J'adore Deluxe Hotel & Spa Yöneticisi ve turizmdays.com yazarı Erdi Özen, yıllardır turizmdeki rekabetin İspanya, Mısır veya Yunanistan gibi ülkeler üzerinden okunduğunu, sektörün artık doğanın yeniden yazdığı kurallarla yüzleşmesi gerektiğini söyledi.
Türkiye'nin ev sahipliğinde gerçekleşecek COP31 İklim Zirvesi öncesinde varoluşsal bir sınavla karşı karşıya olunduğunu belirten Erdi Özen, "Günü kurtaracak anlık hamleler yerine kısa, orta ve uzun vadeli stratejilerle geleceği inşa etmek zorundayız" dedi.
2035'e Giderken Antalya’nın Rakibi İspanya mı, Yoksa 45 Derece Sıcaklık mı?
Turizm sektörünün halen doluluk oranlarını ve tesis sayılarını tartıştığına dikkat çeken Erdi Özen, yükselen sıcaklıkların ve değişen iklim rejiminin temel rakip haline geldiğini ifade ederek, "Oysa bugün karşımızda duran en büyük rakibin bir ülke olmadığını fark etmek zorundayız. O rakip; yükselen sıcaklıklar ve değişen iklim rejimi. Sektör olarak hâlâ doluluk oranlarını, tesis sayılarını ve kişi başı geceleme istatistiklerini tartışırken; doğa, turizm ekonomisinin kurallarını sessizce ama radikal bir biçimde yeniden yazıyor" diye konuştu.
Turist Deniz İçin mi Geliyor, Yoksa Konfor İçin mi?
Geleneksel "güneş-kum-deniz" anlayışının sorgulanması gerektiğini belirten Özen, Temmuz ve Ağustos aylarında 44-46 dereceleri bulan ve nemle hissedilen sıcaklığı 50 derecenin üzerine çıkaran hava koşullarının cazibeyi yok ettiğini söyledi.
Geleceğin turistinin "en sıcak" değil, "en konforlu ve yaşanabilir" destinasyonları seçeceğini vurgulayan uzman isim Özen, Kuzey Avrupa, Baltık kıyıları ve İngiltere iç turizmindeki yükselişin Akdeniz üzerindeki bir risk işareti olduğunu kaydetti.
Sezonun Kalbi Yer Değiştiriyor: Temmuz-Ağustos "Vites Düşürme" Dönemi Olmalı
Antalya turizmini 12 aya yayma hedefinin iklim kriziyle bir zorunluluk haline geldiğini savunan Özen, sezonun uzamadığını, aksine kalbinin yer değiştirdiğini aktararak şunları söyledi:
‘’Yeni Pik Sezon: Nisan-Mayıs ve Eylül-Ekim-Kasım ayları Akdeniz'in yeni ana sezonu olmaya aday. Kontrat Modelleri Esnetilmeli: TUI, DER Touristik gibi küresel tur operatörleri ve otelciler Temmuz-Ağustos kilitlenmesini esnetmeli.
Korunma Ayları: Aşırı sıcakların yaşandığı Temmuz ve Ağustos ayları yüksek gelir getiren ana dönem olmaktan çıkarılıp, iklimsel olarak "korunma ve vites düşürme" aylarına dönüştürülmeli.
İstihdama Neft: Sezonun bahar aylarına kayması, 5-6 aylık geçici istihdam baskısını kırarak 12 aya yayılan nitelikli iş gücü modeline geçiş fırsatı sunuyor.’’
Beton Tesisler Yerine Mikro İklim Tasarımları ve Yeşil Finansman
Aşırı sıcakların otellerdeki soğutma maliyetlerini artırarak enerji giderlerini işletme bütçelerinin %20-25'ine çıkardığına işaret eden Erdi Özen, dev beton kütlelerine dayalı mimarilerin 2030'lu yıllarda finansal olarak ayakta kalamayacağını söyledi.
Geleceğin Başarılı Otel Yatırımı Nasıl Olmalı? Diye soran Erdi Özen, şöyle konuştu:
‘’Mikro İklim Tasarımı: Doğal rüzgâr koridorları oluşturan ve gölgeleme odaklı peyzaj sunan mimariler.
Yenilenebilir Enerji: GES (Güneş Enerjisi Sistemleri) entegrasyonu ile soğutma maliyetlerini sıfırlayan projeler.
Mevzuat ve Finansman: Mimari dönüşümün yalnız otelcilere bırakılmaması; Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile yerel yönetimlerin imar yönetmeliklerine yeşil koridor şartı getirmesi ve yeşil tahvil/karbon fonlarının devreye sokulması.’’
"İklimle Pazarlık Yapamazsınız"
Uyarılarının klasik bir çevre broşürü olmadığını, doğrudan sektörün sermayesini korumaya yönelik stratejik bir iş modeli çağrısı olduğunu vurgulayan Özen, sözlerini şu şekilde tamamladı:
"Rakibimiz İspanya veya Yunanistan olduğunda fiyat indirerek, pazarlama bütçesini artırarak veya yeni pazarlara girerek rekabet edebiliyorduk. Ancak iklimle pazarlık yapamazsınız. Doğayla anlamsız bir inatlaşmaya devam mı edeceğiz, yoksa günü kurtaran refleksleri bir kenara bırakıp turizm stratejimizi yükselen sıcaklıklara göre uzun vadeli olarak yeniden mi tasarlayacağız? Oyunun kuralları değişti. Ve bu yeni oyunda doğayla savaşanlar değil, şartlara ilk uyum sağlayanlar lider kalacak."