Pandemiden sonra turizmde öngörülebilirliğin giderek azaldığına dikkat çeken Recep Yavuz, 2027’nin “turist seyahat edecek mi?” sorusundan çok, “Nereye, ne zaman ve hangi bütçeyle gidecek?” sorusuyla şekilleneceğini, Antalya’nın özellikle sezonu uzatma konusunda önemli bir fırsatla karşı karşıya olduğunu söyledi.
Eylül ayının ortasına gelinirken turizm sektörü 2026 sezonunun sonuçlarını değerlendirmeye ve bir yandan da 2027 programlarını şekillendirmeye başladı.
Antalya Kent Konseyi Turizm Grubu Başkanı, NBK Touristik Genel Müdürü ve Turizmdays.com yazarı Recep Yavuz, önümüzdeki sezonun klasik anlamda bir “büyüme ya da küçülme” hikâyesinden ziyade turistin tercihlerini değiştirdiği bir dönem olacağı görüşünde.
Yavuz, 2027 turizmini değerlendirdiği analizinde, “Yeni ve büyük bir küresel sarsıntı yaşanmadığı takdirde, 2027’de turizmin asıl hikâyesinin daralmadan çok yön değiştirme olması” beklentisini dile getirdi.
Avrupa Seyahat Komisyonu’nun 2026 ilkbahar ve yaz dönemine ilişkin araştırmasının seyahat isteğinin güçlü kaldığını gösterdiğini belirten Yavuz, bunun turistin her zamanki gibi aynı ülkeye, aynı tarihte ve aynı bütçeyle seyahat edeceği anlamına gelmediğini vurgulayarak, “Turist daha fazla karşılaştırıyor. Güvenliği, toplam maliyeti ve hava koşullarını birlikte değerlendiriyor. Dolayısıyla 2027 için asıl soru, insanların tatile çıkıp çıkmayacağı kadar, nereye, ne zaman ve hangi bütçeyle gideceği olacak” dedi.
Petrol fiyatları turizmin mesafesini belirleyecek
Yavuz, 2027 turizminin ilk büyük sınavının petrol ve ulaşım maliyetleri olacağını belirtti.
“Turizm hareket demektir” diyen Yavuz, uçak, otomobil, otobüs veya gemiyle yapılan seyahatlerin tamamının enerji maliyetlerinden etkilendiğine dikkat çekti.
Özellikle havacılık açısından sorunun yalnızca yakıt fiyatlarının yüksekliği olmadığını belirten Yavuz, maliyetlerin önceden öngörülememesinin tur operatörleri ve havayolları açısından daha büyük bir problem yaratabileceğini söyledi.
2027 programlarının aylar öncesinden hazırlanması gerektiğini hatırlatan Yavuz, otellerin kontrat yaptığı, havayollarının kapasite planladığı ve tur operatörlerinin satış fiyatlarını önceden belirlediği bir ortamda yakıt maliyetinin sezon içinde nasıl hareket edeceğinin bilinmemesinin ciddi bir risk oluşturduğunu ifade etti.
Üstelik petrol fiyatıyla uçak yakıtının bire bir aynı hareket etmediğine de dikkat çeken Yavuz; döviz kuru, yakıt tedariki ve havayollarının fiyat sabitleme anlaşmalarının nihai maliyeti etkilediğini ifade etti.
100 avroluk zam aile için 400 avro
Ulaşım maliyetindeki artışın özellikle aile tatillerinde daha belirgin hissedileceğini söyleyen Yavuz, dikkat çekici bir örnek verdi:
‘’Kişi başı uçak biletindeki 100 avroluk artış, dört kişilik bir aile için 400 avroluk ek maliyet anlamına geliyor.
Bu noktada turistin tatilden tamamen vazgeçmek yerine daha yakın bir destinasyonu, daha kısa konaklamayı veya farklı bir seyahat tarihini tercih edebilecek. Yakıt maliyetlerinin yükselmesi yakın ve orta mesafeli destinasyonlara avantaj sağlayabilir.
Ancak belirleyici unsur yalnızca mesafe değil. Uçuş rekabeti ve toplam paket fiyatı da turistin kararında kritik rol oynayacak.’’
Savaşlar haritayı değil, turistin zihnini değiştirecek
2027'nin ikinci kritik unsuru ise savaşlar ve güvenlik algısı olacak.
Savaşların yalnızca yaşandığı ülkelerin turizmini etkilemediğini belirten Yavuz; komşu ülkelerin, hava sahalarının, uçuş rotalarının ve bölge algısının da bu gelişmelerden etkilendiğine dikkat çekti.
Turistin tatil planı yaparken artık yalnızca otel ve fiyat karşılaştırmadığını ifade eden Yavuz, özellikle çocuklu ailelerde güvenlik algısının destinasyon seçiminde belirleyici hale geldiğini söyledi.
Bu nedenle Türkiye açısından meselenin sadece “güvenli ülke olmak” olmadığını belirten Yavuz, güvenliğin doğru, güncel ve tutarlı biçimde anlatılmasının da kritik olduğunu vurguladı.
İspanya örneği dikkat çekiyor
Recep Yavuz, İspanya'nın 2026'nın ilk yarısında yaklaşık 46,6 milyon uluslararası turist ağırlamasını ve yıllık bazda yüzde 4,6 büyümesini de değerlendirdi.
Bu performansın yalnızca savaş bölgelerine uzaklıkla açıklanamayacağını belirten Yavuz; uçuş bağlantıları, ürün çeşitliliği, hizmet kalitesi ve destinasyonun uzun yıllar içerisinde oluşturduğu güvenin de hesaba katılması gerektiğini söyledi.
Yavuz, “Belirsizlik dönemlerinde güncel bilgi, açık iletişim ve yolcuyu ortada bırakmayan bir operasyon, tanıtım kadar önem kazanır” dedi.
İklim turizm sezonunun takvimini değiştirebilir
Yavuz'un 2027 açısından dikkat çektiği üçüncü başlık iklim değişikliği.
Aşırı sıcaklar, orman yangınları, su sıkıntısı ve şiddetli hava olaylarının artık turizm destinasyonlarının hazırlık yapması gereken somut riskler haline geldiğini belirten Yavuz, özellikle Akdeniz turizminin yıllardır üzerine kurulu olduğu “deniz-kum-güneş” modelinin yeni koşullara göre yeniden düşünülmesi gerektiğini ifade etti.
Çünkü sıcaklık her turist için avantaj değil.
Özellikle ileri yaştaki turistler ve çocuklu aileler açısından aşırı sıcakların tatil deneyimini olumsuz etkileyebileceğini belirten Yavuz, önümüzdeki yıllarda temmuz ve ağustos aylarından ilkbahar ve sonbahara doğru bir talep kayması yaşanabileceğini öngördü.
Antalya için tehdit değil, fırsat da olabilir
Bu değişimin Antalya için aynı zamanda önemli bir fırsat yaratabileceğine dikkat çeken Yavuz, nisan, mayıs, ekim ve kasım aylarının kültür, doğa, spor ve ileri yaş turizmiyle daha güçlü değerlendirilebileceğini söyledi.
Ancak bunun kendiliğinden gerçekleşmeyeceğinin altını çizerek, “İklim değişikliği tek başına bize 12 ay turizm getirmez. O aylarda uçak yoksa, otel kapalıysa, kentte etkinlik ve gezilecek ürün hazırlanmamışsa uygun hava koşulları yeterli olmaz” diye konuştu.
Yavuz'a göre Antalya'nın sezon uzatma hedefinin gerçekleşmesi için havayolu, otel, acente ve yerel yönetimlerin aynı takvim üzerinde çalışması gerekiyor.
Bunun yanında su tasarrufu, yangın önlemleri ve sıcak saatlere uygun gezi programları gibi uygulamaların da destinasyon planlamasının parçası olması gerekiyor.
2027'nin kazananı en ucuz ülke değil, en iyi değeri sunan ülke olacak
2027 turizminin dördüncü ve belki de en kritik başlığı ise fiyat/değer dengesi.
Enerji, personel, gıda, finansman ve ulaşım maliyetlerindeki artış nedeniyle tatilin eski fiyatlarda kalmasının mümkün olmadığını belirten Yavuz, ancak maliyetlerin yükselmesinin turistin her fiyatı kabul edeceği anlamına gelmediğini söyledi.
Yeni dönemde turistin yalnızca “Bu tatil kaç para?” diye sormayacağını ifade eden Yavuz, asıl sorunun “Bu paraya ne alıyorum?” olacağını belirtti.
Bir turistin tatili için 2 bin avro bütçe ayırabileceğini ancak bu paranın karşılığında aldığı hizmetin beklentisini karşılamasını isteyeceğini dile getiren Yavuz; restoran, plaj, taksi veya otelde yaşanacak olumsuz deneyimlerin yalnızca tek bir işletmeyi değil, bütün destinasyonun algısını etkileyebileceği uyarısında bulundu.
Türkiye için asıl risk: “Değmiyor” algısı
Yavuz, Türkiye'nin fiyat rekabetinde önemli bir özeleştiri yapması gerektiğini belirtti.
Almanya'da da fiyatların yüksek olduğunu gözlemlediğini ifade eden Yavuz, başka ülkelerde fiyatların yükselmesinin Türkiye'nin kendi fiyatlarını turist gözünde otomatik olarak haklı çıkarmayacağını vurgulayarak, “Asıl tehlike, turistin ‘Türkiye artık ödediğim paraya değmiyor’ demeye başlamasıdır” dedi.
Bu algının yaygınlaşması halinde fiyatların yükselirken değer algısının geride kalabileceğini belirten Yavuz, çözümün sürekli indirim yapmak olmadığını söyledi.
Yavuz'a göre çözüm; hizmeti geliştirmek, ek ücretleri önceden açıkça belirtmek ve verilen sözü tutmaktan geçiyor.
Mısır'la rekabet sadece oda fiyatıyla ölçülemez
Yavuz, Türkiye'nin Mısır gibi rakip destinasyonlarla rekabetini değerlendirirken de yalnızca otel fiyatlarına bakılmaması gerektiğini belirtti.
Konaklama, hava bağlantıları ve kültürel deneyimlerin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Yavuz, deniz tatilini Nil ve antik Mısır mirasıyla birleştiren bir ürünün rekabet gücünün yalnızca gecelik otel fiyatıyla ölçülemeyeceğini vurguladı.
Bu yaklaşım, 2027 turizm rekabetinin de önemli bir göstergesi olabilir. Ucuz olan değil, ödediği paranın karşılığını daha iyi verdiğine turistin inandığı destinasyon kazanacak.
Recep Yavuz'un 2027 turizm formülü
Recep Yavuz, önümüzdeki sezonu dört kelimeyle özetledi:
Petrol mesafeyi,
savaş destinasyonu,
iklim zamanı,
fiyat ise son kararı belirleyecek.
Yavuz'a göre 2027'de turistin davranışında önemli bir değişim yaşanacak.
Uzak bir destinasyondan vazgeçen turist daha yakın bir ülkeye gidebilir. Temmuz sıcağından kaçan turist ekim ayını tercih edebilir. Pahalı bulduğu bir ülkeden ayrılan turist, parasının karşılığını daha iyi aldığını düşündüğü başka bir destinasyona yönelebilir. Güvenlik konusunda endişe yaşayan turist ise farklı bir bölgeyi tercih edebilir.
Ancak bütün bu değişimlerin ortak bir sonucu var. Turist seyahat etmekten vazgeçmeyecek, seyahat biçimini değiştirecek.
Yavuz'un analizindeki en önemli mesaj da burada ortaya çıkıyor. 2027'nin turizm mücadelesi turist sayısını artırmaktan önce, değişen turistin yeni beklentisini doğru okumak üzerine kurulacak.
Antalya açısından ise bu tablo iki farklı sonuç yaratabilir: Yaz aylarındaki aşırı sıcaklık ve maliyet baskısı yeni riskler yaratırken, ilkbahar ve sonbaharın güçlendirilmesi, ürün çeşitliliğinin artırılması ve fiyat/değer dengesinin korunması destinasyon için önemli bir büyüme alanı oluşturabilir.