Antalya Kent Konseyi Turizm Grubu Başkanı Recep Yavuz, Turizmdays.com’a yaptığı kapsamlı değerlendirmede son yıllarda turizm sektörünün en çok tartışılan konularından biri olan “turist sayısı mı, turist başına gelir mi?” sorusuna açıklık getirdi. Yavuz, Türkiye’nin turizmde sahip olduğu büyük kapasite ve altyapı göz önüne alındığında, turist sayısını azaltmayı hedefleyen politikaların doğru olmadığını belirterek, “Türkiye için doğru strateji turist sayısını korurken kişi başı harcamayı artırmaktır” dedi.
“Daha Az Turist, Daha Çok Gelir” Yaklaşımı Tartışılıyor
Turizm sektöründe son dönemde sıkça dile getirilen “Önemli olan kaç turist geldiği değil, ne kadar para bıraktığıdır” görüşüne değinen Yavuz, bu söylemin zamanla turist sayısının önemsiz olduğu yönünde yanlış bir algı oluşturduğunu ifade etti.
Yavuz, “Elbette kişi başı harcamaların yükselmesi önemlidir. Ancak turizm ekonomisi yalnızca otellerin gelirlerinden ibaret değildir. Turizm çok geniş bir ekonomik ekosistemi besleyen dev bir sektördür” dedi.
Türkiye Dev Bir Turizm Ekosistemine Sahip
Türkiye’nin yaklaşık 2 milyon yatak kapasitesine sahip olduğunu hatırlatan Recep Yavuz, dünyanın en modern havalimanlarından bazılarına, güçlü havayolu şirketlerine ve yaklaşık 3 milyon kişiye doğrudan veya dolaylı istihdam sağlayan dev bir turizm altyapısına sahip olduğunu vurguladı.
Yavuz’a göre böylesine büyük bir yapının sürdürülebilirliği için belirli bir turist hacmine ihtiyaç duyuluyor.
“Turist sayısını azaltarak mı büyüyeceğiz, yoksa mevcut hacmi koruyarak kişi başına elde edilen geliri mi artıracağız?” sorusunu yönelten Yavuz, Türkiye’nin geleceği açısından ikinci seçeneğin çok daha gerçekçi olduğunu söyledi.
Dünyanın Turizm Devleri Sayıyı Azaltmıyor
2025 yılında dünyanın en fazla turist ağırlayan ülkeleri arasında Fransa, İspanya, ABD, Türkiye, İtalya, Meksika, Birleşik Krallık, Almanya, Japonya ve Yunanistan’ın bulunduğunu belirten Yavuz, bu ülkelerin ortak özelliğinin turist sayılarını azaltmaya çalışmamaları olduğunu kaydetti.
Başarılı turizm destinasyonlarının hem turist sayılarını artırmaya hem de kişi başı gelirlerini yükseltmeye çalıştıklarını belirten Yavuz şu değerlendirmede bulundu:
“İspanya yılda yaklaşık 95 milyon turist ağırlarken kişi başı gelirini 1.200 doların üzerine çıkarmayı başarıyor. İtalya benzer turist sayılarına rağmen daha yüksek gelir elde ediyor. ABD ise hem turist sayısında hem de turist başına harcamada dünyanın lider ülkeleri arasında yer alıyor. Dünyanın başarılı destinasyonları sayı mı gelir mi tartışmasını çoktan geride bıraktı.”
Turizm Sadece Otellerden İbaret Değil
Turizmin ekonomiye olan etkisinin yalnızca konaklama gelirleriyle ölçülemeyeceğini vurgulayan Recep Yavuz, sektörün yarattığı çarpan etkisine dikkat çekti.
Bir turistin ülkeye geldiğinde uçak bileti satın aldığını, transfer hizmetlerinden yararlandığını, restoranlarda harcama yaptığını, müze ve ören yerlerini ziyaret ettiğini, alışveriş yaptığını ve yerel ürünler tükettiğini belirten Yavuz, turizm gelirinin ekonominin birçok alanına yayıldığını söyledi.
“Antalya’da konaklayan bir turist yalnızca otel sahibine değil; çiftçiye, esnafa, rehbere, şoföre, havayolu şirketlerine ve tedarik zincirinin tamamına ekonomik katkı sağlar” diyen Yavuz, turist sayısının yalnızca istatistiksel bir veri olarak görülmesinin büyük hata olacağını ifade etti.
Turist Sayısı Yarıya Düşerse Ne Olur?
Recep Yavuz değerlendirmesinde dikkat çekici bir düşünce deneyine de yer verdi.
Türkiye’nin bugün yaklaşık 60 milyon turist ve 60 milyar dolar gelir elde ettiğini varsayan Yavuz, turist sayısının 30 milyona düşürülüp kişi başı harcamanın iki katına çıkarılması halinde toplam gelirin korunabileceğini ancak ekonomik etkinin aynı kalmayacağını söyledi.
Yavuz’a göre böyle bir senaryoda:
Otellerin önemli bölümü boş kalabilir,
Uçuş sayıları azalabilir,
Charter operasyonları küçülebilir,
Yerel işletmeler müşteri kaybedebilir,
İstihdam daralabilir,
Turizm bölgelerindeki ekonomik canlılık zayıflayabilir.
Bu nedenle yalnızca toplam gelir rakamına odaklanmanın eksik bir yaklaşım olduğunu belirten Yavuz, turizmin yarattığı ekonomik dolaşımın da dikkate alınması gerektiğini ifade etti.
Bhutan ve Nepal Türkiye İçin Doğru Örnek Değil
Turizmde sıkça örnek gösterilen Bhutan’ın uyguladığı “High Value – Low Volume” yani “Yüksek Değer – Düşük Hacim” modeline de değinen Yavuz, bu ülkenin yılda yaklaşık 200 bin turist ağırladığını ve yüksek giriş ücretleri sayesinde kişi başı gelir elde ettiğini hatırlattı.
Ancak Bhutan’ın nüfusunun ve turizm altyapısının Türkiye ile kıyaslanamayacak ölçüde küçük olduğunu vurgulayan Yavuz, Nepal için de benzer durumun geçerli olduğunu söyledi.
“Türkiye’nin rakipleri Bhutan ve Nepal değil; İspanya, Fransa, İtalya ve Yunanistan’dır” diyen Yavuz, Türkiye’nin yüksek hacimli turizmde dünya markası haline geldiğini ifade etti.
Gelirin Topluma Yayılması Gerekiyor
Turizm gelirinin yalnızca toplam büyüklüğünün değil, kimlere ulaştığının da önemli olduğunu vurgulayan Recep Yavuz, oda fiyatlarının yükselmesinin bazı işletmelerin gelirini artırabileceğini ancak turist sayısındaki düşüşün birçok sektör için olumsuz sonuçlar doğurabileceğini belirtti.
Havayolları, transfer şirketleri, restoranlar, müzeler, turist rehberleri ve yerel esnafın turist sayısındaki düşüşten doğrudan etkileneceğini ifade eden Yavuz, turizmin başarısının ekonomik faydanın toplumun geniş kesimlerine yayılmasıyla ölçülmesi gerektiğini söyledi.
“Türkiye’nin Gücü Hacmidir”
Türkiye’nin bugün dünyanın en önemli turizm destinasyonlarından biri olduğunu belirten Yavuz, bu başarının coğrafi konum, yatak kapasitesi, güçlü hava ulaşımı ağı ve yetişmiş insan kaynağı sayesinde elde edildiğini söyledi.
“Bu avantajı dezavantaja çevirmeye çalışmak yerine daha verimli kullanmalıyız” diyen Yavuz, asıl hedefin turist sayısını azaltmak değil, mevcut turistten daha fazla değer üretmek olması gerektiğini ifade etti.
“Turist Sayısı ile Gelir Birbirinin Rakibi Değildir”
Değerlendirmesinin sonunda turizm sektörüne önemli bir mesaj veren Recep Yavuz, turist sayısı ile gelir artışının birbirinin alternatifi değil, birbirini tamamlayan unsurlar olduğunu belirtti.
“Dünyanın başarılı turizm ülkeleri hem daha fazla turist ağırlıyor hem de daha yüksek gelir elde ediyor. Türkiye’nin hedefi de bu olmalıdır. Turizmde gerçek başarı yüksek hacim ile yüksek katma değeri aynı anda yaratabilmektir. Turizmin geleceği sayı ile geliri karşı karşıya getirmekte değil, ikisini birlikte büyütebilmektedir.