Yüzde 20–40 Katkı
Sağlayabiliyor”
Markalı rezidansların yatırımcılara sağladığı avantajları değerlendiren Sermin Akın,
uluslararası otel markalarının gayrimenkulün satış fiyatına, pazarlama gücüne ve uzun vadeli
değerine katkıda bulunabildiğini belirtti.
Savills tarafından gerçekleştirilen uluslararası bir araştırmaya değinen Akın, markalı
konutların markasız benzer gayrimenkullere kıyasla yüzde 20 ila yüzde 40 arasında fiyat
farkı oluşturabildiğine ilişkin veriler bulunduğunu söyledi.
Bu oranların IHG'nin kendi satış verileri olmadığını özellikle belirten Akın, değer artışının
doğru marka, uygun lokasyon ve başarılı proje planlamasıyla ilişkili olduğunu vurguladı.
Markalı rezidanslarda yatırımcının yalnızca marka adını satın almadığını belirten Akın,
mimari planlama, teknik standartlar, hizmet konsepti ve uluslararası müşteri beklentilerine
uygun ürün geliştirme konusunda da destek aldığını ifade etti.
Uluslararası markaların gayrimenkul sahiplerine güven sağlayabildiğini söyleyen Akın, satış
hızının ve ürünün pazardaki konumunun da markalaşmadan etkilenebildiğini belirtti.

Orhan Genceli de kendi danışmanlık deneyimlerinden örnekler paylaşarak, doğru bir
uluslararası otel markasının projeye dahil edilmesinin satış fiyatı ve satış hızı üzerinde
önemli etkiler oluşturabildiğini ifade etti.
Baran Türkel: “Marka Tek Başına Başarı Garantisi Değil”
Radisson Hotel Group Türkiye Geliştirme ve Franchise Hizmetleri Direktörü Baran Türkel,
uluslararası otel markalarının gayrimenkul projelerine değer katabildiğini ancak her yatırımın
yalnızca markalaşarak başarılı olamayacağını vurguladı.
Öncelikle projenin bulunduğu lokasyonda gerçek ve sürdürülebilir bir talep bulunması
gerektiğini belirten Türkel, doğru fizibilite yapılmadan geliştirilen projelerin marka açısından
da risk oluşturabileceğini ifade etti.
Bir markanın sahip olduğu deneyimin, pazarlama ağının ve teknik standartların önemli
olduğunu ancak başarının doğru ürünle başladığını belirten Türkel, yatırımcıların yalnızca
yüksek satış fiyatı hedefiyle markalı rezidans geliştirmemesi gerektiğini söyledi.
Radisson'un bazı projelerde yatırımcı beklentileriyle pazar gerçeklerinin örtüşmediğini
gördüklerinde iş birliği yapmamayı tercih edebildiğini belirten Türkel, uluslararası markaların
sürdürülebilirlik ve uzun vadeli performansa odaklanmasının önemine dikkat çekti.
Markalı rezidanslarda doğru ürün geliştirildiğinde gelir ve kârlılık açısından önemli avantajlar
elde edilebildiğini ifade eden Türkel, Türkiye'deki mevcut rezidans ürünlerinin
performansından olumlu sonuçlar aldıklarını belirtti.
Wyndham: Markalı Rezidanslar Yalnızca Lüks Segmentle Sınırlı
Kalmayacak
Wyndham Hotels & Resorts Türkiye İş Geliştirme Direktörü Özlem Şahin, markalı
rezidansların geçmişte ağırlıklı olarak lüks konut projeleriyle ilişkilendirildiğini ancak artık
daha geniş bir müşteri kitlesine hitap etmeye başladığını söyledi.
Wyndham'ın ekonomi ve orta segment konaklama alanındaki güçlü marka portföyüne dikkat
çeken Şahin, markalı rezidansların da bu segmentlerde gelişebileceğini ifade etti.
Türkiye'de faaliyet gösteren Ramada Residences by Wyndham Haramidere projesini örnek
gösteren Şahin, orta segmentte markalı rezidans modeline yönelik talep bulunduğunu belirtti.
Bu projenin yatırımcı ve işletmeci açısından olumlu geri bildirimler aldığını ifade eden Şahin,
uluslararası otel markalarının yalnızca yüksek gelir grubuna hitap eden lüks projelerde değil,
farklı ekonomik segmentlerde de değer oluşturabileceğini vurguladı.
Özellikle sanayi şehirleri, sağlık turizmi destinasyonları ve uzun süreli konaklama ihtiyacı
bulunan bölgelerin gelecek dönem markalı rezidans yatırımlarında önem kazanabileceğini
söyledi.
“Anadolu’nun Gelişen Sanayi Şehirlerinde Yeni Bir Pazar Oluşuyor”

Markalı rezidansların İstanbul, Bodrum ve Antalya gibi geleneksel yatırım destinasyonlarının
dışına çıkması gerektiğini belirten Özlem Şahin, Anadolu'nun gelişen şehirlerinde önemli
fırsatlar bulunduğuna dikkat çekti.
Sanayi yatırımlarının arttığı, uluslararası şirketlerin faaliyet gösterdiği ve proje bazlı çalışan
profesyonellerin uzun süreli konaklama ihtiyacı duyduğu bölgelerde farklı bir konaklama
talebi oluştuğunu ifade etti.
Zonguldak'ın Filyos bölgesindeki sanayi ve lojistik yatırımlarını örnek gösteren Şahin, bu tür
bölgelerde görev yapan yerli ve yabancı mühendislerin uzun süreli konaklama ihtiyaçlarının
karşılanması gerektiğini belirtti.
Filyos çevresinde markalı konaklama projelerine yönelik talepler aldıklarını ifade eden Şahin,
bu ihtiyacın yalnızca klasik otel odalarıyla değil, farklı yaşam alanları ve uzun süreli
konaklama çözümleriyle karşılanabileceğini söyledi.
Türkiye'nin farklı Anadolu şehirlerinde orta segment markalı rezidans projeleri için potansiyel
bulunduğunu belirten Şahin, her yatırımın bölgenin ekonomik yapısı, talep profili ve
sürdürülebilir gelir olanakları doğrultusunda değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
“Üçüncü Yaş Turizmi ve Wellness, Markalı Rezidansların Yeni Büyüme
Alanı”
Özlem Şahin, markalı rezidansların gelecek dönem büyümesinde üçüncü yaş turizmi,
wellness ve uzun yaşam odaklı konaklama modellerinin önemli rol oynayabileceğini belirtti.
Avrupa'dan Türkiye'nin farklı destinasyonlarına yönelik uzun süreli konaklama talebinin
geliştiğine dikkat çeken Şahin, özellikle Ege kıyılarının ve farklı resort bölgelerinin bu alanda
fırsatlar sunduğunu ifade etti.
Emeklilik dönemindeki ziyaretçilerin yılın belirli dönemlerini farklı ülkelerde geçirmeye yönelik
tercihlerinin, markalı rezidanslar açısından yeni bir müşteri segmenti oluşturabileceğini
söyledi.
Uluslararası bir otel markasının standartlarında hizmet alan ve uzun süreli konaklamaya
uygun tasarlanan yaşam alanlarının, üçüncü yaş turizmi ve wellness pazarlarında
değerlendirilebileceğini belirten Şahin, bu tür ürünlerin yalnızca lüks segmentle sınırlı
kalmaması gerektiğini vurguladı.
Moderatör Orhan Genceli de yaşlı yaşam alanları, termal turizm ve dijital göçebeler gibi farklı
konaklama segmentlerinin markalı rezidans modeliyle ilişkilendirilebileceğini ifade etti.
“Markalı Rezidanslarda Satış Sonrası Yönetim En Az Satış Kadar
Önemli”
Markalı rezidans projelerinin uzun vadeli başarısında operasyonel sürdürülebilirliğin önemine
dikkat çeken Baran Türkel, uluslararası otel markalarının yalnızca geliştirme ve satış
süreçlerinde değil, işletme döneminde de belirli sorumluluklar üstlendiğini belirtti.

Marka standartlarının korunmasının, misafir ve mülk sahibi memnuniyetinin takip
edilmesinin, teknik denetimlerin gerçekleştirilmesinin ve operasyonel performansın
değerlendirilmesinin önemini vurgulayan Türkel, bu süreçlerin markanın itibarını doğrudan
etkilediğini ifade etti.
Radisson'un otel ve rezidans ürünlerinde bağımsız denetimlerden, misafir
değerlendirmelerinden ve ticari performans göstergelerinden yararlandığını belirten Türkel,
yalnızca denetim sonuçlarının yeterli olmadığını söyledi.
Yatırımcı memnuniyetinin de markalı otelcilik ve rezidans işletmeciliğinde önemli bir gösterge
olduğunu ifade eden Türkel, Radisson otel sahiplerinin yaklaşık yüzde 67'sinin birden fazla
Radisson oteline sahip olduğunu açıkladı.
Bu durumu yatırımcı ilişkilerinin ve uzun vadeli iş birliklerinin önemli göstergelerinden biri
olarak değerlendiren Türkel, uluslararası markaların yeni yatırımlarda tercih edilmeleri için
yatırımcılarına sürekli değer üretmesi gerektiğini vurguladı.
Sermin Akın: “Marka İtibarımızı Uzun Vadeli İşletme Standartlarıyla
Koruyoruz”
IHG Hotels & Resorts Türkiye İş Geliştirme Direktörü Sermin Akın, markalı rezidanslarda
uluslararası marka itibarının korunmasının uzun vadeli sözleşmeler ve operasyonel
standartlarla mümkün olduğunu belirtti.
Bir rezidansın sahibi tarafından kişisel kullanım amacıyla satın alınmasıyla, konutun kiralama
havuzuna dahil edilerek otel envanterinin bir parçası gibi işletilmesinin farklı modeller
olduğunu ifade etti.
Kiralama havuzuna dahil edilen rezidanslarda konutun otel standartlarına uygun biçimde
döşenmesi ve korunması gerektiğini belirten Akın, kişisel kullanım amacıyla satın alınan
konutlarda ise sahiplerin belirli sınırlar içerisinde daha fazla tasarım özgürlüğüne sahip
olabildiğini söyledi.
Konsiyaj, resepsiyon, spa, fitness, yeme içme ve diğer ortak alanların uluslararası otel
markasının hizmet anlayışıyla yönetilmesinin önemli olduğunu belirten Akın, marka
standartlarının konutların kullanım süresince sürdürülebilmesi gerektiğine dikkat çekti.
IHG'nin markalı rezidans sözleşmelerinin uzun vadeli bir yapıya sahip olduğunu belirten
Akın, en az 20 yıllık anlaşmalar gerçekleştirdiklerini ifade etti.
Bu nedenle proje geliştirme aşamasında yatırımcı seçiminin, işletme modelinin ve uzun
vadeli marka standartlarının dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
“Yatırımcı Projeye Başlamadan Önce Markayla Görüşmeli”
Wyndham Hotels & Resorts Türkiye İş Geliştirme Direktörü Özlem Şahin, uluslararası otel
markalarıyla proje geliştirmek isteyen yatırımcılara önemli bir öneride bulundu.

Yatırımcıların projelerinin inşaatına başlamadan önce ilgili markalarla görüşmesi gerektiğini
belirten Şahin, henüz planlama aşamasındaki bir yatırımın doğru marka ve ürün konseptiyle
şekillendirilmesinin çok daha kolay olduğunu söyledi.
Mevcut bir projeyi sonradan uluslararası marka standartlarına uygun hâle getirmenin daha
fazla maliyet ve operasyonel zorluk oluşturabildiğine dikkat çeken Şahin, yatırımcı
beklentileriyle pazarın gerçek kapasitesinin örtüşmesi gerektiğini vurguladı.
Bir şehirde gereğinden büyük kapasiteyle otel veya rezidans geliştirilmesinin yatırımın geri
dönüşünü olumsuz etkileyebileceğini belirten Şahin, her projenin lokasyon, müşteri profili,
talep ve gelecek dönem gelir beklentilerine göre değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Bazı Anadolu şehirlerinde yatırımcıların planladıkları oda sayısının gerçek ihtiyaçtan yüksek
olabildiğini belirten Şahin, daha küçük ve sürdürülebilir projelerin uzun vadede daha doğru
sonuçlar sağlayabileceğini söyledi.
Orhan Genceli: “Doğru Yatırım için Bağımsız Danışmanlık Önemli”
Yatırım planlamasına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Orhan Genceli, uluslararası otel
markalarının projeye dahil edilmeden önce kapsamlı pazar ve fizibilite çalışmalarının
gerçekleştirilmesi gerektiğini vurguladı.
Yatırımcıların zaman zaman bölgenin ihtiyacına uygun olmayan marka ve segment
tercihlerinde bulunabildiğini belirten Genceli, bağımsız danışmanlık çalışmalarının bu
kararların doğru biçimde verilmesine yardımcı olduğunu ifade etti.
Bir yatırımcının talep ettiği markanın veya otel segmentinin her zaman doğru seçim
olmayabileceğini belirten Genceli, bazı projelerde daha üst veya daha alt segmentte marka
konumlandırılmasının hem yatırımcı hem de destinasyon açısından daha fazla değer
oluşturabildiğini söyledi.
Baran Türkel ve Özlem Şahin de bu değerlendirmeye katılarak, gerçekçi olmayan
beklentilere sahip projelerde uluslararası markaların yatırımcıları doğru yönlendirmesi
gerektiğine dikkat çekti.
Uluslararası bir otel markasının yatırımcıya katkısının yalnızca isim hakkı veya pazarlama
gücünden oluşmadığı, doğru fizibilite ve sürdürülebilir işletmecilik yaklaşımının da önemli
olduğu vurgulandı.
Markalı Rezidanslarda Hukuki Güvence ve Mülkiyet Yönetimi Tartışıldı
Oturumun soru-cevap bölümünde markalı rezidansların hukuki yapısı ve bağımsız mülk
sahipleriyle uluslararası otel markaları arasındaki ilişkiler de ele alındı.
Özlem Şahin, Türkiye'de mevcut düzenlemelerin bazı uzun süreli kiralama ve konaklama
modellerine olanak tanıdığını ancak bağımsız mülkiyetli markalı konut projelerinde marka
standartlarının korunması açısından farklı sorunlar bulunduğunu belirtti.

Konutun el değiştirmesi, yeni mülk sahiplerinin kullanım tercihleri ve ortak yönetim
kararlarının uluslararası marka standartlarıyla çelişebilmesinin önemli riskler
oluşturabileceğine dikkat çekti.
Bir rezidans projesinde mülk sahiplerinin marka standartlarından farklı kararlar almasının
markanın itibarını etkileyebileceğini belirten Şahin, sözleşmelerin ve yönetim modellerinin bu
tür durumlara karşı güvence sağlaması gerektiğini ifade etti.
Baran Türkel ise markalı rezidanslarda bağımsız satış platformlarının kullanımının
markaların dağıtım ve fiyatlandırma stratejileriyle uyumlu olması gerektiğini belirtti.
Uluslararası otel markalarının standartlarına uygun ticari faaliyetlerin yürütülmesinin önemine
dikkat çeken Türkel, marka kullanımının tek başına doluluk veya gelir garantisi
oluşturmadığını ifade etti.
“Otel ve Rezidans Birbirinin Rakibi Değil, Tamamlayıcısı Olabilir”
Bir izleyicinin otellerle rezidans ürünleri arasında ticari rekabet oluşup oluşmayacağına
yönelik sorusunu yanıtlayan Baran Türkel, doğru yapılandırılan projelerde bu iki ürünün
birbirini destekleyebileceğini söyledi.
Kısa süreli konaklama talebiyle uzun süreli konaklama talebinin farklı özellikler taşıdığını
belirten Türkel, otel ve rezidans bileşenlerinin birlikte planlanmasının işletmelere talep
çeşitliliği sağlayabileceğini ifade etti.
Uzun süreli konaklama ürünlerinde fiyatların daha istikrarlı seyredebileceğini, bunun da
işletmelerin temel doluluk seviyelerini destekleyebileceğini belirten Türkel, doğru ürün
dağılımının önemini vurguladı.
Ancak her destinasyonda aynı oranda otel ve rezidans geliştirilmesinin uygun olmayacağını
belirten Türkel, konaklama süreleri, müşteri profili ve pazar talebinin proje tasarımında
belirleyici olması gerektiğini söyledi.
Markalı Rezidansların Geleceğinde İstanbul, Bodrum ve Anadolu Öne
Çıkıyor
Panelin kapanış bölümünde konuşmacılar, Türkiye'de markalı rezidans yatırımlarının
gelecek yıllarda gelişebileceği destinasyonlara ilişkin değerlendirmelerini paylaştı.
Baran Türkel, Radisson'un marka stratejisi açısından İstanbul, Antalya, İzmir, Bodrum,
Çeşme ve Dalyan gibi bölgelerde fırsatlar gördüklerini belirtti.
Ancak markadan bağımsız kişisel değerlendirmesinde, Türkiye'nin farklı şehirlerinde orta
segment markalı konutlara yönelik talebin gelişebileceğini ifade etti.
Özlem Şahin, geleneksel lüks destinasyonların yanı sıra Anadolu'nun gelişen sanayi
şehirlerinin ve üçüncü yaş turizmine uygun resort bölgelerinin önem kazanabileceğini
söyledi.

Sermin Akın ise İstanbul'un markalı rezidans yatırımlarının gelişiminde önemli bir başlangıç
ve örnek pazar olabileceğini, bu modelin zaman içerisinde sanayi yatırımlarının yoğunlaştığı
farklı şehirlere yayılabileceğini belirtti.
Özellikle büyük ölçekli enerji ve sanayi projelerinin bulunduğu bölgelerde uzun süreli
konaklama ihtiyacının arttığına dikkat çeken Akın, bu talebin uluslararası marka
standartlarında yeni ürünlerle karşılanabileceğini ifade etti.
Markalı Rezidanslarda Yeni Dönem: Doğru Yatırım, Güçlü Marka ve
Sürdürülebilir Yönetim
ATF26 Türkiye'nin ilk gününün kapanışında gerçekleştirilen “Markalı Rezidanslar: Otel
Markalarının Yeni Büyüme Alanı” oturumunda, uluslararası otel zincirlerinin gayrimenkul ve
konaklama sektöründeki yeni büyüme modelleri kapsamlı biçimde değerlendirildi.
Markalı rezidansların gayrimenkul projelerine değer katabildiği, uluslararası marka
standartlarının yatırımcı ve kullanıcı açısından güven oluşturduğu ve uzun süreli konaklama
ihtiyaçlarına yeni çözümler sunabildiği ifade edildi.
Bununla birlikte uluslararası otel markalarının bağımsız konut projelerinde faaliyet
gösterebilmesi için hukuki altyapının, mülkiyet yönetiminin ve uzun vadeli işletme
standartlarının geliştirilmesi gerektiği vurgulandı.
İstanbul, Bodrum ve Antalya gibi geleneksel yatırım merkezlerinin yanı sıra Anadolu'nun
gelişen sanayi şehirleri, sağlık ve wellness destinasyonları ile üçüncü yaş turizmine yönelik
bölgelerin de markalı rezidansların gelecek dönem büyümesinde önemli fırsatlar
sunabileceği değerlendirildi.
Panelde, markalı rezidansların başarısının yalnızca uluslararası bir markanın projeye dahil
edilmesine değil; doğru lokasyon, gerçekçi fizibilite, uygun yatırımcı profili, sağlam hukuki
altyapı ve sürdürülebilir işletme modelinin birlikte oluşturulmasına bağlı olduğu mesajı öne
çıktı.

Yayın Tarihi
31.10.2026
Bu Haber İçin Yorum Yapın
NOT: E-Mail adresiniz web sitemiz üzerinde yayınlanmayacaktır.
CAPTCHA Image
Bu habere ilk yorumu yazan siz olun.

Çerez Kullanımı

Kullandığımız çerezler hakkında bilgi almak ve haklarınızı öğrenmek için Çerez Politikamıza bakabilirsiniz.

Daha Fazla