Küresel enerji piyasalarında yaşanan sert yükseliş, turizm ve havacılık sektörünü yeniden alarm durumuna geçirdi. 2026 ilkbaharında jet yakıtı fiyatlarının varil başına 175 dolara yaklaşması, başta havayolları olmak üzere kruvaziyer, charter ve kara turizmi operasyonlarında maliyet baskısını tarihi seviyelere taşıdı.
Sektör verilerine göre artan yakıt maliyetleri, özellikle Türkiye gibi yoğun hava trafiğine sahip destinasyonlarda kârlılık hesaplarını kökten değiştiriyor. Uzmanlar, 2026 yaz sezonunda paket tur fiyatlarından uçak biletlerine kadar geniş çaplı zam baskısının kaçınılmaz hale geldiğini belirtiyor.
Uluslararası veri kuruluşları IATA, EUROCONTROL, Reuters ve S&P Global’in analizlerine göre jet yakıtı fiyatları son yılların en sert yükselişlerinden birini yaşadı. Platts Jet Fuel Index verilerine göre haftalık ortalama jet yakıtı fiyatı 162.89 dolar seviyesine ulaşırken, spot piyasada rakam 175 dolara dayandı.
Yakıt Giderlerinin Payı Yüzde 50’ye Yaklaştı
Havacılık sektöründe uzun yıllardır toplam operasyon maliyetlerinin yaklaşık yüzde 25’ini oluşturan yakıt giderleri, bazı pazarlarda yüzde 50 seviyesine kadar yükseldi.
Artan maliyet baskısı nedeniyle birçok havayolu şirketi kapasite azaltma ve rota optimizasyonuna yöneldi. Avrupa’da bazı taşıyıcıların uzun menzilli uçuşlarını azaltması ve belirli hatları geçici olarak askıya alması, sektörün içinde bulunduğu baskının boyutunu ortaya koyuyor.
Analistler, özellikle hedge mekanizmasını zayıf kullanan şirketlerin yakıt krizinden daha sert etkilendiğini değerlendiriyor.
Avrupa Birliği’nin SAF Zorunluluğu Maliyeti Katlıyor
Sektörde maliyet baskısını artıran ikinci büyük unsur ise sürdürülebilir havacılık yakıtı (SAF) uygulamaları oldu.
IATA verilerine göre 2025 yılında küresel SAF üretimi yalnızca 1.9 milyon ton seviyesinde kaldı. Bu miktar, toplam jet yakıtı talebinin sadece yüzde 0.6’sına karşılık geliyor.
Ancak düşük üretime rağmen SAF kullanım zorunlulukları havayollarının maliyetlerini ciddi şekilde yükseltiyor. Avrupa Birliği’nin ReFuelEU Aviation düzenlemesi kapsamında faaliyet gösteren şirketlerin, geleneksel jet yakıtına göre kat kat yüksek maliyetli SAF kullanmak zorunda kaldığı belirtiliyor.
Uzmanlara göre özellikle 2030 sonrası dönemde devreye girecek e-SAF zorunlulukları, havayolu şirketleri üzerinde çok daha büyük finansal baskı yaratabilir.