Turizmdays.com - Hotelbeds başta olmak üzere birçok küresel turizm markasını bünyesinde barındıran HBX Group (HBX.SM), Z Kuşağı’nın seyahatte kişiselleştirme ile kurduğu ilişkiyi ortaya koyan kapsamlı bir araştırmanın sonuçlarını açıkladı.
B2B seyahat teknolojisi pazarının lider oyuncularından biri olan HBX Group’un, New York Üniversitesi Jonathan M. Tisch Center of Hospitality’den danışman profesörler Dr. Recep “Richie” Karaburun ve Dr. Olena Ciftci iş birliğiyle yürüttüğü çalışma, Z Kuşağı’nın seyahat tercihlerini ve beklentilerini çok boyutlu biçimde ele alıyor.
Z Kuşağı İçin Kişiselleştirme: Algoritma Değil, Anlaşılmak
“Generation Z and the Future of Personalized Travel Experience” başlıklı rapor; 1997–2012 yılları arasında doğan gezginlerin seyahatte kişiselleştirmeyi nasıl algıladığını, hangi uygulamalara değer verdiğini ve nerede rahatsızlık hissettiğini nicel ve nitel verilerle analiz ediyor.
Araştırmaya göre Z Kuşağı, kişiselleştirmeyi şeffaf, samimi ve güçlendirici olduğu sürece benimsiyor. Önceki nesillerden farklı olarak bu kuşak, teknolojinin onlar adına karar vermesini değil; değerlerine saygı duyan ve yol arkadaşlığı yapan bir yaklaşım bekliyor.
HBX Group Strateji ve Dönüşümden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Javier Cabrerizo, araştırmaya ilişkin “Z Kuşağı için kişiselleştirme algoritmalardan ibaret değil; anlaşılmakla ilgili. Teknolojik hassasiyeti insanî samimiyetle birleştiren, güven ve şeffaflık üzerine ilişki kuran markalar istiyorlar. Bu bulgular, seyahatin geleceğinin insan merkezli olacağı yönündeki vizyonumuzu doğruluyor” dedi.
Z Kuşağının Seyahat Alışkanlıkları ve Harcama Eğilimleri
Dijital çağın yerlileri olarak tanımlanan Z Kuşağı, seyahatte erişilebilir ama otantik deneyimler arıyor. Araştırmaya katılanların %65’i eğlence amaçlı seyahat ettiğini, %28’i ise tatil, aile ve arkadaş ziyaretlerini tercih ettiğini belirtiyor.
Z Kuşağı’nın seyahate ayırdığı bütçeler de dikkat çekici seviyelerde: %31’i yılda 1.000–2.500 dolar, %24’ü 2.500–5.000 dolar, her beş katılımcıdan biri ise 5.000 doların üzerinde seyahat harcaması yapıyor.
Bu veriler, seyahatin Z Kuşağı için önemli bir yaşam önceliği haline geldiğini gösteriyor.
Kişiselleştirme: Katma Değer mi, Müdahale mi?
Araştırmaya katılan gençlerin büyük bölümü kişiselleştirilmiş seyahat önerilerine olumlu yaklaşıyor: %26’sı “kesinlikle olumlu”, %40’ı “olumlu” görüş bildiriyor. Olumsuz bakan küçük kesim ise bunu genellikle şeffaflık eksikliği, aşırı reklam dili ve kontrol kaybı hissi ile ilişkilendiriyor.
Cabrerizo bu konuda yaptığı değerlendirmede, “Veriler, Z Kuşağı’nın kişiselleştirmeyi değil; kapalılığı reddettiğini gösteriyor. Netlik, kontrol ve amaç bu kuşak için belirleyici” diye konuştu.
En Faydalı ve En Rahatsız Edici Kişiselleştirme Türleri
Rapora göre Z Kuşağı için en faydalı kişiselleştirme uygulamaları şunlar:
- Restoran ve yerel aktivite önerileri: %75
- Kişiselleştirilmiş uçuş ve otel teklifleri: %64
- İlgi alanlarına dayalı akıllı rota önerileri: %45
Buna karşın, en rahatsız edici uygulamalar arasında şunlar öne çıkıyor:
- Kişisel hissettirmeyen “özel” kampanya e-postaları (%55)
- Sosyal medyada sürekli karşılarına çıkan reklamlar (%46)
- Israrcı pop-up ve bildirimler (%36)
Z Kuşağı için mesele erişim değil; alaka, ton ve bağlam. En iyi kişiselleştirme, ticari değil; özenle seçilmiş ve “bana özel” hissi veren deneyimler olarak tanımlanıyor.
Daha İnsanî, Daha Anlamlı Bir Seyahat Deneyimi
Araştırma, faydalı ve rahatsız edici kişiselleştirme arasındaki farkın üç temel unsurla belirlendiğini ortaya koyuyor: özgünlük, empati ve bağlam.
Z Kuşağı; bütçesine saygı duyan, yerel kültürle bağ kurmasını sağlayan ve keşif duygusunu besleyen deneyimlere güçlü şekilde yanıt veriyor.
Bu da seyahat markaları için basit segmentasyondan çıkıp, anlamlı kürasyon dönemine geçilmesi gerektiğini gösteriyor.
Rapora göre kişiselleştirmenin geleceği, yalnızca daha gelişmiş algoritmalarda değil; gezginlere anlaşıldıklarını, değer gördüklerini ve ilham aldıklarını hissettiren insan odaklı yaklaşımlarda yatıyor.