Antalya’da Kasım ayında düzenlenecek COP31, kentin turizm sektörü için yalnızca oda dolulukları ve ekonomik katkı açısından değil, otellerin farklı bir misafir profiline uyum kabiliyeti açısından da önemli bir sınav olacak. Hospitality Professional ve Turizmdays.com yazarı Hediye Çete, büyük organizasyonların otellerde görünmeyen ancak kritik bir operasyon yükü oluşturduğuna dikkat çekti.
Antalya, Kasım ayında dünyanın en önemli uluslararası organizasyonlarından biri olan COP31’e ev sahipliği yapmaya hazırlanırken, turizm sektöründe organizasyonun yaratacağı hareketlilik de yakından takip ediliyor. Kaç kişinin Antalya’ya geleceği, hangi otellerin dolacağı ve organizasyonun kent ekonomisine katkısının ne olacağı tartışılırken, otelcilik açısından çok daha farklı bir hazırlık süreci yaşanıyor.
Hediye Çete, COP31’in Antalya’daki oteller için klasik resort operasyonlarından farklı bir deneyim anlamına geleceğini belirterek, “Asıl sınav otellerin insan kaynağı ve hizmet kültüründe yaşanacak” değerlendirmesinde bulundu.
Antalya'nın alıştığı misafir profili değişecek
Antalya’nın özellikle Belek, Lara, Kemer ve Side gibi bölgelerde uzun yıllardır her şey dahil ve tatil odaklı turizm modelinde önemli bir deneyime sahip olduğunu belirten Çete, COP31 kapsamında gelecek misafirlerin beklentilerinin ise farklılaşacağını söyledi.
Çete, organizasyon kapsamında devlet temsilcileri, diplomatlar, bilim insanları, uluslararası kuruluşların yöneticileri, iş dünyası temsilcileri, medya mensupları ve farklı ülkelerden profesyonellerin Antalya’da konaklayacağını ifade etti.
Bu misafirlerin klasik resort tatilinden çok zaman yönetimi, hızlı servis, kişiselleştirilmiş hizmet ve operasyonel esneklik bekleyeceğine dikkat çeken Çete, oteller açısından yeni bir çalışma düzeninin ortaya çıkabileceğini vurguladı.
“Beş dakikalık gecikme bile bütün operasyonu etkileyebilir”
Büyük organizasyonlarda zamanın çok daha kritik hale geldiğini belirten Hediye Çete, toplantıların uzaması, transfer saatlerinin değişmesi, son dakika görüşmelerinin eklenmesi veya özel beslenme taleplerinin otel operasyonunun tamamını etkileyebileceğini söyledi.
Çete, “Büyük organizasyonlarda artık sadece iyi hizmet yeterli değildir. Hızlı düşünmek, anında çözüm üretmek ve değişime hazır olmak gerekir” dedi.
Bu nedenle COP31’in Antalya’daki oteller açısından yalnızca yüksek doluluk oranlarını yönetme meselesi olmadığını belirten Çete, farklı ihtiyaçlara aynı anda cevap verebilen esnek operasyonların öne çıkacağını ifade etti.
COP31'de otellerin görünmeyen kahramanları sahneye çıkacak
Büyük organizasyonların başarısının misafir otele gelmeden çok önce başladığını dile getiren Çete, otellerde misafirlerin çoğu zaman görmediği ekiplerin bu süreçte belirleyici rol oynayacağını söyledi.
Housekeeping ekiplerinin yalnızca odaları hazırlamayacağını belirten Çete; oda hazırlık saatleri, VIP konukların talepleri, farklı ülkelerin alışkanlıkları ve kişisel beklentilerin de operasyonun parçası olacağını ifade etti.
Mutfak ekiplerinin de önemli bir sınavdan geçeceğini belirten Çete, farklı kültürlerden ve beslenme alışkanlıklarından gelen misafirlerin aynı anda ağırlanmasının ciddi bir planlama gerektirdiğine dikkat çekti.
Menü hazırlamanın tek başına yeterli olmadığını, aynı standardın yüksek hacimde her gün korunmasının asıl mesele olduğunu vurguladı.
“Plan hiçbir zaman tamamen planlandığı gibi gitmez”
COP31 gibi uluslararası organizasyonlarda son dakika değişikliklerinin kaçınılmaz olduğunu belirten Hediye Çete, uçuş değişikliklerinden toplantı saatlerine, oda tiplerinden özel yemek taleplerine kadar pek çok unsurun anlık olarak değişebileceğini söyledi.
Çete, otelciliğin önemli becerilerinden birinin bu değişiklikleri misafire mümkün olduğunca hissettirmeden yönetebilmek olduğunu ifade etti.
Bu noktada resepsiyon, rezervasyon, teknik ekip, güvenlik, satın alma, servis, stewarding, şoförler ve yöneticilerin koordinasyonunun kritik hale geleceğini belirtti.
Antalya'nın resort deneyimi COP31'te farklı bir teste girecek
Antalya’nın binlerce kişiyi aynı anda ağırlama, yüzlerce odayı yönetme, yüksek hacimli yiyecek-içecek operasyonlarını sürdürme ve yoğun sezon koşullarında hizmet verme konusunda ciddi bir deneyime sahip olduğunu belirten Çete, COP31’in bu deneyimin farklı bir boyutunu test edeceğini söyledi.
Çete’ye göre COP31 operasyonunda;
“Daha az tatil, daha fazla zaman; daha az rutin, daha fazla değişkenlik; daha az standart beklenti, daha fazla kişiselleştirme” öne çıkacak.
Bu nedenle organizasyonun Antalya’daki oteller için önemli bir profesyonel gelişim fırsatı da yaratabileceğini belirten Çete, “Antalya bu organizasyonla yalnızca tesislerini değil, insan kaynağını ve hizmet kültürünü de dünyaya gösterecek” dedi.
Antalya'nın asıl gücü insan kaynağı
Antalya’nın turizmdeki gücünün yalnızca sahip olduğu oteller, yatak kapasitesi ve doğal güzelliklerden ibaret olmadığını vurgulayan Çete, destinasyonun en önemli değerlerinden birinin insan kaynağı olduğunu söyledi.
Resepsiyon görevlisinden aşçıya, housekeeping çalışanından teknik ekibe, şoförden yöneticilere kadar otel operasyonunun her noktasındaki çalışanların misafir deneyimini şekillendirdiğini belirten Çete, büyük organizasyonların bu emeği daha görünür hale getireceğini ifade etti.
COP31 sonrası geriye sadece doluluk kalmayacak
COP31’in ardından organizasyonun başarısının yalnızca otellerin doluluk oranları veya Antalya ekonomisine sağlanan katkıyla ölçülmemesi gerektiğini belirten Hediye Çete, uluslararası misafirlerin Antalya’dan nasıl ayrılacağının da önemli olduğunu söyledi.
Çete, farklı ülkelerden gelen profesyonellerin Antalya’dan ayrılırken kentin otelcilik anlayışını, çalışanların profesyonelliğini ve değişen koşullara hızlı uyum sağlama kapasitesini hatırlayacağını belirtti.
“Otelcilik yalnızca bir odayı satmak değildir. Bir deneyim yaratmaktır. Ve o deneyimin arkasında çoğu zaman yüzlerce insan vardır.” diyen Çete, COP31’in Antalya turizmi açısından bu gerçeği daha da görünür hale getireceğini söyledi.
COP31'in gerçek hikâyesi otellerin perde arkasında yazılacak
Hediye Çete, Antalya’nın COP31 hazırlıkları değerlendirilirken yalnızca organizasyonun vitrininin değil, vitrinin arkasındaki operasyonun da görülmesi gerektiğini belirterek sözlerini şöyle tamamladı:
“Büyük organizasyonların gerçek hikâyeleri protokol salonlarında veya kırmızı halılarda değil; çoğu zaman otellerin mutfaklarında, koridorlarında, resepsiyonlarında ve personel alanlarında yazılır. Misafirlerin görmediği o emek, aslında turizmin en görünür başarısıdır.”