Inventum Global Kurucu Ortağı Bünyat Özpak, Brüksel ve Yeni Delhi arasında imzalanan ve uluslararası ekonomi çevrelerinde şimdiden “Anlaşmaların Anası” (Mother of All Deals) olarak anılmaya başlanan tarihi AB–Hindistan Serbest Ticaret ve İşbirliği Anlaşmasının, küresel ekonomik dengeleri uzun yıllar etkileyecek stratejik bir kırılma noktası oluşturacağını söyledi.
Avrupa Birliği ile Hindistan arasındaki bu mutabakat, çok katmanlı bir yapıya sahip ve yalnızca ticari malları değil; seyahat esnekliklerini, savunma ve güvenlik iş birliklerini, teknoloji transferini, geniş kapsamlı yatırım hareketliliğini ve jeopolitik yakınlaşmayı da içerdiğine dikkat çeken Bünyat Özpak, önümüzdeki dönemde tek tek devreye alınacak planlı ve zincirleme anlaşmalardan oluştuğu belirtilen bu sürecin, yaklaşık 20 yıl boyunca ilmek ilmek örülerek bugüne getirildiği özellikle vurgulandığını belirtti.
Avrupa Birliği’nin, pek çok başlıkta 1,4 milyarlık bu “Dev Fil” ile geleceğini güvence altına alırken; Dev Filin ise artık sadece büyümediğini, şaha kalktığını vurgulayan Bünyat Özpak, şunkarı söyledi:
‘’Yıllardır her platformda, her panelde ve her yazımda ısrarla altını çizdiğim; kimilerinin “fazla iyimser”, kimilerinin ise “uzak bir hedef” olarak değerlendirdiği Hindistan projeksiyonlarının, bugün Avrupa Birliği’nin resmi devlet politikasına dönüşmüş olması, üzerinde ciddiyetle düşünülmesi gereken bir gelişmedir.
PEKİ, BİZ NEREDEYİZ?
Avrupa bu tarihi adımı atarken, pek çok ülke gelişmeleri şimdilik tribünlerden ve temkinli bir mesafeden izliyor.
Türkiye ile Hindistan arasındaki ilişkilerde ise son dönemde, konjonktürel gelişmelerin etkisiyle daha hararetli bir süreçten, görece daha durağan bir faza geçildiği görülüyor.
KONJONKTÜREL DALGALANMA VE TİCARİ YANSIMALAR
Geçtiğimiz yıl (Mayıs 2025), bölgesel hassasiyetler ve değişen dengeler sebebiyle ikili ilişkilerde bir “bekle-gör” dönemi yaşandı. Devletlerin dış politikadaki stratejik öncelikleri ve dönemsel tercihleri şüphesiz esastır. Ancak sahadaki bir gerçeklik olarak, diplomatik iklimdeki bu soğuma ticari ekosistemde ve özellikle turizm talebinde hissedilir bir yavaşlamaya ve sert sonuçlara neden oldu.
Hindistan kamuoyunda oluşan soru işaretleri; turizmden ticarete uzanan geniş bir yelpazede, özellikle MICE ve düğün grupları gibi planlı organizasyonlarda iptallere ve ertelemelere yol açtı. Milyonlarca dolarlık bir potansiyel, bu belirsizlik ortamında geçici olarak askıya alındı.
KÖKLÜ DOSTLUK, DÖNEMSEL SOĞUKLUĞU AŞACAKTIR
Ancak unutmamak gerekir ki Delhi’nin en prestijli caddelerinde Mustafa Kemal Atatürk’ün adını yaşatan dost Hindistan halkı ile Türkiye arasındaki bağlar, dönemsel dalgalanmalardan çok daha derindir.
İki ülke arasındaki bu köklü dostluk ve devasa ticaret potansiyeli, konjonktürel soğukluğu aşacak güçtedir. Biz bu iç muhasebeyi sürdürürken, Avrupa Birliği son derece rasyonel bir hamleyle Hindistan’la tarihsel bir anlaşmaya imza attı. Tam da bu dönem, geçmişteki pürüzleri geride bırakıp ticari diplomasiyi yeniden canlandırmak ve ilişkilerde yeni bir sayfa açmak için önemli bir fırsat sunmaktadır.
BÜYÜME DEĞİL, SIÇRAMA ARIYORSAK
Dürüst olalım.
Turizmde elde ettiğimiz başarı yadsınamaz. Ancak Rusya, İngiltere ve ana Avrupa pazarları doyum noktasına oldukça yaklaşmış durumda. Bu pazarlarda artık büyük ölçekli sıçramalardan ziyade sınırlı ve dalgalı büyümelerden; bazı yıllarda ise olası daralmalardan söz ediyoruz.
Hindistan ise işi doğru kurgulayan ve oyunu kurallarına göre oynayanlar için yalnızca büyüme değil, gerçek bir sıçrama potansiyeli sunuyor. Üstelik bunu 20–30 yıl sonra değil, tek haneli yıllar içinde gerçekleştirebilecek güçlü ve gerçekçi bir dinamizmle vaat ediyor.
HİNDİSTAN: RAKAMLARLA GÖRMEZDEN GELİNEMEYECEK GERÇEK
Havacılıkta Tarihi Genişleme:
IndiGo’nun Airbus’a verdiği 500 uçaklık sipariş, tek bir havayolunun verdiği en büyük sivil havacılık siparişlerinden biri olarak kayda geçti. Air India’nın Airbus ve Boeing’e verdiği yüzlerce uçaklık sipariş portföyüyle birlikte değerlendirildiğinde, bu tablo Hindistan’ın önümüzdeki 10–15 yıl için yüksek ölçekli bir uluslararası yolcu hareketliliğine hazırlandığını gösteriyor.
Ülkede planlanan, duyurulan ve farklı aşamalarda ilerleyen çok sayıda yeni havalimanı projesi de bu kapasite artışını destekliyor. Bu yatırımlar, hızla büyüyen orta-üst gelir grubu ve kurumsal segmentin uluslararası seyahat talebine yanıt verecek şekilde kurgulanıyor. Kısacası bu uçaklar, hangarlarda kalmak için değil; 300 milyonluk Hint orta segment yolcuyu dünyanın dört bir yanına taşımak için alındı.
Benzersiz Ölçek:
Hindistan, outgoing üretim kapasitesi açısından tek başına Türkiye’nin geleneksel ana pazarlarının toplamına yaklaşabilecek büyüklükte, dünyada çok az örneği olan bir pazardır. Bu ölçekte, bu hızda büyüyen ve bu denli genç bir nüfusa sahip başka bir ülke neredeyse yoktur. (Çin bu denklemde ayrı bir kulvardadır; yolcu profili ve pazar davranışı farklıdır.)
Bu nedenle pek çok turizm ülkesi, Hindistan’a yönelik vize kolaylıklarını ve teşviklerini her geçen yıl artırmaktadır.
Lojistik Avantaj:
Deniz, kum ve güneşe uygun milyonlarca potansiyel yolcunun, üstelik Türkiye’nin düşük sezonu da dâhil olmak üzere seyahat etmeye hazır olması dikkat çekici bir avantajdır. Örneğin Mumbai–Antalya hattında uçuş süresinin yaklaşık 5,5 saat olması, Hindistan’ı Türkiye menşeli tur operatörlerinin yıllardır başarıyla uyguladığı charter ve paket tur modelleri için son derece uygun kılmaktadır.
Gelecek Projeksiyonu:
Uluslararası havacılık ve turizm projeksiyonlarına göre Hindistan, önümüzdeki 10 yıl içinde 70 milyonun üzerinde yıllık yurt dışı seyahati üretebilecek bir potansiyele sahiptir.
Yüksek Harcama Segmentleri:
Hindistan; MICE ve düğün turizmi gibi kişi başı harcamanın en yüksek olduğu segmentlerin başında gelen alanlarda küresel ölçekte üst sıralarda yer almaktadır. Türkiye’nin bu alanlarda sahip olduğu tecrübe ve altyapı, doğru pazar eşleşmesiyle önemli bir katma değer yaratabilir. Bu kapasitenin sahada nasıl inşa edileceği Türkiye açısından yeni bir konu değildir.
KAYIP VAR, AMA ÇÖZÜM DE VAR: DEVLET AKLI ÇAĞRISI
Avrupa Birliği’nin attığı bu adım bize net bir mesaj veriyor:
Küresel rekabet boşluk kabul etmez. Doğru zamanda doğru pozisyon alan kazanır.
Karamsarlığa kapılmadan, Türkiye’yi bu dev pazara yeniden entegre edecek rasyonel bir yol haritası mümkündür. Çözüm elimizdedir. Hindistan dost bir ülkedir.
• Diplomatik ve Algısal Onarım:
Hindistan’la ilişkiler, karşılıklı saygı ve kazan-kazan prensibiyle en üst düzeyde güçlendirilebilir. Diplomatik temasların artırılması bu noktada kritik önemdedir.
• Rekabetçi Vize ve Havacılık Politikaları:
Hâlihazırda pek çok ülkenin vize muafiyeti ve teşvik uyguladığı Hint ziyaretçiler için, e-vize veya kapıda vize gibi kolaylaştırıcı adımlar; bu yoğun trafiğin Ege ve Akdeniz gibi destinasyonlara yönelmesini sağlayacaktır.
• Turizm Ürününün Yeniden Kurgulanması:
Düğün, sağlık, lüks ve deneyim odaklı alanlarda Hintli misafirlere özel stratejiler geliştirilmelidir.
• Nitelikli Ortaklıklar:
Bu pazar uzaktan kumandayla ya da broşür dağıtarak yönetilemez. Hindistan’ın kültürel ve ticari kodlarını iyi bilen, o coğrafyada derinleşmiş tecrübeli turizmciler ve aktörler; Hintli sektör temsilcileri ve kilit otoritelerle stratejik iş birliklerinde etkin biçimde değerlendirilmelidir. Ülkemizde bu vizyon, ilişki ve know-how’a sahip, kilit açabilecek güvenilir ve uzman iş insanlarımız mevcuttur.
BİRAZ DA YATIRIMCIYA VE SEKTÖRE ÇAĞRI
Geleneksel pazarlardaki daralma kaçınılmazdır. Büyüme ekseni doğuya kaymaktadır. Ancak Hindistan pazarında başarı, yalnızca alışılmış yöntemler ve sermaye ile değil; bölgeye ve kültüre özgü yeni nesil bir bakış açısıyla mümkündür.
Pazarın kodlarını çözenler için tablo nettir. Hindistan ile karşılıklı sinerjiye, dostluğa ve uzun vadeli iş birliğine inanıyoruz. Avrupa’nın bugün stratejik ortaklık seviyesine taşıdığı potansiyeli, biz kendi alanımızda ve segmentimizde uzun süredir fiilen yönetiyoruz.
Bugün sadece Türkiye’de değil; marka ve güvenilirliğimizle farklı coğrafyalarda faaliyet gösteriyor, planlı biçimde yeni ortaklık modelleriyle büyümeye devam ediyoruz. Türkiye’yi bu dev pazara yeniden entegre edecek rasyonel bir yol haritası oluşturmak mümkündür. Biz şirket olarak bu tecrübeyi farklı kıtalarda ticarete dönüştürebiliyorsak, ülke olarak da dönüştürebiliriz.
Şimdi Türkiye için; devlet aklı ile özel sektör dinamizmini birleştirerek bu büyük pazarı yeniden kurgulama, geri kazanma ve hak edilen konuma ilerleme zamanıdır. Hindistan bir seçenek değil; Türkiye ve birçok ülke için turizm ve ekonomi alanında ölçek büyütmenin stratejik bir gerekliliğidir. Yakın bir alternatifi de bulunmamaktadır.
Biz Inventum Global olarak bu vizyonun sahaya doğru şekilde yansıması için yıllardır ciddi katkı sunuyor ve sunmaya hazırız. Bu özel ve büyüyen pazarda, farklı segmentlerde sürdürülebilir bir başarı kurgusunun hangi adımlarla inşa edileceğini, sorunların nasıl çözüleceğini biliyoruz. Doğru koordinasyonla bunu hayata geçirmek mümkündür.
Sorunlar her zaman çözülür.
Fırsatlar ise hiçbir zaman bitmez.’’