İşlerinin büyük bir bölümü yurt dışı odaklı olan turizmciler, vize çilesine son verecek "Yeşil Pasaport" hakkı ve artan maliyetlere karşı "KDV indirimi" talep ediyor. Sektör temsilcileri, turizmin "hizmet ihracatı" kapsamında değerlendirildiğini ama çok sınırlı tutulduğunu, bunun genişletilmesi gerektiğini vurguluyor. Yeşil pasaporttan daha fazla turizmci yararlanmalı.
Türkiye’nin döviz girdisi ve istihdamda lokomotif sektörü olan turizm, son dönemde vize engelleri ve düşük döviz politikası nedeniyle zorlu bir süreçten geçiyor. Sürekli yurt dışı fuarlarına, workshoplara ve iş görüşmelerine katılan turizm profesyonelleri, vize alabilmek için yaşadıkları zorlukların operasyonel gücü zayıflattığını belirtiyor.
Yeşil Pasaport Turizmci İçin Bir "Lüks" Değil, İhtiyaçtır
Turizmdays.com WhatsAap haber grubunda dertlerini döken turizmciler çektiği vize çilesine son verilmesini istediler. Yurt dışı ile yoğun teması olmayan meslek gruplarına yeşil pasaport verilmesi planlanırken, turizmcilerin bu kapsamın dışında tutulması sektörde tepkiyle karşılandı. Turizmciler, bu hakkın "hizmet ihracatçısı" kimliğiyle kendilerine de verilmesini istiyor.
Sektör paydaşları, TÜROB ve TÜROFED gibi çatı örgütlerin, bu konuyu sadece bir talep değil, "hizmet ihracatı" kapsamında profesyonel bir lobi faaliyetine dönüştürmesi gerektiğini savunuyor. Birçok turizm yöneticisi, seyahat planlarının vize süreçlerine takılması nedeniyle küresel rekabette kan kaybettiklerini ifade ediyor.
Düşük Döviz ve Artan Maliyet Kıskacı
Turizm sektörü sadece vize sorunlarıyla değil, aynı zamanda sıkı döviz politikasının yarattığı maliyet baskısıyla da mücadele ediyor.
Hizmet maliyetlerindeki artışa rağmen döviz kurunun baskılanması, otelleri fiyat artışına zorluyor.
Artan fiyatlar nedeniyle satış yapmakta zorlanan yatırımcılar, ya düşük kâr oranlarını kabul etmek ya da devalüasyon beklentisiyle düşük doluluk oranlarına razı olmak durumunda kalıyor.
Almanya ve Yunanistan Örneği: KDV İndirimi Çözüm Olur mu?
Rakip destinasyonlardaki vergi düzenlemeleri Türk turizmcilerin takibinde. Özellikle Almanya’nın 1 Ocak itibarıyla gastronomi ve otel KDV oranlarını düşürmesi ve Yunanistan’ın adalarda benzer uygulamalara gitmesi, Türkiye için de örnek bir model olarak öneriliyor.
"Düşük döviz politikasına karşı sektörü ancak bu tür vergi düzenlemeleri biraz olsun rahatlatabilir" denildi.
Yatırımcıya Çağrı: Şapkayı Önümüze Koyma Vakti
Sektör temsilcileri, sadece devlet politikalarından medet ummak yerine, yatırımcıların da kendi stratejilerini gözden geçirmesi gerektiğini hatırlatıyor. Kar değil nakit akışını yönetmenin ve fiyat politikalarında rasyonel kalmanın, bu kriz dönemini atlatmak için kritik olduğu vurgulanıyor.