POYD Eski Başkanı ve Turizmdays.com yazarı Ülkay Atmaca, beklentilerin gerisinde kalan 2026 turizm sezonunun ardından Antalya’nın COP31 ile önemli bir uluslararası fırsat yakaladığını belirterek, “Önemli olan dünyayı 12 gün boyunca Antalya’da ağırlamak değil, bu organizasyonun yarattığı ilgiyi kalıcı turizm kazancına dönüştürmek” dedi.
Antalya turizmi, artan maliyetler, uluslararası rekabet, ekonomik belirsizlikler ve değişen turist beklentileri nedeniyle zorlu bir sezonu geride bırakırken, gözler şimdi 9-20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya’da gerçekleştirilecek COP31 İklim Zirvesi'ne çevrildi. Ülkay Atmaca, Turizmdays.com’daki köşe yazısında COP31’in Antalya için yalnızca büyük bir organizasyon değil, turizmde yeni bir dönüşümün başlangıcı olması gerektiğini söyledi.
2026 sezonunun sektör açısından beklenen ekonomik sonuçları vermediğine dikkat çeken Atmaca, turizmde başarı anlayışının artık yalnızca turist sayısı ve doluluk oranları üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini vurguladı.
Antalya turizminde çok turist, yeterli kazanç tartışması
Dünya turizminde rekabetin giderek sertleştiğini, işletme maliyetlerinin yükseldiğini ve turistlerin fiyat karşısındaki hassasiyetinin arttığını belirten Ülkay Atmaca, Antalya'nın milyonlarca turisti ağırlamasına rağmen sektörün önemli bir bölümünün beklediği ekonomik verime ulaşamadığını ifade etti.
Atmaca, jeopolitik gelişmelerin, ekonomik belirsizliklerin ve uluslararası pazarlardaki rekabetin turizm işletmeleri üzerindeki baskıyı artırdığını belirterek şunları söyledi:
“Artık turizmde yalnızca turist sayısına bakarak başarı değerlendirmesi yapmak mümkün değil. Doluluk oranları kadar kişi başı harcama, işletme kârlılığı, pazar çeşitliliği ve yaratılan katma değer de önem taşıyor.
Bu değerlendirme, Antalya turizminin önündeki temel soruyu da yeniden gündeme getiriyor. Daha fazla turist ağırlamak mı, yoksa mevcut turizm potansiyelinden daha yüksek ekonomik değer yaratmak mı?Buna iyi bakmak lazım.’’
COP31 Antalya'nın uluslararası marka değerini yükseltebilir
Antalya, 2015 yılında G20 Liderler Zirvesi'ne ev sahipliği yaparak uluslararası organizasyonlar konusunda önemli bir deneyim kazanmıştı. Şimdi ise 9-20 Kasım tarihleri arasında düzenlenecek COP31 ile yeniden dünya gündemine taşınıyor.
Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı'nın yalnızca devlet temsilcilerini ve diplomatları bir araya getiren bir toplantı olmadığını belirten Atmaca, organizasyonun iş dünyası, yatırımcılar, uluslararası kuruluşlar, bilim insanları ve küresel medya açısından da önemli bir buluşma platformu olduğuna dikkat çekti.
Atmaca COP31, Türkiye'nin uluslararası görünürlüğünü artırırken Antalya'nın küresel destinasyon markasına da yeni bir değer kazandırabileceğini vurguladı.
Ancak bu fırsatın değerlendirilmesi için organizasyonun tamamlanmasını beklemek yerine, şimdiden uzun vadeli bir turizm stratejisinin oluşturulması gerekiyor.
Sürdürülebilir turizm artık tercih değil, rekabet şartı
COP31'in Antalya'da düzenlenmesinin turizm sektörü açısından özel bir anlam taşıdığını belirten Atmaca, kentin en önemli ekonomik sermayesinin doğası, denizi, kıyıları, ormanları ve iklimi olduğunu vurguladı.
Su kaynaklarının korunması, enerji tüketiminin azaltılması, atık yönetimi, çevreye duyarlı işletmecilik ve kıyıların korunmasının artık yalnızca çevresel sorumluluk olarak görülmemesi gerektiğini ifade eden Atmaca, bu başlıkların doğrudan turizm rekabetini etkilediğini kaydetti.
Dünyanın önemli destinasyonlarının sürdürülebilirlik konusunda önemli adımlar attığını belirten Atmaca, Antalya'nın da bu dönüşümün öncülerinden biri olması gerektiğini söyledi.
COP31'in ekonomik kazancı otellerle sınırlı kalmamalı
COP31'in Antalya ekonomisine sağlayacağı katkının yalnızca otellerin konaklama gelirleriyle ölçülemeyeceğine dikkat çeken Atmaca, organizasyonun oluşturacağı ekonomik hareketliliğin şehrin farklı sektörlerine yayılması gerektiğini belirtti.
Havayolu şirketleri, transfer işletmeleri, restoranlar, alışveriş merkezleri, yerel esnaf, teknik hizmet sağlayıcıları ve organizasyon şirketlerinin de bu süreçten yararlanabileceğini ifade eden Atmaca, organizasyon sonrasında ekonomik sonuçların somut verilerle değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti..
Atmaca, COP31'in başarısının Antalya ekonomisine sağlanan toplam katkıyla, yaratılan yeni istihdam olanaklarıyla, yerel işletmelerin elde ettiği gelirle, kurulan uluslararası iş bağlantılarıyla ve Antalya'ya kazandırılan yeni kongre ve organizasyonlarla ölçülmesi gerektiğine işaret etti.
Antalya otelciliği her şey dahil modelinin ötesine geçmeli
Ülkay Atmaca'nın yaptığı değerlendirmede dikkat çektiği önemli başlıklardan biri de Antalya'nın turizm ürününü çeşitlendirmesi oldu.
Yıllardır her şey dahil sistemiyle büyüyen Antalya'nın gelecekteki rekabet gücünü koruyabilmesi için kongre turizmi, sağlık turizmi, spor organizasyonları, gastronomi, kültür ve sanat etkinliklerine daha fazla ağırlık vermesi gerektiğini belirten Atmaca, kentin mevcut otel altyapısının bu dönüşüm için önemli bir avantaj oluşturduğunu ifade etti.
Ancak büyük otellerin ve yatak kapasitesinin tek başına yeterli olmadığını vurgulayan Atmaca, profesyonel yönetim, nitelikli insan kaynağı, yabancı dil, teknoloji ve sürdürülebilir işletmecilik anlayışının da geliştirilmesi gerektiğini kaydetti.
Turizmde rekabetin artık yalnızca fiyat ve kapasite üzerinden yapılmadığını belirten Atmaca, kalite, misafir deneyimi, çevre duyarlılığı ve hizmet standartlarının geleceğin belirleyici unsurları olacağını dile getirdi.
Asıl başarı COP31 sonrasında ortaya çıkacak
2015 yılında gerçekleştirilen G20 Liderler Zirvesi gibi büyük organizasyonların ardından edinilen deneyimlerin kalıcı kazanımlara dönüştürülmesi gerektiğini belirten Atmaca, Antalya'nın kongre ve toplantı turizminde daha güçlü bir uluslararası tanıtım stratejisine ihtiyaç duyduğunu söyledi.
Şehrin ulaşım, altyapı, çevre düzeni ve kamusal alanlarla ilgili sorunlarının da göz ardı edilmemesi gerektiğini ifade eden Atmaca, merkezi yönetim, yerel yönetimler, turizm örgütleri ve özel sektörün ortak hedefler doğrultusunda hareket etmesinin önemine dikkat çekti.
Atmaca, Antalya'nın yalnızca büyük organizasyonlara ev sahipliği yapan değil, uluslararası organizasyonların sürekli tercih ettiği bir destinasyon haline gelmesi gerektiğini vurguladı.
Antalya'nın ihtiyacı daha fazla turist değil, daha fazla katma değer
2026 sezonunun yorgunluğunun ardından COP31'in Antalya için yeni bir başlangıç olabileceğini belirten Ülkay Atmaca, dünya turizminin iklim değişikliği, sürdürülebilirlik, teknoloji ve değişen tüketici beklentileri doğrultusunda yeniden şekillendiğini ifade etti.
Atmaca, Antalya'nın bu değişimi yalnızca takip eden değil, yön veren destinasyonlardan biri olması gerektiğini belirterek değerlendirmesini şu sözlerle tamamladı:
“Antalya'nın ihtiyacı daha fazla turistten ibaret değil; daha fazla katma değer, daha güçlü uluslararası marka, daha uzun turizm sezonu ve daha sürdürülebilir bir ekonomik model. COP31 bu açıdan önemli bir fırsat. Ancak bu fırsatı yalnızca 12 günlük bir organizasyon olarak görürsek büyük bir potansiyeli kaçırmış oluruz. Dünyayı Antalya'da ağırlamak önemli bir başarıdır. Ancak asıl başarı, dünyanın Antalya'yı yeniden tercih etmesini sağlamaktır.”