MK Group Turizm Yatırımları ve Marka Geliştirmeden Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi ve Turizmdays.com yazarı Korhan Alşan, 2027 ve sonrasına ilişkin turizm öngörülerini değerlendirdi.
KorhanAlşan, kıyı otelciliğinde sezonun 210 günden 105 güne kadar daralmasının işletme ekonomisini değiştirdiğine dikkat çekerek dijitalleşme, verimlilik, marka kimliği ve destinasyon kalitesinin önemini vurguladı.
Turizm sektöründe belirsizliğin kalıcı hale geldiğini belirten MK Group Turizm Yatırımları ve Marka Geliştirmeden Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi ve Turizmdays.com yazarı Korhan Alşan, 2027 ve sonrasına yönelik değerlendirmelerinde sektörün karşı karşıya olduğu temel değişimleri ele aldı.
Bütçelerin öngörülebilirliğini kaybettiğini, son dakika satışlarının yeniden güç kazandığını ve turistlerin fiyat hassasiyetinin arttığını ifade eden Alşan, turizm işletmelerinin geçmiş yılların yönetim anlayışıyla geleceği planlamasının giderek zorlaştığına işaret etti.
Turizmde sezon 210 günden 105 güne daralıyor
Kıyı otelciliğinde sezonun 210 günden 105 güne kadar daralmasının yalnızca takvimsel bir değişiklik olmadığını vurgulayan Korhan Alşan, bu durumun işletmelerin ekonomik yapısını doğrudan etkilediğini belirtti.
Alşan, sezonun kısalmasının istihdamdan hizmet kalitesine, yatırımın geri dönüşünden operasyonel verimliliğe kadar pek çok alanda dengeleri değiştirdiğini kaydetti.
Sezonun kayması ve uçak kapasitelerinin sürekli değişmesi nedeniyle tahmin yapmanın zorlaştığını belirten Alşan, yıllık planlamaların yerini giderek daha kısa karar alma döngülerine bıraktığını ifade etti.
Bu yeni dönemde dijitalleşmenin bir tercih olmaktan çıktığını belirten Alşan, verimliliğin zorunluluk, değişime uyum sağlamanın ise başlı başına bir yönetim becerisi haline geldiğine dikkat çekti.
Maliyet baskısı artıyor, misafir beklentileri düşmüyor
Turizm işletmelerinin artan maliyet baskısıyla karşı karşıya olduğunu belirten Alşan, maliyetleri kontrol etme çabasının hizmet kalitesinde aşınma riski yarattığını vurguladı.
Turistlerin fiyat hassasiyeti artarken beklentilerinin gerilemediğine dikkat çeken Alşan, rekabetin yalnızca fiyat üzerinden yürütülmesinin işletmeler açısından önemli riskler taşıdığını ortaya koydu.
Alşan'a göre otellerin değişen piyasa koşullarında ayakta kalabilmesi için operasyonel verimliliği artırması, dijitalleşme yatırımlarını hızlandırması ve hizmet kalitesini koruyacak yönetim modelleri geliştirmesi gerekiyor.
Turistler artık hikâyesi olan markaları arıyor
Misafir beklentilerindeki dönüşüme de dikkat çeken Korhan Alşan, turistlerin artık yalnızca iyi hizmet sunan işletmeleri değil, kendine özgü kimliği ve anlamı olan markaları tercih ettiğini belirtti.
Alşan, misafirlerin hikâyesi yazılmış, ruhu ve samimiyeti bulunan markalara yöneldiğini ifade ederek turizmde farklılaşmanın öneminin arttığını vurguladı.
Çin pazarı ve kültürel keşfe ilgi duyan turist gruplarının da dikkatle takip edilmesi gerektiğini belirten Alşan, değişen seyahat eğilimlerinin uluslararası pazar dengelerini yeniden şekillendirdiğine işaret etti.
Bu dönüşümün, turizm işletmeleri açısından yalnızca yeni pazarlara ulaşmayı değil, farklı beklentilere uygun ürün ve deneyimler geliştirmeyi de gerekli kıldığı değerlendiriliyor.
Kongre turizmi sezonu uzatmak için fırsat sunuyor
Büyük kongrelerin turizm sezonunu genişletmek açısından önemli bir hamle olduğunu belirten Alşan, buna karşılık geleneksel fuarların ve alışılmış pazarlama yöntemlerinin etkisinin yeniden sorgulanması gerektiğini ifade etti.
Özellikle sezon dışı dönemlerde talep yaratabilecek kongre ve etkinliklerin, turizm gelirlerinin yıl geneline yayılmasına katkı sağlayabileceğine dikkat çekti.
Ancak değişen tüketici davranışları ve pazarlama dinamikleri karşısında geçmişte sonuç veren yöntemlerin aynı etkiyi göstermeyebileceğini belirten Alşan'ın değerlendirmeleri, turizm sektöründe yeni iş geliştirme modellerine duyulan ihtiyacı da ortaya koydu.
Destinasyon kalitesi otellerin başarısını da belirliyor
Turizmde rekabetin yalnızca otellerin sunduğu hizmetle sınırlı olmadığını vurgulayan Korhan Alşan, destinasyonların taşıma kapasitesi üzerindeki baskının giderek arttığını belirtti.
Bir otelin kendi standartlarını koruyabileceğini ancak içinde bulunduğu destinasyonun sorunlarından bağımsız hareket edemeyeceğini ifade eden Alşan, destinasyonun genel kalitesinin turizmin bütün çıktılarını daha fazla etkilediğine dikkat çekti.
Bu yaklaşım, turizmde sürdürülebilir başarının yalnızca tesis yatırımlarıyla sağlanamayacağını; ulaşım, çevre, altyapı, kamusal alanlar ve ziyaretçi deneyimi gibi unsurların da birlikte ele alınması gerektiğini ortaya koyuyor.
Sürdürülebilirlik konusunda ise sertifikaların ötesine geçilmesi gerektiğini belirten Alşan, gerçek, ölçülebilir ve samimi uygulamaların önem kazandığını ifade etti.
Korhan Alşan: Güçlü turizm potansiyeli tek başına güvence değil
Türkiye'nin turizm potansiyelinin tartışılmaz derecede güçlü olduğunu belirten Korhan Alşan, bu potansiyelin doğru yönetilmediği takdirde tek başına başarıyı garanti etmeyeceğini vurguladı.
2027 ve sonrasındaki dönemde sektörün temel meselesinin yalnızca gelecek sezonu tahmin etmek olmadığını belirten Alşan, asıl sorunun geçmişin doğrularıyla geleceği yönetmeye ne kadar devam edilebileceği olduğunu ifade etti.
Alşan'ın değerlendirmeleri; sezonun kısalması, maliyet baskısı, değişen turist profili, dijitalleşme, marka kimliği ve destinasyon yönetiminin önümüzdeki dönemde Türk turizminin rekabet gücünü belirleyecek başlıca konular arasında yer alacağını ortaya koyuyor.
Turizm sektöründe 2027 ve sonrasının kazananları, yalnızca daha fazla turist ağırlayan işletmeler değil; değişimi doğru okuyan, verimliliğini artıran, hizmet kalitesini koruyan ve misafirlerine özgün deneyimler sunabilen markalar olacak.