FİKRİ CİNOKUR - ANTALYA – Katar sermayeli QTerminals tarafından işletilen Antalya Limanı ile Antalya iş dünyası ve denizcilik sektör temsilcileri arasında ‘Kruvaziyer Liman’ tartışması başladı. İş dünyası kruvaziyer gemiler için tarihi 2 bin 500 yıl öncesine dayanan ve ‘Altın Elma Ödüllü’ Kaleiçi limanının kullanılmasını ve rıhtım yapılmasını istiyor.
Antalya Denizcileşme Platformu Başkanı ve önceki dönem DTO Antalya Şubesi yöneticisi İzzet Ünlü, Antalya Limanı’ndaki mevcut ‘dar boğaz’ sorununun temel nedenlerini açıkladı.
Antalya limanındaki temel dar boğazın ticari yük, serbest bölge lojistiği ve lüks kruvaziyer turizminin aynı dar alanda sıkışması olduğunu belirten Ünlü, şunları kaydetti.
‘’Liman içi havuz genişliğinin dev gemiler için yetersiz olması ve işletme hakkının 2028’de bitecek olmasından kaynaklanan hukuki belirsizliğin büyük yatırımları engellemesidir. Antalya Limanı’nın işletme süresinin ihalesiz olarak 2047 yılına kadar uzatılmasına yönelik yasal düzenleme, Anayasa Mahkemesi (AYM) tarafından iptal edilmiştir. 2022 Torba Yasa Düzenlemesi ile aralarında Antalya Limanı’nın da bulunduğu 18 limanın sözleşme sürelerinin ihalesiz olarak 49 yıla (Antalya için 2047 yılına) tamamlanmasının önü açılmıştı. Limanın işletmecisi QTerminals de bu kanuna dayanarak ek sözleşme imzaladığını duyurmuştu.’’
Anayasa Mahkemesi’nin, limanların ihalesiz ve rekabet ortamı yaratılmadan devredilmesinin ‘özelleştirme değerinin altında kalınmasına yol açabileceği’ ve fırsat eşitliğini bozduğu gerekçesiyle bu düzenlemeyi iptal ettiğini anımsatan Ünlü, ‘’Bu nedenle limanda bir belirsizlik ortaya çıkmıştır. AYM’nin bu kararı nedeniyle 2047 uzatması hukuken geçersiz kalmış ve limanın sözleşme bitiş tarihi yeniden Ağustos 2028 sınırına çekilmiştir’’ dedi.
-Belirsizlik yatırım iştahsızlığı yaratıyor
Limanın işletme süresinin 2047’ye uzatılamaması ve hukuki davanın sürmesinin, limanda ‘yatırım iştahsızlığı’ yarattığını öne süren Ünlü, şöyle devam etti.
‘’Şirketler 2028 sonrası için önlerini göremediklerinden, dev kruvaziyer gemilerinin manevra yapabileceği yeni rıhtımlar inşa etmek gibi büyük bütçeli altyapı yatırımlarını askıya almaktadır. Bu nedenle Antalya’nın turizm ve deniz ticaretindeki kapasite sorununu çözmek için gözler, hükümetin 2028 sonrasına yönelik yapacağı yeni ve şeffaf bir ihale düzenlemesine veya kamu eliyle işletme senaryolarına çevrilmiştir.’’
-90 metrelik yatlar üretiliyor
Antalya Serbest Bölgesi’nin lüks yat üretiminde kalitesi ile dünyada ‘Antalya Markası’ yarattığını anımsatan İzzet Ünlü, açıklamasında şu görüşlere yer verdi.
‘’Antalya, dünyada İtalya'nın ardından ikinci sıraya yükselmiş ve 70-90 metrelik süper yatlar üretmeye başlamıştır; ancak bu başarı, tersanelerin acil ihtiyaç duyduğu rıhtım, deniz bağlantılı üretim alanı ve kapalı hangar kapasitesini son sınırına kadar zorlamaktadır.’’
-Kaleiçi Kruvaziyer Liman Projesi…
Kaleiçi Yat Limanı Mendireğinin kentin deniz turizmi ve kültürel mirası açısından önemi yer tuttuğunu ifade eden Ünlü, açıklamasında şu görüşlere yer verdi.
‘’Tarihi limanı ve Kaleiçi'ni Akdeniz'in sert dalgalarından koruyan hayati bir koruma kalkanıdır; hem yatların güvenle barınmasını sağlar hem de yerli ve yabancı turistlerin kentin tarihi dokusuyla deniz üzerinden buluştuğu simgesel bir yürüyüş alanıdır. Kaleiçi Kruvaziyer Liman Projesi şehre ekonomik katkı yaratacaktır. Üst segment turisti doğrudan tarihi merkeze indirerek esnafın gelirini artıracak, kentin havalimanı ve planlanan hızlı tren hatlarıyla lojistik entegrasyonunu güçlendirecek ve Antalya'yı Akdeniz'deki ana kruvaziyer rotalarından biri haline getirecektir.’’
-Antalya Limanı genişletilmesi
Mevcut Antalya limanını genişletmeye çalışmanın mühendislik ve ekonomi açısından yetersiz kaldığından, kent merkezini baskılamayacağını doğu-batı aksına yayılmış, derinliği ve manevra sahası optimize edilmiş bağımsız yeni liman alanlarının ancak makro stratejiyle oluşturulabileceğini vurgulayan Ünlü, sözlerini şöyle tamamladı.
- Yat Limanı Mendireği Rehabilitasyon Projesi'nin temel amacı asırlara meydan okuyan tarihi mendireğin zamanla Akdeniz'in şiddetli dalgaları ve dip akıntıları nedeniyle uğradığı yapısal aşınmaları gidermek ve sismik güvenliğini artırmaktır. Bu kapsamda, tarihi dokuya zarar vermeyecek özgün malzemelerle su altı ve su üstü tahkimat çalışmaları yapılmakta, yürüyüş yolları estetik ve güvenli hale getirilerek limanın hem dalga koruma işlevi hem de kültürel mirası geleceğe taşınmaktadır. Antalya, küresel turizm arenasında bir marka kent olmasına rağmen, deniz turizmi ve liman altyapısı bağlamında kronik bir kapasite sorunuyla karşı karşıyadır. Mevcut liman sınırları içinde, hukuki süreçler hızlandırılarak sadece kruvaziyer odaklı, derinliği ve manevra sahası optimize edilmiş yeni bir rıhtım hızla inşa edilmelidir. Antalya’nın doğu-batı aksındaki 640 kilometrelik sahil şeridi incelenmeli, kent merkezini baskılamayacak, lojistik entegrasyonu güçlü (havalimanı ve planlanan hızlı tren hatlarına yakın) bağımsız bir Antalya Ana Kruvaziyer Limanı Projesi master planı hazırlanmalıdır. Kentin 640 kilometrelik sahil potansiyelini kullanmak için mevcut limanı yamamak yerine, hukuki engelleri aşan, müstakil ve modern bir ana kruvaziyer limanı projesi şarttır.’’
-Kaleiçi Antalya’nın gelecek vizyonu olabilir
- Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) İklim Değişikliği ve Çevre Çalışma Masası Başkanı, ARÜV A.Ş Yönetim Kurulu Başkanı Cem Arüv de, Kaleiçi'nin temel sorunu turist fazlalığı olmadığını, ekonomik potansiyelini tam kullanamadığını söyledi. Turist sayısının arttığını, ancak şehir ekonomisinin aynı oranda büyümediğini belirten Arüv, şunları kaydetti.
‘’Turistin önemli bir bölümü tatilini otel sınırları içinde tamamlıyor. Kaleiçi ise dünyanın sayılı tarihi kent merkezlerinden biri olmasına rağmen ekonomik hareketten hak ettiği payı alamıyor. Oysa kruvaziyer yolcusu tam tersidir. Gemiden iner, sokağa çıkar. Esnafla buluşur. Restoranda yemek yer, müzeyi gezer. Taksi kullanır. Yerel ürün satın alır. Şehrin ekonomisine doğrudan katkı sağlar. Dünyadaki birçok tarihi liman kenti kruvaziyer turizmini sadece bir ulaşım yatırımı değil, şehir ekonomisinin motorlarından biri olarak görmektedir.’’
Dünyanın pek çok tarihi liman kentinde bu dengenin kurulduğunu, Antalya'nın da bunu başarabilecek bilgi ve kurumsal kapasiteye sahip olduğunua dikkat çeken Arüv, şöyle devam etti.
‘’kruvaziyer limanı yalnızca birkaç geminin yanaşacağı bir yatırım değildir. Doğru planlanırsa bu yatırım; Kaleiçi’nde ulaşımı, meydanları, yaya düzenini, kültürel rotaları, müzeleri, marina bağlantılarını, toplu taşımayı ve kent estetiğini de yeniden ele alma fırsatı sunar. Sorun yalnızca gemi değildir. Sorun şehir vizyonudur. Kaleiçi'nin ihtiyacı daha fazla etkinlik yapmak değil, sürdürülebilir biçimde daha fazla ekonomik ve kültürel hareket üretmektir. Kaleiçi kruvaziyer limanı, doğru planlandığında bunun araçlarından biri olabilir. Tartışılması gereken bir limanın yeri değil, Antalya'nın gelecek vizyonudur.’’