Turizmdays.com yazarı ve Ziraat Yüksek Mühendisi Dr. Erkan Sarıcan, Antalya’da hızla artan yapılaşmanın kentte kişi başına düşen yeşil alan miktarını kritik seviyelere taşıdığını belirterek, “Betonlaşma yerine yeşile yüzümüzü dönmeliyiz” çağrısı yaptı.
Dr. Erkan Sarıcan, yaklaşan COP31 İklim Zirvesi’nin Antalya için önemli bir fırsat olduğunu vurgulayarak, kentte acil iklim ve yeşil alan eylem planı hazırlanmasını istedi.
Antalya’da sıcaklıklar yükselirken yeşil alanlar azalıyor
Antalya turizminin geleceği yalnızca otel yatırımları, turist sayıları ve yatak kapasitesi üzerinden tartışılmıyor. İklim değişikliği, aşırı sıcaklar, betonlaşma, tarım arazilerinin kaybı ve kişi başına düşen yeşil alan miktarı, kentin geleceği açısından giderek daha kritik hale geliyor.
Turizmdays.com yazarı ve Ziraat Yüksek Mühendisi Dr. Erkan Sarıcan, Antalya'nın karşı karşıya olduğu bu tabloya dikkat çekerek, özellikle sıcaklıkların arttığı dönemlerde yeşil alanların kent yaşamı açısından taşıdığı önemin daha net görüldüğünü söyledi.
Sarıcan, “Bu sene yaz sıcakları normalin üzerinde seyrediyor. Bu bize betonlaşma ile kaybettiğimiz yeşil alanların önemini daha net ortaya koymaktadır” dedi.
“Betonlaşma yerine yeşile yüzümüzü dönmeliyiz”
Şehir planlamasında yeşil alanların yalnızca estetik bir unsur olarak görülmemesi gerektiğini belirten Sarıcan, geçmişte Almanya'da gördüğü şehir planlama uygulamalarını örnek gösterdi.
1990'lı yıllarda Batı ve Doğu Almanya'nın birleşmesinin ardından yapılan şehir planlama çalışmalarına ilişkin bir seminere katıldığını anlatan Sarıcan, Almanya'da öncelikle şehirlerin rüzgar haritalarının çıkarıldığını, buna göre imar ve kat yüksekliği planlamalarının yapıldığını ifade etti.
Altyapının da yolların tekrar tekrar kazılmasını önleyecek şekilde önceden planlandığını belirten Sarıcan, en önemli uygulamalardan birinin ise hazırlanan planların belediye meclisi kararıyla güvence altına alınması olduğunu söyledi.
Sarıcan, bu sistem sayesinde yönetimler değişse bile şehir planlarının keyfi biçimde değiştirilmesinin önüne geçildiğini savundu.
“Türkiye’de ise şehirler her geçen gün betonlaşıyor”
Türkiye'de ise durumun farklı olduğunu belirten Sarıcan, imar planı değişikliklerinin kentlerin geleceğini olumsuz etkileyebildiğine dikkat çekti.
Sarıcan, “Artık betonlaşma yerine yeşile yüzümüzü dönmeliyiz” diyerek Antalya'nın şehir planlamasında yeni bir anlayışa ihtiyaç duyduğunu vurguladı.
Dünya Sağlık Örgütü yeşil alan için ne öneriyor?
Sarıcan'ın aktardığı değerlendirmelere göre, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) standartlarında kişi başına düşen yeşil alan miktarının en az 9 metrekare olması gerektiği belirtiliyor.
Gelişmiş şehircilik yaklaşımında ise bu seviyenin 15-25 metrekare aralığına çıkarılması hedefleniyor.
Dünyadaki bazı kentlerde kişi başına düşen yeşil alan miktarı ise çok daha yüksek seviyelerde bulunuyor.
Viyana: Yaklaşık 60 m²
Singapur: Yaklaşık 46 m²
New York ve Londra: Yaklaşık 27 m²
Sarıcan, bu rakamların Antalya açısından önemli bir karşılaştırma imkanı sunduğunu belirtti.
İstanbul'dan sonra Antalya da alarm veriyor
Sarıcan'ın aktardığı bir diğer dikkat çekici veri ise kentler arasındaki yeşil alan farkı.
34 kent üzerinden yapılan karşılaştırmada Oslo'nun yüzde 68 ile en yüksek yeşil alan oranına, İstanbul'un ise yüzde 2,2 ile en düşük oranlardan birine sahip olduğu belirtiliyor.
Sarıcan, İstanbul örneğinin Türkiye'deki kentleşme anlayışı açısından ciddi bir uyarı olduğunu belirterek, Antalya'nın da benzer bir noktaya sürüklenmemesi gerektiğini ifade ediyor.
Antalya’da kişi başına yeşil alan 4 metrekarenin altında
Antalya açısından tablo daha da dikkat çekici.
Sarıcan'ın aktardığı değerlendirmeye göre, TMMOB Şehir Plancıları Odası Antalya Şubesi geçmiş dönem başkanı Funda Yörük, Antalya'da kişi başına düşen yeşil alan miktarının yaklaşık 4 metrekare seviyesinde kaldığına dikkat çekti.
Akdeniz Üniversitesi ve ilgili akademik peyzaj ve planlama çalışmalarında ise Antalya merkez kentsel yerleşiminde kişi başına düşen aktif yeşil alan miktarının 3,1 ile 4,2 metrekare arasında hesaplandığı belirtiliyor.
Bu rakam, yeşil alan açısından uluslararası kabul gören asgari seviyelerin oldukça altında bir tabloya işaret ediyor.
Antalya’da yeşil alana erişim sorunu
Sorunun yalnızca toplam yeşil alan miktarı olmadığına da dikkat çekiliyor.
Sarıcan'ın aktardığı verilere göre Antalya merkezindeki mahallelerin yaklaşık yüzde 41'inde doğrudan erişilebilir aktif bir çocuk parkı veya yeşil alan odağı bulunmuyor.
Bu durum, Antalya'nın yalnızca yeşil alan miktarını artırmakla kalmayıp yeşil alanların mahallelere dengeli şekilde dağıtılması gerektiğini de ortaya koyuyor.
Antalya tarım arazilerini de kaybediyor
Betonlaşmanın etkisi yalnızca kent merkezindeki park ve yeşil alanlarla sınırlı değil.
Sarıcan, Antalya'da tarım topraklarının da ciddi bir baskı altında olduğunu belirtiyor.
Aktardığı verilere göre Türkiye genelinde son 20 yılda tarım arazisi kaybı yüzde 9,7 seviyesindeyken, Antalya'da bu oran yüzde 16,7 olarak ifade ediliyor.
Son 30 yıllık daha geniş perspektifte ise Antalya'daki toplam tarım arazisi kaybının yüzde 21 seviyesine ulaştığıbelirtiliyor.
Bu kaybın yaklaşık 643 bin dekar, başka bir ifadeyle yaklaşık 90 bin futbol sahası büyüklüğünde olduğu aktarılıyor.
Özellikle Aksu, Altıntaş ve Lara-Konyaaltı çeperleri, yapılaşma ve yeni imar akslarının oluşturduğu baskının yoğun hissedildiği bölgeler arasında gösteriliyor.
Karaalioğlu Parkı tartışması da gündemde
Antalya'nın yeşil alanlarıyla ilgili tartışmaların önemli başlıklarından biri de Karaalioğlu Parkı.
Sarıcan, TMMOB Şehir Plancıları Odası Antalya Şubesi'nin Karaalioğlu Parkı konusunda yaptığı açıklamaya dikkat çekerek, özellikle Falezler açısından oluşabilecek risklere yönelik uyarıların dikkate alınması gerektiğini ifade ediyor.
Antalya'nın doğal ve tarihi kimliğinin korunması gerektiğini belirten Sarıcan, kentte yapılacak her yeni düzenlemenin uzun vadeli çevresel etkilerinin değerlendirilmesi gerektiğini savunuyor.
Antalya’da aşırı sıcak gün sayısı artacak
İklim değişikliği ise Antalya'daki betonlaşma ve yeşil alan tartışmasını daha da önemli hale getiriyor.
İTÜ Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi İklim Bilimi ve Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Barış Önol ile Meteoroloji Mühendisi Tolga Karakaya tarafından yürütülen araştırmada, gelecekte aşırı sıcak gün sayısının önemli ölçüde artabileceği öngörülüyor.
Çalışmada yakın gelecekte:
İstanbul ve Ankara'da aşırı sıcak gün sayısının 16'ya,
Antalya'da 18'e,
Konya'da 16'ya,
İzmir'de ise 23'e çıkabileceği öngörülüyor.
Yüzyılın ikinci yarısına yönelik tahminlerde ise aşırı sıcak gün sayısının İstanbul ve Ankara'da 38, Antalya ve Konya'da 40, İzmir'de ise 53 güne kadar çıkabileceği belirtiliyor.
“Bu tehlikeyi şimdiden görmeliyiz”
Sarıcan, söz konusu projeksiyonların Antalya için önemli bir uyarı olduğunu belirterek, sıcaklıkların daha da arttığı bir gelecekte yeşil alanların ve doğal ekosistemlerin kent yaşamındaki öneminin katlanarak artacağını ifade ediyor.
Bu nedenle Antalya'nın bugünden harekete geçmesi gerektiğini savunan Sarıcan, COP31 İklim Zirvesi'nin kent için önemli bir fırsat olduğunu vurguluyor.
COP31 Antalya için fırsata dönüştürülmeli
Antalya'da yapılacak COP31 İklim Zirvesi'nin, kentin iklim değişikliğiyle mücadelede yeni bir yol haritası oluşturması açısından değerlendirilmesi gerektiğini belirten Sarıcan, zirvenin yalnızca uluslararası toplantılardan ibaret kalmaması gerektiğini ifade ediyor.
Sarıcan'a göre Antalya için;
Yeşil alanların artırılması, tarım arazilerinin korunması, kent içi sıcaklıkların azaltılması, yeni yapılaşma kararlarının iklim etkilerinin değerlendirilmesi ve doğal alanların korunması gibi başlıkları içeren kapsamlı bir acil eylem planı hazırlanabilir.
Paris yeşile dönüyor: Antalya için örnek olabilir
Sarıcan, Antalya'nın karşı karşıya olduğu sorunların çözümünde Paris'in iklim politikalarından yararlanılabileceğini belirtiyor.
Paris'te Plan Climat ve biyoklimatik kent planı kapsamında otomobil odaklı kent anlayışından uzaklaşılması ve doğa temelli çözümlerin yaygınlaştırılması hedefleniyor.
Paris'ten Antalya'ya örnek olabilecek uygulamalar
Kentsel ormanlar ve ağaçlandırma: Paris'te 2026 yılına kadar 170 binden fazla yeni ağacın dikilmesi ve bazı meydanların kentsel ormanlara dönüştürülmesi hedefleniyor.
15 dakikalık şehir: Kent sakinlerinin temel hizmetlere, parklara, okullara ve marketlere yürüyerek veya bisikletle 15 dakika içerisinde ulaşabilmesini hedefleyen model uygulanıyor.
Bisiklet ve yayalaştırma: Bisiklet yollarının artırılması ve otomobil kullanımının azaltılması için çok sayıda sokak yayalaştırılıyor.
Vaha avluları: Okul bahçelerindeki beton yüzeyler azaltılarak yeşil alanlara dönüştürülüyor. Bu alanlar sıcak havalarda mahalle sakinleri için serinleme noktalarına dönüşüyor.
Yeşil izin uygulaması: Vatandaşların kamusal alanlarda ve bina çevrelerinde bitki yetiştirmesine imkan sağlayan katılımcı uygulamalar hayata geçiriliyor.
Kentsel soğutma: Seine Nehri'nin suyundan yararlanan düşük enerji tüketimli soğutma sistemleri kamu yapılarında kullanılmaya devam ediyor.
“Antalya Paris'in yaptığını kendi yapısına uyarlamalı”
Dr. Erkan Sarıcan, Antalya'nın Paris'i birebir kopyalaması yerine, kentin Akdeniz iklimine, doğal yapısına, turizm kimliğine ve yerel ihtiyaçlarına uygun bir yeşil dönüşüm modeli geliştirmesi gerektiğini belirtiyor.
Sarıcan'a göre Antalya'nın öncelikleri arasında yeni yapılaşmanın sınırlandırılması, yeşil koridorların oluşturulması, mevcut parkların korunması, mahalle bazında yeşil alanların artırılması ve tarım topraklarının yapılaşma baskısından kurtarılması bulunmalı.
Avrupa'nın toprak kaybı araştırmasında Türkiye dikkat çekiyor
Sarıcan ayrıca Avrupa genelinde yapılan ve 30 ülkeyi kapsayan bir araştırmaya da dikkat çekiyor.
41 bilim insanı ve 11 ülkedeki medya kuruluşlarının uzman habercilerinin katıldığı çalışmada, Türkiye'nin doğa ve tarım arazilerinin imara açılması açısından Avrupa'da dikkat çekici bir tablo ortaya koyduğu belirtiliyor.
Araştırmaya Norveç'ten NRK, İspanya'dan Datadista, Belçika'dan De Standaard, Almanya'dan Die Zeit, İtalya'dan Facta, Polonya'dan Gazeta Wyborcza, Fransa'dan Le Monde, Finlandiya'dan Long Play, Yunanistan'dan Reporters United, Türkiye'den The Black Sea ve Britanya'dan The Guardian gibi kuruluşların katıldığı aktarılıyor.
Çalışmada Türkiye'de yaklaşık 1.860 kilometrekarelik doğa ve tarım arazisinin imara açıldığı ve bunun Avrupa'daki toplam kaybın beşte birinden fazlasına karşılık geldiği belirtiliyor.
Antalya turizmi için yeşil dönüşüm artık zorunluluk
Antalya, milyonlarca turistin ziyaret ettiği dünyanın önemli turizm merkezlerinden biri.
Ancak turizm destinasyonlarının geleceği yalnızca yeni oteller ve daha fazla yatak kapasitesiyle şekillenmiyor.
İklim, su, yeşil alan, doğal kaynaklar, tarım arazileri ve kent yaşam kalitesi turizmin sürdürülebilirliği açısından doğrudan belirleyici hale geliyor.
Bu nedenle Antalya'nın daha fazla betonlaşması yerine yeşil, dirençli ve iklim değişikliğine uyum sağlayabilen bir turizm kenti olarak planlanması önem taşıyor.
Dr. Erkan Sarıcan'ın çağrısı da bu noktada öne çıkıyor:
“Paris’in yaptığı gibi Antalya’nın da özgün yapısına göre acilen bu süreci başlatması gerekmektedir.”
Sarıcan, yaklaşan COP31 sürecinin Antalya'nın bu dönüşümü başlatması için önemli bir fırsat olduğunu belirterek, “Antalya birçok açıdan çok şey kaybetmeden” harekete geçilmesi gerektiğini vurguluyor.
Antalya'nın turizm geleceği betonla değil, yeşille şekillenmeli
Antalya'nın önündeki en önemli sorulardan biri artık yalnızca “Kaç turist ağırlayacağız?” değil.
Asıl soru şu:
Bu turistleri ağırlayacak Antalya'yı nasıl bir kent olarak geleceğe taşıyacağız?
Artan sıcaklıklar, azalan yeşil alanlar ve tarım arazilerindeki kayıplar dikkate alındığında, Antalya için yeşil dönüşüm artık bir çevre tercihi değil, turizmin geleceğini koruma stratejisi haline geliyor.