Seyahat Acentaları Yöneticileri Derneği (SAYD) Başkanı Mehmet Gem, Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) e-ticaret sözleşmelerine yönelik verdiği iptal kararının turizm sektöründe "müteselsil sorumluluk" depremi yaratacağını açıkladı. Dijital platformlar üzerinden bilet, otel ve transfer satan acentaların kapısına kilit vurabilecek risklere dikkat çeken Gem, çatı örgüt TÜRSAB’ı sessiz kalmakla eleştirerek acil eylem planı çağrısında bulundu.
Mehmet Gem yaptığı açıklamada şunları söyledi:
Seyahat Acentaları Yöneticileri Derneği (SAYD) Başkanı Mehmet Gem, Anayasa mahkemesinin e-ticaret sözleşmelerine yönelik verdiği iptal karar ile ilgili yaptığı yazılı açıklamada şunları söyledi:
‘’Değerli Kamuoyunun Dikkatine,
Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) 12 Şubat 2026 tarihinde e-ticaret sözleşmelerine yönelik verdiği iptal kararının üzerinden aylar geçmesine rağmen, meslek örgütümüz Türkiye Seyahat Acentaları Birliği'nden (TÜRSAB) sektörü bilgilendirici ve yönlendirici tek bir resmi açıklama gelmemiştir.
Derneğimiz, bu kararın Resmi Gazete'de yayımlandığı tarihten itibaren, TÜRSAB Başkan ve Yönetim Kurulu'nun meslek örgütü üyelerine karşı sorumluluklarını yerine getirerek yaklaşan bu hukuki depreme karşı acil bir eylem planı sunmasını sabırla bekledik.
Ancak üzülerek görüyoruz ki;
Acentalarımızın varoluşunu tehdit eden ve kapılarına kilit vurmalarına yol açabilecek, sektörün geleceğini doğrudan etkileyen hayati bir konuyu gündemine almak yerine TÜRSAB yönetiminin farklı gündemleri önceliklendirildiğini görmekten büyük rahatsızlık duyduğumuzu belirtmek isteriz.
Sektörün temel operasyonel krizleri karşısında sergilenen bu kayıtsızlığı ve üyenin kaderine terk edilmesini derin bir şaşkınlıkla yadırgıyoruz.
Sektörümüzün sahipsiz bırakıldığı bu tabloda, meslektaşlarımızı yaklaşan büyük tehlikeye karşı uyarmak ve eylem planımızı sunmak üzere aşağıdaki basın açıklamasını yapma zorunluluğu doğmuştur:
AYM'NİN TARİHİ E-TİCARET KARARI SEYAHAT ACENTALARINI VURACAK: SEKTÖRDE "MÜTESELSİL SORUMLULUK" DEPREMİ VE ACİL ÇÖZÜM ÇAĞRISI
Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) 12 Şubat 2026 tarihinde verdiği E.2024/187 numaralı iptal kararı, dijital platformlar üzerinden satış yapan tüm turizm seyahat acentaları için ezberleri bozan ve telafisi imkansız finansal riskler barındıran yeni bir hukuki dönem başlatmıştır.
Bilindiği üzere, 6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun ve 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında "aracı hizmet sağlayıcıların" üçüncü şahıslara ait içeriklerden ve ayıplı hizmetlerden sorumlu tutulamayacağına dair kanuni koruma kalkanı, tüketici sözleşmeleri yönünden Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilmiştir. Resmi Gazete'de yayımlanmasından 9 ay sonra yürürlüğe girecek olan bu karar, seyahat acentacılığı mesleğini temelinden sarsacak niteliktedir.
Değişen Maddeler Seyahat Acentalarına Hangi Sorumlulukları Getiriyor?
Bugüne kadar acentalarımız, kendi düzenlemedikleri ve internet siteleri üzerinden "aracı" sıfatıyla sattıkları tekil otel konaklamaları, transferler veya diğer turizm hizmetlerinde Mesafeli Sözleşmeler Yönetmeliği'nin 24/A maddesi uyarınca yalnızca bilgilendirme ve veri saklama ile yükümlüydü. Hizmetteki ayıptan doğrudan hizmeti fiilen sunan otel veya işletme sorumluydu.
AYM'nin iptal kararı sonrasında;
Sözleşmeler Acilen Nasıl Yapılandırılmalı?
Bu 9 aylık geçiş sürecinde seyahat acentalarının hayatta kalabilmesi için operasyonel ve hukuki altyapılarını derhal değiştirmesi şarttır:
- B2B (Tedarikçi) Sözleşmeleri: Oteller ve tedarikçilerle yapılan tüm sözleşmelere, “Tüketiciye Hakem Heyeti veya Mahkeme kararıyla acenta tarafından yapılacak her türlü iade ve tazminatın, tedarikçinin alacağından hiçbir ihbara gerek kalmaksızın mahsup edileceği” yönünde ağır rücu maddeleri eklenmelidir.
- B2C (Tüketici) Sözleşmeleri: Mesafeli Satış Sözleşmeleri ve Ön Bilgilendirme Formlarında hizmetin "kimin tarafından" ifa edileceği kalın harflerle vurgulanmalı, acentanın sadece dijital altyapı ve rezervasyon hizmeti sunduğu netleştirilmelidir.
Havayolu Operasyonlarındaki Sistemik Çıkmaz ve Sorumluluk İmkansızlığı
AYM kararının turizm sektörüne uygulandığında yaratacağı en büyük garabet ve hukuki açmaz, tarifeli uçak bileti satışlarında ortaya çıkmaktadır.
Dünyadaki havayolu biletleme ekosistemi IATA BSP (Banka Sunum Planı) ve uluslararası havacılık kuralları çerçevesinde işlemektedir. Bir seyahat acentası uçak bileti kestiğinde, yolcunun ödediği meblağ anında havayolunun kasasına veya IATA havuzuna geçmektedir. Acentanın bu işlemden yegâne geliri, bilet başına aldığı çok cüzi bir "servis bedeli"dir (DUF).
E-ticaret platformlarında satılan fiziksel bir kargo ürünü ile, uluslararası havacılık regülasyonlarına tabi bir uçak bileti aynı hukuki teraziye konulamaz.
TÜRSAB'a Acil Görev ve Lobi Çağrısı
Bu tarihi kriz karşısında, sektörün çatı örgütü olan Türkiye Seyahat Acentaları Birliği'nin (TÜRSAB) acilen inisiyatif ve sorumluluk alması elzemdir.
Ticaret Bakanlığı'nın AYM kararı doğrultusunda önümüzdeki aylarda hazırlayacağı yeni yönetmelik taslakları için TÜRSAB yönetimi derhal masaya oturmalıdır.
Yeni düzenlemede;
"2920 sayılı Türk Sivil Havacılık Kanunu ve SHY-YOLCU yönetmeliği kapsamında düzenlenen bilet satışlarına aracılık eden seyahat acentalarının, havayolunun operasyonel kusurlarından, uçuş iptallerinden ve bilet bedeli iadelerinden muaf tutulacağına" dair net bir istisna maddesi yer almalıdır.
Aksi takdirde, ülkemizdeki tüm IATA ve online biletleme acentaları devasa bir hukuki ve finansal riskin altına girecek, sistem kilitlenecek ve nihayetinde bu durum bilet fiyatlarına yansıyarak yine tüketiciyi mağdur edecektir.
Sektörümüzün var oluşunu doğrudan ilgilendiren bu hayati konuda, tüm meslektaşlarımızı ve ilgili makamları ortak akılla hareket etmeye davet ediyoruz.
Saygılarımızla,’’