Pegas Touristik BDT Ülkeleri Koordinatörü Orhan Sancar, Rusya ve BDT pazarında turizm sezonunun okulların açılmasıyla sona ermediğini belirterek, doğru ürün, fiyat, uçuş kapasitesi ve tanıtım stratejisiyle Antalya’da sezonun aralık ayının başına kadar uzatılabileceğini söyledi.
2026 turizm sezonunun son çeyreğine girilirken Antalya’da toplam yabancı ziyaretçi sayısındaki gerilemeye karşın Rusya pazarındaki güçlü seyir dikkat çekiyor.
Antalya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü verilerine göre, 2026 yılının ocak-ağustos döneminde Antalya 11 milyon 23 bin 586 yabancı ziyaretçi ağırladı. Bu sayı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 5,8 geriledi.
Rusya ise 2 milyon 667 bin ziyaretçi ve yüzde 25,9 payla Antalya’nın en büyük kaynak pazarı olmayı sürdürdü. Rusya’dan gelen ziyaretçi sayısı sekiz aylık dönemde geçen yıla yakın seyrederken, ağustos ayında yüzde 8 artış yaşandı.
Pegas Touristik BDT Ülkeleri Koordinatörü Orhan Sancar, rakamların Rusya ve BDT pazarında sezonun henüz bitmediğini gösterdiğini belirtti.
Sancar, “Antalya’nın toplam ziyaretçi trafiğinde kayıp bulunmasına rağmen Rusya pazarı direncini koruyor. Yılın kalan bölümünde doğru fiyatlandırma, tanıtım ve kapasite yönetimiyle mevcut gerilemenin önemli bir bölümünü telafi etme fırsatı hâlâ devam ediyor” dedi.
Okullar açıldı, hedef kitle değişti
Rusya ve BDT ülkelerinde okulların açılmasıyla birlikte seyahat profilinin değiştiğine dikkat çeken Sancar, bunun talebin sona erdiği anlamına gelmediğini vurguladı.
Eylül ayından itibaren genç profesyoneller, okul çağında çocuğu bulunmayan çiftler, arkadaş grupları, yeni evliler ve aktif tatil arayan orta yaş grubu daha önemli bir hedef kitle haline geliyor.
Bu nedenle yaz dönemindeki aile ve çocuk odaklı pazarlama anlayışının sonbaharda değiştirilmesi gerektiğini ifade eden Sancar, sonbahar kampanyalarında özgürlük, keşif, spor, gastronomi, kültür, eğlence ve kısa süreli kaçış temalarının öne çıkarılmasını önerdi.
Sancar, 4, 5 ve 7 gecelik esnek paketlerin, charter uçuşların yanı sıra tarifeli seferler ve dinamik paketlerle desteklenmesinin satışları artırabileceğini söyledi.
Antalya sonbaharda deniz-kum-güneşten daha fazlasını sunabilir
Antalya'nın sonbahar döneminde en önemli avantajlarından birinin deniz tatilini farklı deneyimlerle birleştirebilmesi olduğunu belirten Sancar, destinasyonun yalnızca “deniz, kum, güneş” ekseninde pazarlanmaması gerektiğini ifade etti.
Orhan Sancar, bu dönemde Likya Yolu yürüyüşleri, Köprülü Kanyon rafting turları, Toroslar'da bisiklet ve jeep safari, Kaş ve Kemer'de dalış, yamaç paraşütü, tekne turları, gastronomi deneyimleri, Perge, Aspendos, Side ve Termessos gibi kültürel rotaların paket programlara daha fazla dahil edilmesi gerektiğini kaydetti.
Sancar, “Amaç her şey dahil ürününden vazgeçmek değil, konaklamayı deneyimle zenginleştirmek. Misafire yalnızca bir otel odası ve açık büfe değil, paylaşabileceği bir hikâye sunmalıyız” değerlendirmesinde bulundu.
Rusya ve BDT ülkelerine tek tip pazarlama dönemi sona erdi
Rusya ve BDT ülkelerinin tek bir pazar gibi değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çeken Sancar, ülkeler ve çıkış şehirleri arasında önemli farklılıklar bulunduğunu söyledi.
Moskova ve St. Petersburg ile Rusya'nın bölgesel şehirlerinden gelen turistlerin yanı sıra Almatı, Astana ve Taşkent gibi merkezlerden gelecek misafirlere yönelik ürünlerin de farklılaştırılması gerektiğini belirten Sancar, “Doğru ürünün doğru şehirde, doğru uçuşla ve doğru fiyatla buluşturulması gerekir” dedi.
Rusya'da sonbahar satışlarında Türkiye avantajı
Rusya'daki sonbahar satışlarının da Antalya açısından önemli fırsatlar sunduğunu belirten Sancar, ATOR verilerine göre eylül-ekim dönemindeki yurt dışı tur satışlarının geçen yılın üzerinde seyrettiğini ve Türkiye'nin yaklaşık yüzde 50 payla liderliğini koruduğunu söyledi.
Ekim ayındaki Türkiye paketlerinin eylül ayına göre ortalama yüzde 15-20 daha uygun olduğu, bazı otellerde fiyat farkının yüzde 30'a kadar çıktığına dikkat çeken Sancar, bu avantajın güçlü bir pazarlama kampanyasıyla satışa dönüştürülebileceğini ifade etti.
TGA kampanyaları uçuş kapasitesini de korumalı
Sancar, sonbahar döneminde Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı'nın Rus tur operatörleriyle gerçekleştireceği ortak tanıtım faaliyetlerinin de kritik önem taşıdığını vurguladı.
Ancak tanıtım kampanyalarının yalnızca marka bilinirliği ve erişim üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini savunan Sancar, doluluk oranı düşük uçuşlar, iptal riski taşıyan seferler ve ilave kapasite oluşturulabilecek çıkış şehirlerinin kampanyaların merkezine alınması gerektiğini belirtti.
Sancar, başarının yalnızca gösterim ve erişim rakamlarıyla değil, rezervasyon, korunan koltuk kapasitesi, gerçekleşen uçuş ve ilave geceleme gibi somut göstergelerle ölçülmesi gerektiğini ifade etti.
Sancar, TGA, tur operatörleri, hava yolları ve otellerin aynı fiyat ve operasyon takvimi doğrultusunda hareket etmesinin sezon uzatılması açısından belirleyici olacağını kaydetti.
Antalya'da sezonu uzatmak ortak operasyon gerektiriyor
Turizm sezonunun aralık ayı başına kadar uzatılmasının yalnızca reklam kampanyalarıyla mümkün olmayacağını belirten Sancar, otellerin açık kalmasının yanı sıra destinasyondaki diğer turizm hizmetlerinin de devam etmesi gerektiğine dikkat çekti.
Isıtmalı havuzlar, restoran ve eğlence hizmetleri, ören yerleri, macera turları, rehberlik ve transfer hizmetlerinin sonbahar döneminde sürdürülebilir bir ürünün parçaları olduğunu ifade eden Sancar, “Sezon uzatmak bir slogan değil, hava yolundan otele kadar bütün paydaşların birlikte vereceği operasyonel bir karardır” diye konuştu.
“Okul zili turizm sezonunun sonu olmamalı”
Türkiye'nin Rusya ve BDT pazarında güçlü marka değerine, geniş uçuş ağına ve yüksek tekrar ziyaret potansiyeline sahip olduğunu belirten Orhan Sancar, sezonun son bölümünün bekleme dönemi olarak görülmemesi gerektiğini söyledi.
Orhan Sancar şunları söyledi:
“Okul zilinin çalması turizm sezonunun bittiği anlamına gelmemeli. Doğru hedef kitle, doğru fiyat, deneyim odaklı ürünler ve uçuş kapasitesini koruyan tanıtım modeliyle Antalya’da sezon aralık ayının başına kadar canlı tutulabilir.”
Orhan Sancar, böyle bir yaklaşımın yalnızca turist sayısını değil, otellerin açık kalma süresini, istihdamı, geceleme sayısını ve turizm gelirini de artırma potansiyeli taşıdığına dikkat çekti.