Genel Cerrahi Uzmanı ve Turizmdays.com yazarı Dr. Türkay Belen, modern tıbbın görünmeyen ama en derin değişimini yaşadığını belirterek, “Endoskopi, hem tanı hem de tedavide tıbbın en zarif aracına dönüştü” dedi.
Dr. Türkay Belen, gastroskopi ve kolonoskopi sayesinde artık hastaların büyük ameliyatlara gerek kalmadan, kısa sürede tanı ve tedavi imkânı bulduğunu belirtti.
Tanıdan Tedaviye Uzanan Yolculuk
Dr. Türkay Belen, “Gastroskopi, yemek borusu, mide ve duodenumun doğrudan görüntülenmesini sağlar. Kolonoskopi ise kalın bağırsağın tüm yüzeyini ayrıntılı biçimde inceler. Bu iki işlem, sindirim sisteminin karanlık bölgelerini aydınlatır” diyerek endoskopik işlemlerin önemine dikkat çekti.
Bu yöntemlerin yalnızca tanı değil, aynı zamanda tedavi sağladığını vurgulayan Belen, “Bir polip fark edildiğinde çıkarılabilir, kanama tespit edilirse durdurulabilir. Eskiden bu hastalar açık cerrahiye giderdi; bugünse çoğu birkaç dakika içinde işlem görüp aynı gün evine dönebiliyor” dedi.
Ne Zaman Yapılmalı, Ne Zaman Yapılmamalı?
Dr. Belen, gastroskopi ve kolonoskopi taramalarının yaşa göre düzenli yapılması gerektiğini belirterek, şunları söyledi:
“Gastroskopi 40 yaşından, kolonoskopi ise 50 yaşından itibaren rutin hale gelmeli ve her şey normalse 5 yılda bir tekrarlanmalı.
Ailesinde mide veya kolon kanseri öyküsü olan bireylerde bu yaş sınırının daha erken olması gerekiyor. Bir kişi 35 yaşında mide kanseri olduysa, yakın akrabalar 25 yaşından itibaren gastroskopi yaptırmalıdır. Ancak her endoskopik işlemin uygun hasta, uygun zaman ve uygun endikasyon gerekir.’’
Erken Tanı: Hayat Kurtaran Detay
“Kanserle mücadelede en güçlü silah hâlâ erken tanıdır.”
Dr. Belen, mide ve kolon kanserlerinin sinsi ilerlediğini, erken evrede belirti vermeyebileceğini belirterek, endoskopinin bu “sessiz düşmanı” görünür kıldığını ifade etti.
Erken evrede tespit edilen tümörlerin, cerrahi müdahaleye gerek kalmadan tedavi edilebildiğini ve bu durumun hem bireysel hem toplumsal kazanç sağladığını söyledi.
Sağlık Ekonomisine ve Turizmine Katkı
Endoskopik işlemlerin kısa süreli, düşük maliyetli ve yüksek verimlilik sunduğunu söyleyen Dr. Belen, bu yöntemin Türkiye’nin sağlık ekonomisini güçlendirdiğini ifade ederek,
“Erken tanı oranları arttıkça kanser tedavi maliyetleri düşer. Bu hem sağlık sistemine yükü azaltır hem de ülke ekonomisine katkı sağlar” diye konuştu.
Belen, Antalya’nın bu konuda dikkat çekici bir merkez haline geldiğini vurgulayarak,
“Yüksek donanımlı merkezler ve deneyimli ekiplerle Antalya, sağlık turizminde endoskopik işlemler için güvenilir bir destinasyona dönüştü. Yabancı hastalar tatil ve tedaviyi bir arada bulabiliyor” dedi.
Tanıda Devrim, Tedavide Hassasiyet
Endoskopinin yalnızca bir görüntüleme yöntemi değil, aynı zamanda hedefe yönelik bir tedavi aracı olduğunu belirten Dr. Belen şöyle konuştu:
“Artık cerrahinin en hassas bıçağı, endoskopun ucundaki kamerasıdır. Kanama durdurma, polip çıkarma ve perforasyon onarımı gibi işlemlerin endoskopik olarak yapılabilir.
Bu sayede hastalar daha az ağrı yaşayıp, kısa sürede sosyal yaşamlarına dönebiliyor.
Yapay Zekâ Destekli Gelecek
Yapay zekâ teknolojileri endoskopiyi yeni bir boyuta taşıyacak. Yakın gelecekte poliplerin şekli ve rengine göre anında malignite olasılığı belirlenebilecek. Bu da tanı güvenilirliğini artıracak. Endoskopi, tıbbın mikroskobik dürbünü gibidir. Vücudun derinliklerine zarar vermeden ulaşır, hastalığın izini sürer, gerekirse onu yerinde tedavi eder. Her erken tanı bir hayatı değiştirir. Endoskopinin sessiz kamerası, bir toplumun sağlık geleceğini şekillendiren en parlak ışıktır.”