FİKRİ CİNOKUR - ANTALYA – Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Başkanı Yusuf Hacısüleyman, 26 Ağustos’ta başlayıp 30 Ağustos’ta zaferle sonuçlanan Büyük Taarruzla bağımsızlık savaşının kazanıldığını ancak, enflasyonla savaşta istenilen sonucun alınamadığını belirtti.
ATSO Ağustos ayı Meclis toplantısı Ahmet Öztürk yönetiminde gerçekleşti. ATSO Başkanı Yusuf Hacısüleyman, konuşmasında, Türk tarihinde üç büyük zaferin Ağustos ayına gerçekleştiğini söyledi.
Malazgirt Savaşı, Sakarya meydan muharebesi, 26 Ağustos Büyük Taarruz ve ardından 30 Ağustos Zaferinin de bağımsızlık mücadelesinin mihenk taşı olduğunu belirten Hacısüleyman, şunları kaydetti.
‘’Amacımız ülkemizin her karış toprağına sahip çıkmak. Müdafaa artık sadece karasal savaşlarla değil, teknoloji alanında da oluyor. Artık bilimsel alanlarda da savaş mücadelesi sadece şekil değiştirmiş ve araçlarını değiştirerek sürüyor. Savaşların içerisinde ekonomi savaşları başta geliyor. Biz de iş dünyası olarak son 3-4 yıldır ülkemiz içinde, kendi çapımızda bir mücadele veriyoruz. Şu ana kadar mücadele ediyoruz ama tam istediğimiz sonucu elde edemediğimiz enflasyonla mücadele var.’’
Enflasyonla mücadelede istenilen sonucun alınamadığını ifade eden Hacısüleyman, ‘’Enflasyon rakamları arzu ettiğimiz düzeyde değil. Bu yıl yola çok daha iyi rakamlarla ve hedeflerle çıkmıştık. İran ve Amerika arasındaki savaşın sonucu arzu ettiğimiz ekonomik adımları bir türlü atamadık. Ve enflasyonla mücadelede tekrar değerlerine göre vize yapmak zorunda kaldık. Bugün geldiğimiz noktada da bu seviyeleri ancak indirebildik’’ dedi.
MB’nın 10 Eylül’de politika faizini açıklayacağını ifade eden Hacısüleyman, şöyle devam etti.
‘’Gerçek politika faizinde indirim olur mu onu da göreceğiz. Belki bir puan indirme konusu olabilir diye bir beklenti var. Tabii bu para politikalarını bazen tek başımıza belirleyemiyoruz. Dünyanın gözü kulağı FED’in faiz indirimine gidip gitmeyeceğin de…’’
Euro-Dolar kur makasının da açıldığına dikkat çeken Yusuf Hacısüleyman, ‘’İhracatçılar açısından bir kur makası söz konusu. İhracat yapıyoruz, aldığımız parayı dönüştürdüğümüzde içeride maliyetlerimiz TL olduğu için onu karşılamakta güçlük çekiyoruz’’ diye konuştu.
Kur makasından dolayı yılsonunda çok iyi rakamların çıkmayabileceğine dikkat çeken Hacısüleyman, sözlerini şöyle sürdürdü.
‘’Maliyetler çok yüksek. Hürmüz Boğazı’nda roket veya füze saldırılarından ziyade ekonomik bir mücadele var. Dünyadaki petrolün 3’te biri buradan akıyor. Dolayısıyla bu iniş çıkışlara bakıldığında inanılmaz bir belirsizlik var. İş dünyası için bu hiç arzu etmediğimiz bir şey. Belirsizlik nedeniyle bazı kuruluşlarımız üç aylık bütçeler yapmaya başladılar. Tabi politikalar bazen ülkelerin, hükümetlerin veya yönetimlerinin değişmesiyle de değişebiliyor. Şimdi önümüzde yaklaşan Amerika'da ara seçim var.’’
-Sanayide düzenlemeler yapılmalı
Sanayinin en sıkıntılı ana sektörlerden biri olduğunu belirten Yusuf Hacısüleyman, ‘’Eğer sanayide kendimize bir hedef ve kendimizi rahatlatacak düzenlemeler yapmaz isek, gayri safi yurt içi hasıladaki pay düşerse eğer, o zaman bunu tekrar kalkındırmak gerçekten çok çok zor. Bu hizmet sektörü gibi değil. Sanayide fabrikalara, makinelere ihtiyacımız var, ustalaşmış iş gücüne ihtiyacımız var. Bundan dolayı da bu son 3-4 yıldır yatay seyreden sanayileşmemizle ilgili muhakkak önlemler almak zorundayız’’ dedi.
- İyi işler de yapılıyor.
Ekonomideki sıkıntıların yanında iyi işlerin de yapıldığını savunan Yusuf Hacısüleyman, KOBİ’ler için kredi olanağı çıktığını ve başvuruların 15 Eylüle kadar devam edeceğini, Kapasite Destekleme Programına 64 milyar liralık başvuru olduğunu, bunun 33 milyar lirasının kullanıldığını, Döviz Dönüşüm Desteğinin de 31 Ocak 2027 tarihine kadar uzatıldığını anımsattı.
-Turizmde çok fazla erozyon yarattık
Turizmde Antalya’nın geçen yılın 7 aylık dönemine göre yüzde 6,5 düşüş yaşadığına dikkat çeken Hacısüleyman, ‘’Yılsonu sonuçta sayısal olarak rakamları tuttursak bile cirosal bazda, Antalya olarak elde ettiğimiz gelirden çok fazla bir erozyon yarattık. Kötü mü yaptık? Hayır. Yapmasaydık kaç kişi gelirdi bilemiyorum. Yaptık, bu kadar kişi geldi. Bazen de buna bile şükür dememiz gerekiyor’’ dedi.
Bu dönemde turizm sektörüyle araç kiralama ve konaklama işletmelerine SGK desteği verilmesiyle ilgili iki yönetmelik çıkarıldığını, ancak yönetmeliklerde eksikliklerin olduğuna dikkat çeken Hacısüleyman, sözlerini şöyle tamamladı.
‘’Konaklama işletmelerine SGK prim desteği, fiyatlardaki erozyon yani gelirlerdeki azalmanın karşısında almış olunan bir destek bu…3500 Lira personel başına SGK prim desteği sağlandı. Ne yazık ki şunu anlamak mümkün değil. Kültür ve Turizm Bakanlığı, desteği Basit Konaklama Turizm İşletme Belgesi'nin sahibi olan tesislere vermiyor. Neden ayrı tutulduğunu anlamak mümkün değil. İkisi de bakanlıktan belgeli. Birinin adı basit konaklama tesisi, Antalya'da 1400'ün üzerinde. Diğerinin adı yıldızlı tesisler. Ne fark var? İkisi de vergi ödüyor, ikisi de istihdam sağlıyor, ikisi de aynı maliyetlerle karşı karşıya. Bunun süratle düzeltilmesi için bakanlığa yazı yazdık. Herkes aynı şartlarda yarışmalı. Herkesin maliyeti aynıysa, aynı teşvikler ve aynı uygulamalara sahip olması lazım. Bu konuda çok acil bir düzenleme beklememiz lazım.’’