İSİS Türkiye Genel Müdür Yardımcısı ve Turizmdays.com yazarı Dr. Recai Yılmaz, artan aşırı yağışların ardından görülen mide-bağırsak vakalarına dikkat çekerek, sorunun yağmurdan değil altyapı ve su güvenliği eksikliğinden kaynaklandığını vurguladı. Yılmaz, özellikle şehir altyapıları ve oteller için ciddi halk sağlığı risklerine işaret etti.
“Yağmur Yağıyor Ama İçimiz Rahat Değil”
Dr. Recai Yılmaz, geçmişte yağmurun toprağı besleyen ve havayı temizleyen bir doğa olayı olarak görüldüğünü hatırlatarak, günümüzde ise her şiddetli yağıştan sonra sağlık endişelerinin arttığını belirtti.
“Artık her yoğun yağmurdan birkaç gün sonra hastanelerde kusma, ishal ve halsizlik vakaları artıyor. Sonra aynı soru soruluyor: Ne oldu?”
Asıl Sorun: Betonlaşma ve Yetersiz Altyapı
Yılmaz’a göre sorun yağmurun kendisi değil, şehirlerin bu yağışlara hazır olmaması. Aşırı betonlaşma nedeniyle toprağın suyu emme kapasitesinin azaldığını vurgulayan Yılmaz, yağmur suyunun kanalizasyon sistemlerine aşırı yük bindirdiğini ifade etti.
Birçok şehirde yağmur suyu ve atık suyun aynı hatlarda taşındığını belirten Yılmaz, şiddetli yağışlarda sistemlerin taştığını, rögarların dolduğunu ve bodrumlara pis su bastığını söyledi.
“Bu Sadece Çamur Değil, Ciddi Bir Sağlık Tehdidi”
Taşan kanalizasyon sularının yalnızca çamurdan ibaret olmadığını belirten Yılmaz, bu sularda insan dışkısı, virüsler ve patojenlerin bulunduğunu vurguladı. Bilimsel olarak bunun “birleşik kanalizasyon taşması” olarak adlandırıldığını ve sel sonrası salgınların temel nedenlerinden biri olduğunu ifade etti.
İçme Suyu da Risk Altında
Altyapı sorunlarının sadece kanalizasyonla sınırlı olmadığını söyleyen Yılmaz, eski içme suyu boruları, basınç düşüşleri ve bakımı yapılmayan su depolarının da büyük risk taşıdığını dile getirdi.
“Musluktan akan su berrak olabilir ama bu onun mikrobiyolojik olarak güvenli olduğu anlamına gelmez.”
Norovirüs Uyarısı: Sessiz ve Hızlı Yayılıyor
Dünya genelindeki salgın kayıtlarına dikkat çeken Dr. Yılmaz, özellikle norovirüsün yoğun yağışlar sonrası öne çıktığını söyledi. Çok düşük miktarlarla bile hastalık yapabilen bu virüsün, klora karşı dayanıklı olması nedeniyle ciddi bir tehdit oluşturduğunu belirtti.
Oteller İçin Kritik Uyarı: Su Güvenliği Yönetilmek Zorunda
Yılmaz, şehir altyapısı zorlanırken otellerin bu sistemin bir parçası olduğunu ancak çok daha büyük bir sorumluluk taşıdığını vurguladı.
Oteller için şu soruların hayati önemde olduğunu belirterek, ‘’Taşkın sonrası su depoları kontrol ediliyor mu? Klor seviyeleri düzenli ölçülüyor mu? Depo kapakları sızdırmaz mı? Buz makineleri ve içecek hatları denetleniyor mu? Yoksa “şebeke suyu temizdir” denilip geçiliyor mu?’’ dedi.
Yağışlı havalarda misafirlerin kapalı alanlarda toplandığını hatırlatan Yılmaz, temasın arttığını ve yetersiz havalandırma durumunda salgın riskinin büyüdüğünü ifade etti.
“Yağmur Virüs Üretmez, Zayıf Sistem Üretir”
Gelişmiş ülkelerde bile şiddetli yağışlardan sonra mide-bağırsak salgınlarının arttığını gösteren bilimsel çalışmalar olduğunu belirten Yılmaz, vakaların çoğunda altyapı sorunları ve su sistemindeki ihmallerin tespit edildiğini söyledi.
Dr. Recai Yılmaz açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Sorulması gereken soru ‘Ne kadar yağmur yağdı?’ değil. Asıl soru şu: Bu şehir, bu altyapı ve bu otel artan aşırı yağışlara gerçekten hazır mı? Eğer buna teknik, belgeli ve net bir ‘evet’ verilemiyorsa, ortaya çıkan vakalar tesadüf değildir.”