Turizmdays.com - Türkiye finans dünyasının önemli isimlerini buluşturan 5. Finansın Geleceği Zirvesi & 13. Para Sohbetleri Zirvesi, 11 Aralık 2025’te İstanbul’da gerçekleştirildi.
Zirvenin dikkat çeken konuşmacılarından Corendon Turizm Grubu Finansal Danışmanı Batuğhan Karaer, Türkiye havacılık sektörünün son 15 yıldaki büyük gelişimini rakamlarla değerlendirdi.
“Türkiye, havacılıkta nüfusunun 2,5 katına çıktı”
Batuğhan Karaer, dünya örneklerinden yola çıkarak Türkiye’nin taşıdığı potansiyele ilk olarak 2010’lu yıllarda dikkat çektiğini belirterek şunları söyledi:
“Hollanda’nın nüfusu 7 milyon ancak yolcu sayısı 45 milyon. ABD’de 300 milyon nüfus için yaklaşık 900 milyon yolcu var. Türkiye ise nüfusunun henüz bir katı kadar yolcu üretmemişti. O dönem iki kata çıkacağını öngörmüştüm. Bugün ise 2,5 kata ulaştık ve 3 kata gidecek bir yolumuz olduğunu görüyoruz.
Uçak sayısı 15 yılda 346’dan 813’e çıktı
Türkiye’nin havacılık kapasitesi hızlı büyüyor. 2010’da Türkiye’de 346 uçak vardı, bugün 813 uçağa sahibiz. Geçmişte havayolu şirketi sayısı daha fazlaydı ancak filolar küçüktü. Bugün 14 havayolu şirketi ile çok daha geniş bir kapasiteye ulaştık.”
Filo yapısında THY’nin payı %74’e yükseldi
Karaer, özel sektör ile kamu/THY ortak sermayeli havayolları arasındaki değişen dengeyi de anlatarak, “15 yıl önce özel sektör toplam filonun %45’ine sahipti. Bugün özel sektörün payı %26’ya düşerken, THY ve SunExpress’in oluşturduğu yapı %74’e ulaştı” dedi.
“Havayolu şirketlerinin kâr marjı en düşük seviyede”
Havacılığın diğer alt sektörler ile yoğun ilişki içinde olduğunu vurgulayan Batuğhan Karaer, terminal işletmeleri, yer hizmetleri, bakım şirketleri, uçak üreticileri gibi bileşenlerin havayollarıyla eşgüdüm içinde çalıştığını belirtti.
Ancak havayollarının ekosistemin merkezinde olmasına rağmen finansal olarak en kırılgan yapı olduklarını dile getirerek: “Son 10 yıllık dünya ortalamasına baktığımızda havayolu şirketlerinin kâr marjı %6 seviyesinde kalıyor. Diğer sektör bileşenlerinin kârlılığı ise çok daha yüksek. Makroekonomik dalgalanmalar, jeopolitik gelişmeler, kur-faiz-yakıt riskleri en çok havayollarını etkiliyor” diye konuştu.
“Pandemi sonrası fiyat baskısı devam ediyor, tedarik sorunları sürüyor”
Pandeminin ardından havacılık sektörünün toparlanma sürecine girdiğini belirten Karaer, buna rağmen önemli zorlukların devam ettiğini dikkat çekerek, şöyle konuştu:
‘’Tedarik zinciri sorunları, uçak teslimatlarındaki gecikmeler, nitelikli personel bulma güçlüğü, yakıt ve finansman maliyetlerindeki artış, yolcuların pandemi sonrası fiyat artışlarını hâlâ kabullenmemesi gibi sorunlar devam ediyor. Gelir ve maliyet yapısı arasında sıkışan havayolu şirketleri, çevresel regülasyonlarla gelen ek maliyetlerle de karşı karşıya. Çevresel ve karbon regülasyonlar yeni gider kalemleri yaratıyor. Havayolları artık eskisi kadar yüksek sabit maliyet baskısı yaşamıyor.
Eskiden toplam giderlerin %60–70’ini oluşturan sabit maliyetler bugün %30’lara geriledi. Uçakların sürekli uçması gerektiği gerçeği devam ediyor ancak maliyet yapısı çok değişti.”