Antalya Ticaret Borsası (ATB), 9-20 Kasım tarihlerinde Antalya’da düzenlenecek COP31 öncesinde kentin su geleceğini gündeme taşıyor. 23 Eylül’de düzenlenecek Su Zirvesi öncesinde planlanan Antalya Su Diyaloğu toplantılarının ilki, "Tarımda Su Yönetimi ve Turizmde Su Yönetimi" başlığıyla ATB toplantı salonunda gerçekleştirildi.
ATB Başkanı Ali Çandır, Antalya’nın geleceğinin suyun geleceğinden ayrı düşünülemeyeceğini belirterek, "Antalya’nın geleceğini konuşacaksak, önce suyunu konuşmalıyız" dedi. Antalya’yı Antalya yapan değerlerin başında tarım, turizm, ticaret ve sanayinin geldiğini belirten Çandır, bu sektörlerin ortak paydasının ise su olduğunu söyledi. Çandır, "Su, tarımdır, turizmdir, üretimdir, ticarettir, kent yaşamıdır. Ve en önemlisi Antalya’nın geleceğidir" dedi. İklim değişikliği, değişen yağış rejimi, artan kuraklık riski ve nüfus artışının su kaynakları üzerindeki baskıyı artırdığına dikkat çeken Çandır, artık yalnızca "Ne kadar suyumuz var?" sorusunun yeterli olmadığını vurguladı. Çandır, "Asıl sorumuz, sahip olduğumuz suyu ne kadar doğru ve ne kadar verimli kullandığımız olmalı" diye konuştu.
"Suyun sorumluluğu hepimizin"
Antalya Su Diyaloğu kapsamında tarım, turizm, sanayi ve kentsel su yönetiminin birlikte ele alınacağını kaydeden Çandır, suyun tek bir sektörün meselesi olmadığını söyledi. Çandır, "Tarımda sulama verimliliğini artırmadan, turizmde su tüketimini azaltıp yeniden kullanımı geliştirmeden, sanayide su verimliliğini sağlamadan, kentimizde kayıp ve kaçakları azaltmadan ve su kaynaklarımızı korumadan Antalya’nın su geleceğini güvence altına almamız mümkün değildir" dedi. Toplantıların sonunda Antalya Su Eylem Planı ortaya koymayı hedeflediklerini açıklayan Çandır, planın ne yapılmalı, kim yapmalı, nasıl ve ne zaman yapılmalı ve sonuçlar nasıl izlenmeli sorularına yanıt vermesi gerektiğini belirtti.
"Artık plan yapıp rafa kaldırma zamanı değil, eyleme geçme zamanıdır" diyen Çandır, 23 Eylül’de gerçekleştirilecek Antalya Su Zirvesi’nde Antalya’nın ortak su iradesinin daha güçlü ve somut bir çerçeveye dönüştürüleceğini söyledi.
COP31’in Antalya’da düzenlenmesini önemli bir fırsat olarak değerlendiren Çandır, "Antalya, yalnızca COP31’e ev sahipliği yapan değil; su sorunlarını ele almış, önceliklerini belirlemiş ve bu doğrultuda harekete geçmiş örnek bir kent olabilir" dedi.
Çandır, "Su; ortak değerimiz, ortak sorumluluğumuz, ortak geleceğimizdir. Artık Antalya için suyu koruma, suyu verimli kullanma ve su için birlikte harekete geçme zamanı" ifadelerini kullandı.
Su verimliliği çağrısı
Antalya Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Çiğdem Hacıoğlu, "Hepimizin ortak derdi su" diyerek, iklim değişikliğinin Antalya’da günlük yaşamda etkisini göstermeye başladığını söyledi. Manavgat yangını, Kumluca’daki sel ve Kepez’de yaşanan aşırı yağışların iklim değişikliğinin etkilerini daha görünür hale getirdiğini belirten Hacıoğlu, Büyükşehir Belediyesi olarak daha az su tüketen bitki ve ağaç türlerine yöneldiklerini ifade etti. Antalya Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürü İsmail Öntaş ise turizm, tarım ve sanayinin su kaynakları üzerindeki baskıyı artırdığını belirterek, suyun sınırsız bir kaynak olarak görülemeyeceğini söyledi. Türkiye’de kişi başı günlük su tüketiminin yaklaşık 150 litre olduğunu, 5 yıldızlı otellerde bu miktarın 500 litrenin üzerine çıkabildiğini belirten Öntaş, turizmin sürdürülebilirliğinin su yönetiminden ayrı düşünülemeyeceğini vurguladı. Öntaş, kullanılan suyun yeniden değerlendirilmesinin önemine dikkat çekerek, "Suyu korumak Antalya’yı korumaktır" dedi.
ASAT: "Mevcut suyu daha verimli kullanmalıyız"
ASAT Genel Müdürü Cengiz Gülebay, iklim değişikliğinin yağış rejimini bozduğunu, bir yılda yağması gereken yağışın kısa sürede gerçekleşebildiğini belirterek, betonlaşmanın yağmur suyunun yeraltına ulaşmasını da zorlaştırdığını söyledi. Antalya’da içme suyunun büyük bölümünün derin sondaj kuyularından sağlandığını kaydeden Gülebay, bazı bölgelerde kuyuların 300 metreye kadar indiğini belirtti. Yeni kaynak arayışlarının tek başına çözüm olmayacağını vurgulayan Gülebay, mevcut suyun verimli kullanılması gerektiğini söyledi.
ASAT’ın kayıp-kaçak oranını yüzde 34,57’ye düşürdüğünü, hedefin yüzde 25 olduğunu açıklayan Gülebay, son 6 yılda içme suyu altyapısına yaklaşık 27 milyar lira yatırım yapıldığını aktardı.
"Arıtılmış su tarımda değerlendirilecek"
Gülebay, atıksu arıtma tesislerinden günlük yaklaşık 750 bin metreküp suyun denize deşarj edildiğini belirterek, arıtılmış suyun tarımda yeniden kullanılmasının önemli bir fırsat olduğunu söyledi. Hurma Atıksu Arıtma Tesisi’nden çıkan suyun tarımda değerlendirilmesine yönelik çalışmaların sürdüğünü kaydeden Gülebay, yağmur suyunun da baraj ve göletlerde biriktirilmesi gerektiğini belirtti. "Su çok kıymetli. Çocuklara bir şeyler bırakmak için el birliğiyle çalışmamız lazım" diyen Gülebay, toplantının sonuçlarının COP31’e ışık tutmasını diledi.
"Tarımda su kalitesi ve tuzluluk izlenecek"
Antalya İl Tarım ve Orman Müdür Yardımcısı İbrahim Irmak, suyun miktarı kadar kalitesinin de önem taşıdığını belirterek, Antalya’nın karstik yapısı nedeniyle yüzeydeki faaliyetlerin yeraltı su kaynaklarını etkileyebildiğini söyledi. Kırkgöz kaynaklarının stratejik önemine dikkat çeken Irmak, teknik çalışmalar kapsamında yaklaşık 65 milyon metreküp suyun sistem içerisinde tutulabilme potansiyelinin bulunduğunu belirtti. Demre, Kumluca, Finike ve Manavgat başta olmak üzere bazı bölgelerde tuzluluk baskısının arttığını kaydeden Irmak, Sulama Suyu Tuzluluk Risk Haritası oluşturma çalışmalarına başladıklarını açıkladı. Yağmur suyu hasadının da üretim açısından önemli olduğunu belirten Irmak, sera çatılarından toplanan yağmur suyunun kuyu suyuyla harmanlanmasıyla sulama suyunun kalitesinin yükseltilebileceğini söyledi. Antalya’nın doğal drenaj sistemi olan düdenlerin korunmasının da önemine değinen Irmak, yağmur suyunun düştüğü yerde tutulması ve toprağa sızdırılmasıyla kentin "sünger kent" yaklaşımının güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Uzmanlar su yönetimini ele aldı
Toplantıda uzmanlar; Antalya’nın su potansiyeli ve arz güvenliği, meteorolojik kuraklık, sürdürülebilir peyzaj, yerel yönetimlerde su yönetimi, üreticinin su kullanımı, Korkuteli Sulaması’nda iyi uygulamalar, turizmde sürdürülebilirlik, su verimliliği ile gri suyun arıtılarak yeniden kullanımı konularında sunumlar gerçekleştirdi.
Antalya Su Diyaloğu’nun ikinci toplantısı 16 Eylül’de "Kentsel Su Yönetimi" ve "Sanayi Sektörü Su Yönetimi" başlıklarıyla yapılacak. Toplantılarda ortaya çıkan öneriler, 23 Eylül’de düzenlenecek Antalya Su Zirvesi’nde değerlendirilerek Antalya’nın su geleceğine yönelik ortak eylem çerçevesine dönüştürülecek.
Toplantıya, ATB Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, Antalya Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Çiğdem Hacıoğlu, Antalya Su ve Atıksu İdaresi (ASAT) Genel Müdürü Cengiz Gülebay, Antalya Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürü İsmail Öntaş, Antalya İl Tarım ve Orman Müdür Yardımcısı İbrahim Irmak, Devlet Su İşleri 13. Bölge Müdür Yardımcısı Oğuzhan Karabulut ile kamu kurum ve kuruluşları temsilcileri, akademisyenler, tarım sektörü ve ilgili paydaşlar katıldı.